|
Yazar Hanzala
|
|
Thursday, 06 November 2003 |
|
Serçe ile
Avcı
Vcının biri bir gün bir serçe avlar, serçe dile gelerek
avcıya
"Bana ne yapmayı düşünüyorsun" diye sorar, avcı serçeye
" seni kesip yiyeceğim" cevabını verir.
Bunun üzerine serçe avcıya
"vallah,, benim etim ne kahvaltılık
olur, ne de karın doyurur. Fakat eğer beni
salıverecek olursan sana
üç şey öğretirim, onlar etimi yemekten daha çok işine yarar.
Kabul
edersen bu üç şeyin ilkini şimdi elinde iken, ikincisini elinden uçup
karşıdaki ağaca konunca üçüncüsünü de ağaçtan uçup önümüzdeki
tepeye varınca
söyleyeceğim" der.
Kuşun teklifine avcının aklı yatar, onu salıvermeye karar
verir,
"öğreteceğin ilk şeyi söyle bakalım" der. bunun üzerine
kuş
avcıya "elinden kaçan fırsatlar için hayıflanma" der.
Avcı kuşu salıverir. Uçup
karşı ağacın bir dalına konunca da
ikinci şeyi öğretmek üzere "olmayacak şeye
inanma"der. Bu sözlerden
sonra kanatlanan kuş avcının önündeki bir tepeye varıp
konar, oradan
avcıya şöyle der. Ey Bedbaht adam:"Eğer beni kesmiş olsaydın
kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci çıkaracaktın"der.
Bu
sözleri duyan avcı kaçırdığı fırsat karşısında hayıflanarak
dudaklarını ısırır. Artık elinden
bir şey gelmeyeceği için kuşa
"üçüncüyü söyle" der.
Kuş avcıya
"Sen ilk iki nasihatimi unuttun üçüncüsünü sana
nasıl söyleyeyim ben
sana"kaçırdığın fırsatlar için hayıflanma"
demedim mi? Oysa sen daha az
önce beni elinden kaçırdın diye hayıflanıverdin.
"Yine ben sana "olmayacak
şeye inanma" demedim mi? Benim
etim, kanım ve tüylerimin hepsi tartılsa yirmi
miskal çekmez, kursağımda
her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci nasıl
olabilir?"
der. ve uçup gözden kaybolur.
Bu hikayenin özü
şudur:İnsanoğlu, kendisini aşırı tamahkarlığa
kaptırınca basireti kapanarak gerçeği idrak
edemez oluyor ve olmayacak
şeyi olabilir gibi görüyor.
|