Üye Giriş

Tavsiye Programlar

Firefox 2

Alexa Tolbar

zekat Kitaplar

Çoban Baba PDF Yazdır E-posta
Yazar Hanzala   
Wednesday, 05 November 2003
ANADOLU EVLIYALARI

Çoban baba

Erzurumdan çikip on, oniki kilometre kuzeybatiya dogru ilerlediniz mi Köse Mehmet geçididyle karşilaşirsiniz.
Çok keskin, çok sert iki yamacin meydana getirdigi bu geçid yaz bahar aylarinda burcu burcu kekik kokar, kişin ak kürklere bürünür, sirli, düşünceli, kendini ele vermeyen bir alemdir.
Köse Mehmet geçidinin tatli rüyalari da vardir, karanlik kabuslari da...
Sevdalilar bu geçidi çokluk geçmişler, kervanlar bu geçidte ateş yakip mola vermişler, sila türküleri, sevda türküleri dagdan daga ulaşmiştir.
Erzurum'un Ruslar tarafindan kuşatildigi ve aslanlar gibi dayandigi yillarda, gönlü kara biri Rus ordularina Köse Mehmet geçidini haber vermiş, geçid oraya açik verdigi için düşman oradan bir yilanin akişi gibi , Erzurum'a akmişti.
Kara günlerdi o günler, bereket çok uzaklarda kaldi. Köse Mehmet geçidinin bir yüzü çoban dede dagidir. Çobandede daginda da çigdemler çabuk açar, kekikler burcu burcu kokar, rüzgârlar ilgit ilgit eser.
Bu dagda küçük bir mezar vardir. Başucunda birkaç çam agacinin nöbet tuttugu bu mezar, koca daga adini vermiş olan Çoban dede'nindir.
Her akşam , gün kararmadan, Köse Mehmet geçidindeki köyden, Çoban dede'ye gidiyorlar,mezarinin topragini kabartip mumlarini uyariyorlar, Allah'a niyazlar, dualar, edip Fatiha'lar okuyup köye öyle dönüyorlar.
Ve her gün mezara karşi geçid başinda nöbet tutan yigit Türk erleri onun mumlarinin işigini seyrede seyrede nöbetini tamamliyor
Kimdi bu çoban Baba?
Sürüsünü almiş, otlata otlata daga dogru çikiyordu. Bazen bir çam altinda mekan tutup yanik yanik kaval çaldigi olurdu. Derin adamdi,aşik adamdi.Yildizlarin uzakligina tasalari, düşünceleri vardi. Insanoglunun nereden gelip nereye gittigini pek merak ederdi. O böyle düşüne düşüne, kendi kendisiyle söyleşe halleşe hayli yol almiş, hayli de yorulmuştu.
Bakti ki susuzdur, gözünün önüne kara topraktan fişkirmiş kol kol billur sular geldi. Fakat o yana bakti, bu yana bakti su bulamadi. Etrafta ne bir pinar, ne bir patlak vardi.
Yürümeye, koyunlari da kendisiyle birlikte gelmeye devam ediyor, fakat Çoban aradigi suyu bulamiyordu.
Sanki daglar, âşik Kerem'in, susuz kalasin, kararip gidesin, diye beddua ettigi Karadag'a dönmüştü.
Çoban'in susuzlugu gittikçe artti. Dudaklari şahrem şahrem yarildi.Cigeri göz gözdaglandi.
Çoban bakti ki, susuz olan yalniz kendi degildir.
Oglaklar, kuzular dilleri dişarda meleşiyor. Koyunlarin başlari önlerine düşmüş. Koçlar huysuz ve öfkeli. Gün akşama dönünceye kadar, bütün sürü su ariyor Köpekler ayaklariyla yeri deşiyor, çoban o çalinin dibinden ötekine koşuyor, nafile!
Sonunda yorgun ve takatsiz düştü.
Mis gibi kokulu bir mersib kümesinin dibinde topraga çöktü. Başini niyaz secdesine egdi:
"Rabbim" dedi, "Güzel Rabbim!! Sürüm de ben de susuzluktan mi ölelim? Rahmet deryalarin mi tükendi? Sesim sana yabanci mi geliyor? Bu güne kadar bir dedigimi iki etmedin Allahim. Benden bir suyunu mu esirgeyeceksin? Ben susuzluktan ölsem bir şey lazim gelmez, ama bu hayvanciklarin meleşmeleri sana da aci gelmiyor mu?"
Çoban hem söylüyor, hem agliyordu. O kadar çok agliyordu ki, gözünün yaşi topragi yikiyordu. Başi hâlâ o toprakta secdedeydi. Birden dudaklarina serin ve leziz bir zevk degdi... Önce ne oldugunu anlayamadi.Serinlik bütün yüzünü kaplayinca başini kaldirdi ve hayretle gödü ki, yerden bir pinar patlamiş, gürül gürül kayniyor. Serin, tatli, işil işil.
Şimdi Çoban daha çok agliyordu. Niyazi olmuş, Rabbi onun sesini duymuştu.
Bu sevinçle, az evvelki vaadini unutacak degildi. Çoban onun için tekrar konuştu:
"Artik ölebilirim güzel Allah'im, dedi. Artik ölebilirim. Bu su beni ihya etti. Degilmi ki sürüm susuzluktan kurtulacak, degil mi ki sen beni duydun, rehmet hazneni benden esirgemedin, artik bu can bana lâzim degil!"
Çoban Dede'nin cani Hakk'a lazimdi, alişverişi oracikta tamamlayiverdiler. Sürü, gidenden, gelenden habersiz suya baş uzatmişti. Yalniz çoban köpekleri huysuz, endişeli, mahzun homurdaniyorlardi.
Çobandede daginda, bu su hâlâ akip gider. Yalniz sürülerin dagda oldugu mevsimde. Sürüler inince su da kesilir.
Düşman o yaylalarin üzerine kara bir bulut gibi indigi zaman Köse Mehmet geçidini kendilerine gösteren agzi karanin köyü de dahil her yeri yakip yikmiş Çobandede'nin manevi himayesindeki yerlere el sürülememiştir.

Yorumlar (0)add comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
Sonraki >