| Eskici Baba |
|
|
|
| Yazar Hanzala | |
| Wednesday, 05 November 2003 | |
|
Eskici Baba Eskici babanin ebedi istirahatgâhi Bursa'da Tezveren Hz. giderken dar sokaklarin hemen kenarindaki yol üzerinde bulunmaktadir Sokakta bir adam , başini iki eli arasina almiş, agliyordu. Binek taşinin üzerine oturmuştu! Hava iyice ayazlamişti, neredeyse sabah ezanlari okunacakti. Aglayan adam, birden dizi dibinde bir kimsenin belidigini gördü. Gelen çok sessiz gelmişti. Onun zuhur aninda , aglayan , içinde en ufak bir kederi, bir sikintisi kalmadigini anlayiverdi.başini kaldirip gelenin yüzüne baktiçocuksu çocuksu , gözlerini, göz yaşlarindan islanan sakalini sildi. -Neden agliyorsun? --Karim evden kovdu? -Kimsin Sen? --Ben mi? Eskici Baba! şu köşedeki küçücük dükkanda... Beni hiç görmedinmi? -Gördüm. Ben kimim. biliyormusun? --Şeyh Üftade'sin. Seni tanimayan varmi? -Neden evden kovuldun? --Hacca gidemedigim için... Karim haci karisi olmak istiyor... Yillardir başimin etini yer, ama ben fukara bir eskiciyim, iki kuruşu bir araya getiremiyorum ki! -Şimdi hacca gitmek istermisin? --Neye yarar? Yarin hacilar Arafat'ta olacaklar, onlara yetişmemin imkâni yok ki! - Istersen sen de yarin Arafat'ta olabilirsin. --Benimle şaka etme üftade! -Hayir , şaka etmiyorum, kapa gözünü! Haydi Allah selamet versin! Davaci kadini, Bursanin en ünlü kadisi Aziz Mahmut Hüdaî Efendinin önüne getirdiler; nefes almadan belki bir saat konuştu. "Artik bu adamla oturamam Kadi Efendi!" diyordu. "Kurban bayramindan iki gün evvel Bursa'da oldugunu herkes biliyor. Halbuki ona sorun Hacca gitmiş, Arafat'a çikmiş, şeytan taşlamiş, zemzemler, sürmeler getirmiş... beni aldatiyor, nasil gidermiş? Bir alayda yalanci şahit bulmuş. Hepsi , Eskici Baba orada bizimle beraberdi diye yemin üstüne yemin basiyorlar. Kadi Şahitleri dinledi: Evet! Eskici Baba Hicaz'a gitmiş haci olmuştu. Bursa'daki şahitleri dinledi:Evet Eskici Baba Kurban bayramindan iki gün evvel Bursa'daydi. Bursa'nin ünlü kadisi şahitlerin sözüne göre , Eskici Babayi Hac yapmiş kabul ederek kadinin boşanma istegini geri çevirdi. Fetvayi vermişti ama bu işte anlayamadigi bir yan vardi. Zaten son zamanlarda her işte ona iki yan görünüyordu; bir akil erdirebildigi , bir de akil erdiremedigi yan! Bilgindi, develer yükü kitap okumuştu. Akli herşeye erer zannediyordu. Fakat bir gece rüyasinda cehennemi görmüş , rahatini huzurunu kaybedivermişti. O günden sonra Ferhadiye medresesinde kürsüdeyken ya da bir davayi halle ugraşirken aklina gelse soguk terler döküyordu. Bozulmuş düzenini yerine getirecek, kaybettigi huzurunu ona geri verecek bir şey ariyordu. Bu aradigi neydi? kimdi? sorsaniz ünlü kadi cevabini veremezdi. Aziz Mahmut Efendi, Eskici Baba'yi dükkaninda buldu: -Bana bak eskici! Diye başladi. "Fetvayi aldin. Şahitlerin seni kurtardi Şimdi söyle bakalim bu işin iç yüzünde ne var?" Eskici saflik kapisindan girdi, hangi işti, ne olabilirdi? iç yüzü filan yoktu... diye kem küm etti , kadiyi kandiramadi. Inkar kapisindan girdi: gittim işte geldim işte... diye kem küm etti. kadiyi kandiramadi.Yalani, dolani beceremezde... Oturdu, o sabah ezani başina gelenleri bir bir anlatti. Lakirdisinin sonu yarim kalmişti. Kadi Üftade'nin adini duyunca yerinden firladi. Aradigi oydu işte! Daha adini duyar duymaz gönlüne bir aydinlik gelmiş,kalbinin üstündeki agir yük kalkmişti. Şeyh üftade , Aziz Mahmut Hüdai'yi dinledi, dinledi, dinledi. sonra nazli nazli boynunu büktü: "Yazik Kadi Efendi!" dedi "Yaliş kapi çaldin. Burasi yokluk kapisidir, biz yokluk kapisinin kuluyuz. Sen ise varlik kapisinin adamisin, ikimiz bagdaşamayiz. Senin ilmin var bilgin var şanin, şerefin, malin, mülkün... kisaca Allah'tan başka her şeyin, yani dünyan varç Bizim hiç, hiç bir şeyimiz yok! Allah'tan başka! Aziz Mahmut'un gözlerinden iki sira yaş iniyordu. "Her şeyimi, bu kapinin önünde birakiyorum. Şanimi şerefimi, malimi, mülkümü... her şeyimi. Yeter ki sen elini üzerimden çekme!" dedi. Ertesi gün ve daha sonraki günler Bursa Şer'iye mahkemesi'nin en ünlü kadisi , görevi başina gelmedi, makami boş kaldi. Işini gücünü, kitabini defterini, adini şanini birakmişbir aba bir asâ, Üftadenin kapisina kul olmuştu. Halkin nazarinda velî ile deli arasinda büyük fark yoktur. Aziz Mahmut Hüdai'nin adi tez vakitte Bursa'da Deli Kadi oluverdi. Şehir çelkalandi, çalkalandi, günlerce bu olayi konuştu. Sonra her zaman oldugu gibi usandi, peşini birakiverdi. Mürşid ve mürid baş başa, can cana kaldilar. Aziz Mahmut Hüdai mürsidini aştan üstün bir duyguyla seviyordu. Develer yükü kitabin ona ögretemedigini Üftade'nin bir bakişi ögretiyor, gönlünden geçen bir sualine bin cevap birden geliyor, müşküller müşkülden çözülüyor, imkânsizlar mümkün oluyordu. Üftade mürüdine "Hakki sevmek ancak Khalki sevmekle mümkün olur" diye ögretiyordu. "Her zerrede Hakki göreceksin, Her zerreye Hak muamelesi yapacaksin, başka yolu yoki bu böyledir." Aziz Mahmut , Hak tecellisiyle içi nur kesilmiş, mürşidinin yüzüne baktikça gerçekten Hakki görüyor ve "Ne dogru söylüyor" diyordu. Bir kiş sabahiydi, gözlerini açti ki mürşidin abdest alma vakti gelmiş , ama o abdest suyunu isitmaya geç kalmişti. Bu gafletini affedemedi, ateş yakmaya vakit yoktu, bakir ibrigi kalbinin üstüne koydu cübbesiyle sardi, içten zikre başladi"Allah! Allah!" diye inliyor, suyu ateşiyle isitmaya çalişiyordu. Üftade abdest alirken başini kaldirip eline su döken ünlü Kadi'ya bakti. " Aziz'im!" dedi, "Bu su odun ateşiyle isinmiş suya benzemiyor, aşkinin ateşiyle kaynamiş bu su... Bizide yakti." -----*****----- Aziz Mahmut Efendi, Eskici Baba'yi dükkaninda buldu: -Bana bak eskici! Diye başladi. "Fetvayi aldin. Şahitlerin seni kurtardi Şimdi söyle bakalim bu işin iç yüzünde ne var?" Eskici saflik kapisindan girdi, hangi işti, ne olabilirdi? iç yüzü filan yoktu... diye kem küm etti , kadiyi kandiramadi. Inkar kapisindan girdi: gittim işte geldim işte... diye kem küm etti. kadiyi kandiramadi.Yalani, dolani beceremezde... Oturdu, o sabah ezani başina gelenleri bir bir anlatti. Lakirdisinin sonu yarim kalmişti. Kadi Üftade'nin adini duyunca yerinden firladi. Aradigi oydu işte! Daha adini duyar duymaz gönlüne bir aydinlik gelmiş,kalbinin üstündeki agir yük kalkmişti. Şeyh üftade , Aziz Mahmut Hüdai'yi dinledi, dinledi, dinledi. sonra nazli nazli boynunu büktü: "Yazik Kadi Efendi!" dedi "Yaliş kapi çaldin. Burasi yokluk kapisidir, biz yokluk kapisinin kuluyuz. Sen ise varlik kapisinin adamisin, ikimiz bagdaşamayiz. Senin ilmin var bilgin var şanin, şerefin, malin, mülkün... kisaca Allah'tan başka her şeyin, yani dünyan varç Bizim hiç, hiç bir şeyimiz yok! Allah'tan başka! Aziz Mahmut'un gözlerinden iki sira yaş iniyordu. "Her şeyimi, bu kapinin önünde birakiyorum. Şanimi şerefimi, malimi, mülkümü... her şeyimi. Yeter ki sen elini üzerimden çekme!" dedi. Ertesi gün ve daha sonraki günler Bursa Şer'iye mahkemesi'nin en ünlü kadisi , görevi başina gelmedi, makami boş kaldi. Işini gücünü, kitabini defterini, adini şanini birakmişbir aba bir asâ, Üftadenin kapisina kul olmuştu. Halkin nazarinda velî ile deli arasinda büyük fark yoktur. Aziz Mahmut Hüdai'nin adi tez vakitte Bursa'da Deli Kadi oluverdi. Şehir çelkalandi, çalkalandi, günlerce bu olayi konuştu. Sonra her zaman oldugu gibi usandi, peşini birakiverdi. Mürşid ve mürid baş başa, can cana kaldilar. Aziz Mahmut Hüdai mürsidini aştan üstün bir duyguyla seviyordu. Develer yükü kitabin ona ögretemedigini Üftade'nin bir bakişi ögretiyor, gönlünden geçen bir sualine bin cevap birden geliyor, müşküller müşkülden çözülüyor, imkânsizlar mümkün oluyordu. Üftade mürüdine "Hakki sevmek ancak Khalki sevmekle mümkün olur" diye ögretiyordu. "Her zerrede Hakki göreceksin, Her zerreye Hak muamelesi yapacaksin, başka yolu yoki bu böyledir." Aziz Mahmut , Hak tecellisiyle içi nur kesilmiş, mürşidinin yüzüne baktikça gerçekten Hakki görüyor ve "Ne dogru söylüyor" diyordu. Bir kiş sabahiydi, gözlerini açti ki mürşidin abdest alma vakti gelmiş , ama o abdest suyunu isitmaya geç kalmişti. Bu gafletini affedemedi, ateş yakmaya vakit yoktu, bakir ibrigi kalbinin üstüne koydu cübbesiyle sardi, içten zikre başladi"Allah! Allah!" diye inliyor, suyu ateşiyle isitmaya çalişiyordu. Üftade abdest alirken başini kaldirip eline su döken ünlü Kadi'ya bakti. " Aziz'im!" dedi, "Bu su odun ateşiyle isinmiş suya benzemiyor, aşkinin ateşiyle kaynamiş bu su... Bizide yakti."
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|













