|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Fil vak'asi
Fil vak'ası
Resul-i ekrem efendimizin doğmasına iki ay kadar zaman vardı. Bu sırada
Fil vak'ası meydana geldi. İnsanlar her taraftan akın akın gelip, Kabe'yi
ziyaret ederlerdi. Buna engel olmak isteyen Yemen valisi Ebrehe, Bizans
İmparatorunun da yardımı ile Sana'da büyük bir kilise yaptırdı.
İnsanların Kabe'yi değil bu kiliseyi ziyaret etmelerini istedi. Araplar
ise eskiden beri Kabe'yi ziyaret ettiklerinden, Ebrehe'nin yaptırdığı
kiliseye hiç itibar etmediler. Hakaret gözüyle baktılar. Hatta içlerinden
biri kiliseyi kirletti. Bu hadiseye kızan Ebrehe, Kabe'yi yıkmaya karar
verdi.
Bu maksatla büyük bir ordu hazırlayıp, Mekke üzerine yürüdü. Mekke'ye
yaklaşınca, Kureyş'in mallarını yağma etmeye başladılar, Abdülmuttalib'e
ait iki yüz deveye de el koymuşlardı. Abdülmuttalib, gidip develerini
istedi. Ebrehe;
- Ben sizin mukaddes Kabe'nizi yıkmaya geldim. Sen onu korumak
istemiyorsun da develerini mi istiyorsun?
- Ben develerin sahibiyim. Kabe'nin elbette sahibi vardır. Onu, O korur.
Ebrehe:
- Bana karşı onu koruyacak yoktur! diyerek Abdülmuttalib'e develerini
verip, sonra da Kabe'ye doğru ordusuna hareket emrini verdi.
Ebrehe'nin ordusunda, önde yürütülen ve böylece zafere kavuşulacağına
inanılan "Mahmud" adında bir fil vardı. Ebrehe, Kabe'ye yönelince, bu fil
yere çöktü ve yürümez oldu. Halbuki Yemen'e çevrilince; koşarak gidiyordu.
Böylece, Mekke'ye yaklaşıp hücuma gücü yetmeyen Ebrehe'nin ordusu
üzerine, Allahü teâlâ, Ebabil yani Dağ Kırlangıcı denilen kuşlardan bir
sürü gönderdi. Bu kuşların her biri; biri ağzında ikisi de ayaklarında
olmak üzere nohut veya mercimek büyüklüğünde üçer taş taşıyorlardı.
Bunları Ebrehe'nin ordusu üzerine bıraktılar. Taşlar, askerleri,
başlarından itibaren dikine delip geçiyordu. Taşa hedef olan her asker,
derhal ölüyordu.
Ayet-i kerimede de bildirildiği gibi, ordu, yenilmiş ekin yaprağı gibi
oldu. Bu durumu gören Ebrehe, telaşlanarak kaçmak istedi. Fakat kaçamadı.
Taşlara asıl hedef o idi. Ona da isabet etmişti. Kaçtıkça, etleri parça
parça dökülerek öldü. Bu vak'a, Kur'an-ı kerimde Fil suresinde şöyle
geçmektedir:
"O kuşların her biri, onların üzerine, çamurdan yapılmış ve ateşte
pişirilmiş taş atarlardı. Nihayet Allahü teâlâ onları, güve yemiş ekin
yaprağı gibi, yok ediverdi." |
|