|
ANADOLU EVLIYALARI
Çoban baba
Erzurumdan çikip on, oniki kilometre kuzeybatiya dogru ilerlediniz
mi Köse Mehmet
geçididyle karşilaşirsiniz.
Çok keskin, çok sert iki yamacin meydana getirdigi bu
geçid yaz bahar
aylarinda burcu burcu kekik kokar, kişin ak kürklere bürünür, sirli,
düşünceli, kendini ele vermeyen bir alemdir.
Köse Mehmet geçidinin tatli rüyalari
da vardir, karanlik kabuslari
da...
Sevdalilar bu geçidi çokluk geçmişler,
kervanlar bu geçidte ateş
yakip mola vermişler, sila türküleri, sevda türküleri dagdan
daga
ulaşmiştir.
Erzurum'un Ruslar tarafindan kuşatildigi ve aslanlar gibi
dayandigi
yillarda, gönlü kara biri Rus ordularina Köse Mehmet geçidini haber
vermiş, geçid oraya açik verdigi için düşman oradan bir yilanin
akişi gibi , Erzurum'a
akmişti.
Kara günlerdi o günler, bereket çok uzaklarda kaldi. Köse Mehmet
geçidinin
bir yüzü çoban dede dagidir. Çobandede daginda da çigdemler çabuk
açar, kekikler burcu burcu kokar, rüzgârlar ilgit ilgit eser.
Bu dagda küçük bir mezar
vardir. Başucunda birkaç çam agacinin
nöbet tuttugu bu mezar, koca daga adini
vermiş olan Çoban
dede'nindir.
Her akşam , gün kararmadan, Köse
Mehmet geçidindeki köyden, Çoban
dede'ye gidiyorlar,mezarinin topragini kabartip
mumlarini uyariyorlar,
Allah'a niyazlar, dualar, edip Fatiha'lar okuyup köye öyle
dönüyorlar.
Ve her gün mezara karşi geçid başinda nöbet tutan yigit Türk
erleri onun mumlarinin işigini seyrede seyrede nöbetini tamamliyor
Kimdi bu çoban
Baba?
Sürüsünü almiş, otlata otlata daga dogru çikiyordu. Bazen bir
çam
altinda mekan tutup yanik yanik kaval çaldigi olurdu. Derin
adamdi,aşik
adamdi.Yildizlarin uzakligina tasalari, düşünceleri
vardi. Insanoglunun nereden gelip
nereye gittigini pek merak ederdi. O
böyle düşüne düşüne, kendi kendisiyle söyleşe
halleşe hayli yol
almiş, hayli de yorulmuştu.
Bakti ki susuzdur, gözünün
önüne kara topraktan fişkirmiş kol
kol billur sular geldi. Fakat o yana bakti, bu yana
bakti su bulamadi.
Etrafta ne bir pinar, ne bir patlak vardi.
Yürümeye,
koyunlari da kendisiyle birlikte gelmeye devam ediyor, fakat
Çoban aradigi suyu
bulamiyordu.
Sanki daglar, âşik Kerem'in, susuz kalasin, kararip gidesin, diye
beddua ettigi Karadag'a dönmüştü.
Çoban'in susuzlugu gittikçe artti. Dudaklari
şahrem şahrem yarildi.Cigeri
göz gözdaglandi.
Çoban bakti ki, susuz olan
yalniz kendi degildir.
Oglaklar, kuzular dilleri dişarda meleşiyor. Koyunlarin başlari
önlerine
düşmüş. Koçlar huysuz ve öfkeli. Gün akşama dönünceye kadar, bütün
sürü su ariyor Köpekler ayaklariyla yeri deşiyor, çoban o çalinin
dibinden ötekine
koşuyor, nafile!
Sonunda yorgun ve takatsiz düştü.
Mis gibi kokulu bir
mersib kümesinin dibinde topraga çöktü. Başini
niyaz secdesine egdi:
"Rabbim" dedi, "Güzel Rabbim!! Sürüm de ben de
susuzluktan mi
ölelim? Rahmet deryalarin mi tükendi? Sesim sana
yabanci mi geliyor? Bu güne kadar
bir dedigimi iki etmedin Allahim.
Benden bir suyunu mu esirgeyeceksin? Ben
susuzluktan ölsem bir şey lazim
gelmez, ama bu hayvanciklarin meleşmeleri sana da aci
gelmiyor
mu?"
Çoban hem söylüyor, hem agliyordu. O kadar çok
agliyordu ki, gözünün
yaşi topragi yikiyordu. Başi hâlâ o toprakta secdedeydi.
Birden
dudaklarina serin ve leziz bir zevk degdi... Önce ne oldugunu
anlayamadi.Serinlik bütün yüzünü kaplayinca başini kaldirdi ve
hayretle gödü ki, yerden
bir pinar patlamiş, gürül gürül kayniyor.
Serin, tatli, işil işil.
Şimdi Çoban daha
çok agliyordu. Niyazi olmuş, Rabbi onun sesini
duymuştu.
Bu sevinçle, az
evvelki vaadini unutacak degildi. Çoban onun için
tekrar konuştu:
"Artik ölebilirim güzel Allah'im, dedi. Artik ölebilirim. Bu su
beni ihya etti. Degilmi ki
sürüm susuzluktan kurtulacak, degil mi ki
sen beni duydun, rehmet hazneni benden
esirgemedin, artik bu can bana lâzim
degil!"
Çoban Dede'nin cani
Hakk'a lazimdi, alişverişi oracikta tamamlayiverdiler.
Sürü, gidenden, gelenden habersiz
suya baş uzatmişti. Yalniz çoban
köpekleri huysuz, endişeli, mahzun
homurdaniyorlardi.
Çobandede daginda, bu su hâlâ akip gider. Yalniz sürülerin
dagda
oldugu mevsimde. Sürüler inince su da kesilir.
Düşman o yaylalarin
üzerine kara bir bulut gibi indigi zaman Köse
Mehmet geçidini kendilerine gösteren agzi
karanin köyü de dahil her
yeri yakip yikmiş Çobandede'nin manevi himayesindeki
yerlere el sürülememiştir.
|