| Adaleti |
|
|
|
| Yazar Hanzala | |
| Sunday, 28 December 2003 | |
|
Adaleti
Peygamberimiz ( s.a.s.)
adeletli bir insandı. Kimsenin Haksızlığa
uğratılmasına göz yummazdı. Esasen, doğrulukla
adalet birbirini tamamlayan iki
güzel haslet olup Bunların her ikiside Peygamberimiz’de (
s.a.s.) kemal
derecesinde idi. Gençliğinden beri herkes onu “ emin, güvenilir”
olarak
biliyordu. Ticaet arkadaşlari onun hakkinda “ ne kimsenin hakkını yerdi,
nede
kimseye hakkını yedirirdi. Hak konusunda batır gönül dinlemezdi” derler. Hz.
Peygamber
( s.a.s.) açıkça islamı davetle emroluduğunda, safa tepesinden kureyşlilere:
“
size şu dagin ardindan düşman atlilarinin gelmekte oldugunu söylesem
inanirmisiniz?”
deyince; “ Evet inanırız, çünkü sen hayatında asla yalan
söylemedin.” Cevabını veriyorlardı.
İnkarcılar Mekke dönemi boyunca
Peygamberimiz ( s.a.s.)’e “ Şair, mecnun,
sihirbaz-büyücü” diyerek iftiralarla
lekelemek istemişler, yabancilara onu böyle tanitarak
islam’ın yayılma hızını
kesmek istemişler, fakat ona asla “ yalancı, hayin” diyememişlerdi.
Hatta peygamberimiz
( s.a.s.)’in mektubunu Şam’da alan bizans imparatorunun: “ Daha
önce bu adamın
yalanına rastladınızmı ? sorusuna. Peygamberimizin baş düşmanlarından
olmasına
rağmen Ebu süfyan “ Hayır asla!” diye cevap vermek zorunda kalmıştır.
Cenab-ı
Hak, Peygamberimiz ( s.a.s.)’e “ Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket
et!”
talimatını vermiş, Peygamberimiz ( s.a.s.) de hayatı boyunca sırat-ı
müstakimden
ayrılmamıştır. Bir kere Mahzumilerden bir
kadın hırsızlık etmişti. Yüksek bir
aileye mensuptu. Bu yüzden kureyşliler bu kadının ceza
görmesine taraftar
olmamışlar. Hz. Üsame’yi de tavassut için Peygamberimiz ( s.a.s)’
e
göndermişlerdi. Çünkü Peygamberimiz ( s.a.s.) Hz. Üsame’yi çok severdi. İş te
bu
esnada Rasul-i Ekrem Hazretleri ( s.a.s.) şöyle buyurdu: “ ( Bugun
medeniyetlerinden hiçbir
eser kalmayan eski milletler) israiloğulları, bu gibi
taraf tutmalar yüzünden helak oldular.
Bunlar fakirler üzerine şiddetli cezalar
tatbik eder, nufuzlu ve zengin olanları cezasız
bırakırdı... Şayet kızım Fatıma
aynı suçu işleseydi gereken cezayı ona da
verirdim. Rebeze’den Medine’ye
gelmekte olan Sa’lebe oğullarından bir gurup
insan, şehrin yakınında bir yerde
konaklamışlardı. Peygamberimiz ( .s.a.s)
onlarla karşılaştı ve satın almak istediği bir devenin
fiyatını sordu. Pazarlık
yapıldı. Peygamberimiz ( s.a.s.) deveyi alarak Medine’ye döndü.
Fakat oradakiler,
deveyi satan alanın Hz. Peygamber ( s.a.s.) olduğunu bilmiyorlardı.
Parasını almadan
deveyi verdikleri için tartışmaya giriştiler. İçlerinden bir kadın
şöyle
diyordu: “ Niçin tartışıyorsunuz? Bu kadar paralık alınlı adam hiç görmedik.
Dikkat
etmedinizmi? Onun yüzü ayın on dördü gibi parlamaktaydı” Kadın, bu
sözleriyle, deveyi satın
alanın kendilerini aldatacak yaratılışta olmadığını
anlatmak istemiştti. Aradan çok geçmedi.
Hava kararmak üzere idi, bu sırada bir
zat geldi. Bir miktar yiyecekle devenin bedeli olan
parayı getirdi ve “ bunlar
Rasulullah( s.a.s.)’in gönderdiğini” söyledi. Topluluk ertesi gün
şehre
girdiginde Peygamberimiz ( s.a.s.) Mescid’de ashabına nasihat etmekle
meşguldü.
Bu esnada Ensar’dan bir zat Salebe Oğullarının geçmişte akrabasından
birini
öldürdüklerini, şimdi onlardan birini öldürmesi gerektiğini söyleyince
Peygamberimiz (
s.a.s.): “ Hayır bunu yapamazsınızé Bir evlad babasının suçu
yüzünden öldürülmez!
Buyurdu. Bir defasında da ganimet dağıtılırken taşkın
hareketlerde bulunan birine
Peygamberimiz ( s.a.s.) “ Sabırlı ol, sıranı bekle!”
diye elindeki ince değneği uzatmış, adamın
yüzü hafifçe çizilmişti.
Peygamberimiz ( s.a.s.) hemen değneği adamın eline vererek “ İşte
yüzüm!”
demişse de adam hatasini anlamiş olarak Peygamberimiz ( s.a.s.)’den
özür
dilemiştir. Hasili, Peygamberimiz ( s.a.s.),
sözün tam anlamiyla adalet ve
insaf sahibi idi. Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| Sonraki > |
|---|



Hz. Muhammed (s.a.v.) 










