|
Hazret-i Hadicenin rüyası |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hazret-i Hadice'nin rüyasi
Hazret-i
Hadice'nin rüyası
Sevgili Peygamberimiz yirmi beş yaşlarında iken, Mekke'de geçim
sıkıntısı iyice artmıştı. Bu sebeple Mekkeliler, Şam'a gitmek üzere büyük
bir ticaret kervanı hazırladılar. Bu günlerde Ebu Talib, Efendimize bir
teklifte bulundu:
- Ey sevgili yeğenim! Fakirlik son haddine ulaştı. Kıtlık ve mücadele
ile geçirdiğimiz bu son yıllar elimizde, avucumuzda bir şey bırakmadı.
İşte, Kureyş kervanı hazırlanmış, Şam'a hareket etmek üzeredir. Hadice
Hatun da kervanla mal gönderecek. Mutlaka bu işi yapacak güvenilir
kimseler arıyor. Muhakkak ki, senin gibi emin, temiz ve vefakar bir
kimseye ihtiyacı vardır. Ne dersin?
Peygamber efendimizin ona cevabı,
- Sen nasıl istersen öyle yap, amcacığım! oldu.
Hazret-i Hadice; güzelliği, malı, aklı, iffeti, hayası ve edebi ile
Arabistan'da büyük şöhreti olan bir hanımefendi idi.
Bu sebeple her taraftan kendisine talib olan ve rağbet eden pek çok
kimse vardı. Fakat gördüğü bir rüya gereği o hiç kimseye iltifat
etmemişti. Rüyasında, "gökten ay inip koynuna girmiş, ayın nuru
koltuğundan çıkıp bütün alemi aydınlatmıştı." Sabahleyin bu rüyayı
akrabasından olan Varaka bin Nevfel'e anlattı. O şöyle tabir etti:
"Ahır zaman Peygamberi vücude gelmiştir. Seninle evlenir ve senin
zamanında O'na vahy nazil olur. Dininin nuru alemi doldurur. En önce iman
eden sen olursun. O Peygamber, Kureyş'ten ve Beni Haşim'den olur."
Hazret-i Hadice, bu cevaba çok sevindi ve o Peygamberin gelmesini
beklemeye başladı.
Ebu Talib, gidip hazret-i Hadice validemize durumu anlattı. Bunun
üzerine Hadice validemiz, Resulullah efendimizi görüp konuşmak üzere evine
davet etti.
Efendimiz teşrif edince pek ziyade tazim ve hürmette bulundu. Peygamber
efendimizin nezaketini, nezih ve pak cemalini görüp hayran kaldı.
Resulullah efendimize dedi ki: "Doğru sözlü, güvenilir, emniyetli ve güzel
huylu olduğunuzu biliyorum. Bu iş için hiç kimseye vermediğim ücretin, kat
kat fazlasını vereceğim..."
Hazret-i Hadice validemiz, bilgili bir hıristiyan olan amcasının oğlu
Varaka bin Nevfel'den peygamberlik alametlerini öğrenmişti. Efendimizin bu
ziyaretinde de peygamberlik vasıflarını üzerinde teşhis etmişti.
Sonra develerinden en güzelini sultanlara layık bir şekilde donattı.
Meysere'ye şunları söyledi:
"O'nu bu deveye büyük bir hürmet ile bindirip yularını eline al ve
kendini o hazretin hizmetkarı bil! O'ndan izinsiz bir iş yapma ve O'nu
muhafaza etmek, tehlikelerden korumak için canını esirgeme! Gittiğiniz
yerlerde çok eğlenmeyiniz ve çabuk geliniz. Böylece Haşimoğulları katında
mahcub olmayalım. Eğer bu dediklerimi harfiyyen yerine getirirsen, seni
azad eder ve istediğin kadar da mal veririm"
Kervan hazırlandı, Mekkeliler yakınlarıyla vedalaşmak üzere büyük
kalabalıklar halinde toplandılar. Sevgili Peygamberimizin akrabası,
amcaları ve Haşimoğullarının büyükleri de orada hazır oldular.
Peygamberimizin halası, Allahü teâlânın Resulüne bu görevi uygun
görmediği için çok üzüldü, ağlayıp feryad etti. "Ey Abdülmuttalib!! Ey
Abdullah! Kabirlerinizden kalkıp, başınızı bu tarafa çevirip de şu
mübareğin halini görün!" diyerek acılarını dile getirdi. Efendimizin
gözünden yaşlar aktı: "Beni sakın unutmayın, beni yad eyleyin!" diyerek
vedalaştı. |
|