|
Yazar Hüseyin OKUR
|
|
Friday, 14 March 2008 |
|
Allah Erleri’nden biri daha, Seyda Molla Yahya k.s. Hazretleri de dünyadaki vazifesini tamamlayıp Rabbine döndü. Gönüllerde üzüntü ve hüzün var. Üzülüyoruz, çünkü alimin ölümü alemin ölümüdür. Tesellimiz ise, onun 68 yılını geçirdiği bu mihnet yurdundan daha güzel bir yere hicret etmiş olması. |
|
|
Yazar Ebubekir Sifil
|
|
Tuesday, 05 February 2008 |
Kur'an'ın doğru anlaşılması için başta Efendimiz s.a.v.'in sünneti olmak üzere, başvurulması gereken birtakım ölçüler bulunması tabii ve gereklidir. Bu yazıda, bu “gereklilikler” arasından Sünnet üzerinde durmaya ve Sünnet olmadan Kur'an'ın Rabbimiz'in muradına uygun olarak anlaşılmasının mümkün olmayacağını yine Kur'an ayetleriyle ortaya koymaya çalışacağız.
Yazıya başlık olarak seçtiğimiz cümlenin “Kur'an'daki İslâm” sloganını çağrıştırdığının farkındayız. Bilinçli olarak yaptığımız bu seçimin amacı da bu sloganın Kur'an'a uygun olmadığını ortaya koymaktan başka bir şey değil zaten.
|
| |
|
|
Yazar Semerkand Dergisi Şubat 2006 Sayısı
|
|
Wednesday, 23 January 2008 |
Yüce Allah: “Ey arz! Suyunu yut! Ve ey gök! Yağmuru tut!..” buyurdu. “Su çekildi. İş de bitti, gemi Cudi’ye oturdu.” (Hud, 44)
Ardından, “Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in.” (Hud, 48) buyuruldu.
Muharrem ayının onuncu günüydü. Nuh a.s. bu günü oruç tutarak geçirdi.
. . .
Musa a.s. ve ümmeti denizin ortasında açılan yoldan geçerek Firavun’un zulmünden kurtuldu.
Muharrem ayının onuncu günüydü. Musa a.s. o gün oruç tuttu.
|
|
|
Yazar Ali Demirtopuz
|
|
Monday, 21 January 2008 |
Kudüs’ün fethi bir birlik öyküsüdür. Küçük hesaplarla didişip parçalanmış olanların, sonunda büyük hesabı görüp bir araya gelmesidir. Bu hesabın yine yapılması, tekrar tekrar yapılması gerekir. Kudüslerin kurtuluşuna başka çıkar yol yok.
Kudüs nasıl kaybedilir? Kaybetmenin formülü o gün de bugün de aynıdır: Bölük pörçük olmak... Şüpheye gerek yok, düşman elimizdekileri gelip alacaktır. Küçük hesapların peşinden giden küçük adamlar, büyük bir tarihi mirası hayret verici bir süratle kemirebilirler. XI. yüzyılın sonuna iyice yaklaşılmışken olan da budur. |
|
|
Yazar HALİL AKGÜN
|
|
Friday, 18 January 2008 |
Modern dünyaya yeni sınırlar çizerek girdik. İnsanlar, toplumlar, ülkeler arasında çizilen sınırlar, bize yeni kimlikler verdi. Yeni aidiyet duyguları ihdas etti. Sınırlar çizerek kendimizi güvende hissedeceğimizi sandık. Fakat artık bu sınırlar bize yetmiyor. Gönül coğrafyamıza, inanç iklimimize, maneviyat haritamıza dar geliyor.
İmparatorlukların yıkılıp ulus devletlerin kurulduğu 18. ve 19. yüzyıllar tarihin en uzun yüzyıllarıdır. Bu dönemde ortaya çıkan insan ve toplum tasavvurları, yeni siyasi, ekonomik ve siyasi sistemlerin de doğmasına neden oldu. İmparatorlukların adem-i merkeziyetçi yapısının yerini merkezî ulus devletler aldı. Farklı dil, kültür ve etnisitelerden oluşan toplumlar, tek bir etnik temele dayalı olarak tanımlandı. Türkiye gibi pek çok müslüman toplum, bugün bu dar, tek boyutlu ve yapay kimlik tanımlarından kurtulmaya çalışıyor. |
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 10 Toplam: 4645 |