|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hacer-ül-Esved"in yeri
Hacer-ül-Esved"in
yeri
Resulullah efendimiz otuz beş yaşında iken Kabe hakemi... O zaman,
yağmur ve seller Kabe'nin duvarlarını iyice yıpratmış... Ayrıca çıkan bir
yangın, Kabe'yi tahrib etmiş.
Binayı yeniden yapmak lazımdı. Bunun üzerine Kureyş kabilesi, Kabe'yi
İbrahim aleyhisselamın yaptığı temele kadar yıkıp, yeniden yapmaya
başladı. Her kabileye bir bölümünü vererek duvarları yükselttiler.
Böylece Mekke'nin yüreği Kabe, dümdüz bir plan üzerinde, altı satıhlı ve
sekiz köşeli, sır dolu şekliyle meydana çıktı.
Şimdi sıra, "Hacer-ül-Esved"i yerine koymaya gelmişti...
Bu işin büyük bir şeref olduğunu bilen kabileler, Hacer-ül-esved taşını
yerine koyma hususunda anlaşamadılar. Her kabile, bu şerefe kavuşmak
istediğinden, aralarında büyük bir anlaşmazlık çıktı... Ortalık birden
karıştı:
Biz koyacağız!- Siz koyamazsınız biz koyacağız!
- Hayır, ne siz, ne de öteki!.. Bizim şerefimiz, onu kendi ellerimizle
yerine koymak hakkını kimseye bırakmayız!
Abdüddaroğulları; "Bu işi bizden başkası yaparsa kan dökeriz" diyerek
ahdettiler. Dört-beş gün süren bu anlaşmazlık sebebiyle, neredeyse kan
dökülecekti.
İleri gelenler araya girdiler:
- Düşünür ve bir çaresini buluruz! Hele biraz sabır...diyerek
sakinleştirdiler halkı.
Bu sırada Abdülmuttalib'in dayısı ve yaşlı bir zat olan Huzeyfe bin
Mugire; "Ey Kureyş topluluğu! Anlaşamadığınız iş hakkında hüküm vermek
üzere, şu kapıdan ilk girecek zatı aranızda hakem yapın"diyerek, Kabe'ye
açılan Beni Şeybe kapısını gösterdi.
Orada bulunanlar bu teklifi kabul ettiler ve Beni Şeybe kapısına
bakarak, ilk girecek ve işin en nazik anında bu işi halledecek kimseyi
beklemeye başladılar.
Nihayet kapıdan; doğruluğunu, üstün ahlakını son derece takdir ettikleri
ve El-Emin yani hep kendisine güvenilir dedikleri Muhammed aleyhisselamın
geldiğini gördüler. "İşte el-Emin! O'nun hükmüne razıyız" dediler.
Nasıl razı olmasınlar "el-Emin" sıfatlı, kamil akıl ve ahlakında
herkesin birleşik olduğu Peygamberler Peygamberi çıkageldi. Dediler:
Seni hakem tayin ettik, ya Ebül-Kasım, sen hangi, kabileyi seçersen
taşı, yerine o koyacak...
Allahın Sevgilisi gülümsediler.
Bir örtü istettiler.
Gruplar, topluluklar, kabileler, hayretle bakıyor.
Örtü geldi.
Örtüyü yere sererek Hacer-ül-esved'i üzerine koyup;
- Her kabileden bir kişi bir ucundan tutsun, buyurdular.
Her kabilenin temsilcisi örtünün bir tarafını tuttular.
Hep beraber örtüyü kaldırttılar ve yürüttüler.
Taş, konulacağı yere geldi. Sonra mübarek elleriyle taşı alıp yerine
koydular.
Herkes memnun, herkes saadet ve itminan içinde... Çünkü, fert fert ve
kabile kabile bu işe katılmayan kalmadı. Allahın Resulü de yapı
faaliyetine iştirak buyurdular.
Böylece, çıkmak üzere olan büyük bir kavga önlendi. |
|