|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
O, bu ümmetin Peygamberi!
"O, bu ümmetin
Peygamberi!"
Şam yönüne gitmekte olan kervandakiler, alemlere rahmet olarak
gönderilen sevgili Peygamberimizin üzerinde, O'nu gölgeleyen bir bulutun
ve kuşun (kuş şeklinde iki meleğin) O'nunla birlikte, sefer bitinceye
kadar hareket ettiğini gördüler.
Yolda yürüyemeyecek derecede yorulup kervandan geri kalan iki devenin
ayaklarını eliyle sığamasından sonra, develerin birden sür'atlenmesi gibi
nice hallerini görünce, O'nu son derece sevip, şanının çok yüce olacağını
anladılar.
Busra denilen yere vardıklarında, yine oradaki manastırın yakınında
konaklamışlardı. Gördüğü bir çok alametlerden, O'nun son peygamber
olacağını anlayıp söyleyen rahip Bahira ölmüş, yerine Nastura adında bir
başkası geçmişti.
Manastırın yakınına gelip konan Kureyş kervanını seyreden rahip Nastura,
yakınında bulunan bir kuru ağacın altına birinin oturduğunu ve o anda
yeşerdiğini görünce, Meysere'ye; "Şu ağacın altındaki zat kimdir?" diye
sordu. Meysere; "Bu Kureyş kabilesinin Harem halkından bir zattır" dedi.
Rahip; "Şimdiye kadar bu ağacın altına peygamberden başkası oturmamıştır"
dedi.
Diğer alametleri de gördükten sonra, "Bu, İncil'de bildirilen son
peygamber olacaktır. Ne olaydı ben O'nun peygamberlikte emrolunduğu zamana
ulaşsaydım" dedi...
Efendimiz, Busra pazarında Hadice Hatun'un mallarını satarken de, bir
Yahudi; "Lat ve uzza" adındaki putlara yemin et de inanayım" deyince, "Ben
o putlar adına asla yemin etmem! Onların yanından geçerken yüzümü başka
tarafa çeviririm" buyurdu.
O'ndaki diğer alametleri de gören Yahudi; "Söz, senin sözündür. Vallahi
bu zat peygamber olacak bir kimsedir" dedi ve; "Alimlerimiz kitaplarda
bunun vasfını bulmuşlardır" diyerek hayranlığını dile getirdi.
Meysere, Resulullah efendimizde gördüğü ve hakkında duyduğu her şeyi
zihnine nakşediyor ve O'na olan hayranlığı git gide artıyordu. Meysere'nin
kalbinde, Alemlerin efendisine karşı büyük bir muhabbet hasıl olmuştu.
Artık O'na zevkle ve hürmetle hizmet ediyor, en küçük bir işaretini büyük
bir aşkla yerine getiriyordu.
Götürülen mallar satılmış, Peygamber efendimizin bereketiyle her
zamankinden kat kat fazla kar edilmişti. Kervan dönüşe geçti.
Merr-uz-zahran mevkiine geldikleri zaman Meysere, sevgili Peygamberimize,
Mekke'ye müjde haberi götürmesini teklif etti. Efendimiz de kabul
buyurarak kervandan ayrılıp Mekke'ye doğru devesini sür'atlendirdi. Hadice
validemizin konağına geldi ve durumu anlattı. Verdiği müjde ile onu çok
sevindirdi.
Bir müddet sonra da kervan Mekke'ye girdi. Meysere, hazret-i Hadice
validemize, yolculuk esnasındaki fevkaladelikleri tek tek anlattı.
Peygamber efendimizi dili döndüğü kadar medh etti. Hazret-i Hadice,
bunları biliyordu, fakat bu sözler onun yakinini arttırdı. Meysere'ye, "Bu
gördüklerini kimseye söyleme!" diyerek tenbih etti.
Hadice validemiz, olup bitenleri Varaka'ya anlattı. O; "Ey Hadice, bu
anlattıklarından, O'nun, bu ümmetin peygamberi olacağı anlaşılıyor" dedi.
Peygamber efendimiz 12 yaşında iken amcası Ebu Talib ile ticaret için
Busra'ya kadar, 17 yaşında iken amcası Zübeyr ile Yemen'e, 20 yaşında
Şam'a ve 25 yaşında da hazret-i Hadice'nin mallarını satmak üzere yine
Şam'a olmak üzere tam dört defa seyahate çıktı. Bu seyahatlerinden başka
hiç bir yere seyahat yapmadı. |
|