|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Abdülmuttalibin rüyasi
Abdülmuttalibin
rüyası
Sevgili Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib bir rüyasını şöyle anlatır:
Evimde uyurken, bir rü'ya gördüm ve çok korkdum. Ta'biri için Kureyşin
kahinine gittim ve anlatmaya başladım: Yerden göklere yükselen bir ağaç
gördüm. Dalları doğu ve batıya ulaşıyordu. O ağaçdan daha parlak bir nur
görmedim. Güneşten yetmiş def'a parlak idi. Arablar ve acemler ona doğru
secde ediyordu. Ağacın büyüklüğü, nuru ve yüksekliği gittikce artıyordu
Bazan gözden kayboluyor, bazan açığa çıkıyordu. Kureyş kabilesinden bir
kısmı bu ağacın dallarına sarılıyordu. Bir kısmı ise o ağacı kesmeye
çalışıyordu. Onun gibisini hiç görmediğim güzel yüzlü bir genç, gelip
ağacı kesmek isteyenlere engel oluyordu.
Bir kısmının arkasından tutup çekiyor, bir kısmının da gözüne ışık
salıyordu. Ben o ağacdan nasibimi almak için elimi uzattım ve oradaki
gence, "Bu nur kimlere nasib olur?" dedim.
"Senden önce bu ağacın dallarına yapışanlar nasiplenirler" dedi. Sonra
korku ile uyandım. Ben bunları kahine anlatınca, kahinin rengi değişdi,
"Eğer sen bu rü'yayı gerçekten görmüşsen, senin neslinden bir oğul
gelecek, doğudan batıya kadar heryere hakim olacak, bütün insanlar ona
itaat edecekdir" dedi.
Sonra Abdülmuttalibin yanında bulunan oğlu Ebu Talibe bakıp,"O sen
olmayasın?" dedi. Resulullah zuhur edince, Ebu Talib bu hadiseyi devamlı
anlatırdı ve o ağaç "Ebul Kasım Muhammed-ül-Emindir" derdi
Ebu Talibe, öyleyse neden iman etmiyorsun, dediklerinde, "Ayblanmakdan
korkuyorum" diye cevab verirdi.
* * *
Sevgili Peygamberimiz yedi yaşında iken şiddetli bir göz ağrısına
tutuldu. Ne kadar ilac yaptılarsa da fayda vermedi. Sonunda Abdülmuttalibe
Ukkaz panayırında bir rahib var, göz için ilac yapıyor dediler.
Abdülmuttalib, Efendimizi o rahibe götürdü.. Rahibin bulunduğu kilisenin
kapısını kapalı buldular. Açtırmak için bağırdılar. Cevab gelmedi. Bunun
üzerine Resulullah ile aşağı indiler. O anda kilise sallanmaya başladı.
Abdülmuttalib kilise üstümüze yıkılacak diye korkdu.
Rahib içerden koşarak geldi ve "Ey Abdülmuttalib, şu bir gerçekdir ki,
bu çocuk bu ümmetin Nebisidir. Eğer dışarı çıkmasaydım bu kilise üzerime
yıkılırdı. Bunu götür ve dikkatle koru!" dedi. Sonra göz ağrısı için
yaptığı ilaclardan verdi. |
|