|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Süt annenin anlattiklari
Süt annenin
anlattıkları
Halime Hatun, Peygamber efendimizi, süt anne olarak kabul ettikten sonra
gördüğü fevkaladelikleri şöyle anlatır:
Amine Hatun da bana sevgili yavrusunu verdikten sonra sordu;
- Ey Halime, üç gün evvel; "Senin oğluna süt verecek kadın, Beni Sa'd
kabilesinin Ebu Züeyb soyundandır" diye bir ses işittim" sen hangi
kabiledensin?
-Beni Sa'd kabilesindenim ve babamın künyesi Ebu Züeyb'dir, cevabını
verdim.
Ben de Mekke'ye gelmeden önce gördüğüm rüyayı ve gelirken sağımdan
solumdan; "Sana müjdeler olsun ey Halime! O gözler kamaştıran ve alemleri
aydınlatan nuru emzirmek sana nasib olacak" diye sesler geldiğini
anlattım.
Daha sonra, eşsiz Nur'u alıp hazret-i Amine'nin evinden ayrıldım.
Kocamın yanına varınca,
- Ey Halime bugüne kadar böyle güzel yüz görmedim. Bilmiş ol ki, sen çok
mübarek ve kadri yüksek bir çocuk almışsın, dedi. Ben de;
Vallahi, zaten böyle dilerdim, istediğim oldu, dedim.
Halime Hatun, kocası ile birlikte, Efendimizi alıp, Mekke'den yola
çıktıkları andan itibaren, O'nun bereketine kavuşmaya başladılar. Çelimsiz
ve hızlı gidemeyen merkebleri, artık küheylan kesilmişti.
Beraber geldikleri kafile, onlardan önce yola çıkıp çok uzaklaşmış
olmasına rağmen, kafileye tetişip onları geride bırakmıştı. Beni Sa'd
yurduna vardıktan sonra görülmemiş bir bolluğa ve berekete kavuştular.
Sütü az olan hayvanlarının memeleri dolup taşıyordu.
Kuraklık sebebiyle çok sıkıntıya düştüler ve bir ara yağmur duasına
çıktılar. Muhammed aleyhisselamı yanlarında götürüp dua ederek O'nun
hürmetine bol yağmura ve berekete kavuştular.
Peygamber efendimiz, süt annesi Halime Hatun'un sağ memesini emer, sol
memesini emmezdi. Onu da süt kardeşine bırakırdı. İki aylık iken emekledi.
Üç aylık olunca ayakta durur, dört aylık iken duvara tutunarak yürürdü.
Beş aylık iken yürüdü, altı aylık iken çabuk yürümeye başladı.
Yedi aylık iken her tarafa gider oldu. Sekiz aylık iken anlaşılacak
şekilde, dokuz aylık iken gayet açık konuşmaya başladı. Konuşmaya
başladığında ilk sözü, "La ilahe illallahü vallahü ekber. Velhamdülillahi
rabbil alemin" oldu.
O günden sonra Allahü teâlânın ismini anmadan hiç bir şeye elini
uzatmadı. Sol eli ile bir şey yemezdi. Yürümeye başladığında, çocukların
oynadıkları yerden uzak durur ve onlara; "Biz, bunun için yaratılmadık"
buyururdu. Her gün O'nu güneş ışığı gibi bir nur kaplar ve yine açılırdı.
Ay ile konuşur, ona işaret ettikçe hareket ederdi. Halime Hatun şöyle
anlatır:
İki yaşına girince, O'nu sütten kestim. Sonra anesine vermek üzere
kocamla Mekke'ye gittik. Fakat O'nun öyle bereketlerine kavuşmuştuk ki,
O'ndan ayrılmak, mübarek yüzünü görmemek bize çok güç geliyordu. O'nun
hallerini annesine anlattım. Amine Hatun;
- Benim oğlumun büyük şanı vardır, dedi. Ben,
- Vallahi, bundan daha mübarek bir kimse görmedim, dedim.
Sonra, Amine Hatun'a, bir çok bahaneler bularak biraz daha yanımızda
kalmasını istedim. Bizi kırmadı ve yanımızda kalması için izin verdi.
O'nunla tekrar kabilemize döndük. Bu sayede evimiz bereketle doldu,
malımız, mülkümüz ve şanımız arttı. Sayısız nimetlere kavuştuk. |
|