|
İbret alınacak şey çoktur! |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Ibret alinacak sey çoktur!
"İbret alınacak
şey çoktur!"
Resulullah efendimizin peygamberliğini müjdeleyenlerden biri de Kus bin
Sa'de-tül Ebadi'dir.
Bir defasında Resulullahın huzuruna, Iyad kabilesinden bir heyet geldi.
Onlara, "Hanginiz Kus bin Sa'deye ulaşmıştır ve onu ?" diye sordu.
"Ya Resulallah, hepimiz onu biliriz" dediler. "Hali nice
oldu?"diye sorunca da vefat etti, dediler. Bunun üzerine
Resulullah efendimiz buyurdu ki:
"Sanki dün gece gibi hatırlıyorum. Ukaz panayırında bir kızıl tüylü deve
üzerine binip va'az eylerdi. Hoş nasihatlar yapar, Hak Sübhanehü ve
teâlânın bir olduğunu ve Ona iman etmeye çağırırdı. Birçok beytler okudu."
Bu sırada bir kişi, "Ya Resulallah, ben o beytleri Kus bin Sa'de'den
işitmiştim. Müsade ederseniz kuyayım" dedi. Resulullah efendimiz, "Şiir
güzeli güzel, çirkini de çirkin olan bir sözdür" buyurdu ve izin verdi.
O kimse Kus bin Sa'denin şöyle söylediğini işittim, diyerek şiiri okudu.
Şiirin ma'nası şöyledir:
"Önce gelip geçenlerde bize ibret alacak şey çoktur. Ölüm ırmağının
girecek yerleri var ama, çıkacak yeri yoktur. Büyük küçük hep göçüp
gidiyor. Giden geri gelmiyor. Katiyyetle anladım ki, herkesin başına gelen
benim de başıma gelecek, ben de öleceğim."
* * *
Ensardan biri Resulullah efendimizin huzurunda kalkıp şöyle anlattı:
Devemi kaybetmiştim. Aramak için dağlara ve sahralara çıktım. Akşam oldu.
Gece karanlığında bir korkulu yerde kaldım. Sabaha yakın bir ses işitdim,
şöyle diyordu:
Ey karanlıklarda karar kılıp kalmış kimse,
Şüphesiz, Allah bir Nebi gönderdi Haremde.
O, Beni Haşimden, vefalı, kerem sahibi,
Cennetlerin ebediliğini müjdeledi.
Bunları işitince, ne kadar etrafıma baktıysam da sesin sahibini
göremedim ve şöyle dedim:
Ey karanlıklardan bana seslenen kimse,
Bu sıkıntılı zamanda hoş geldin bize.
Allahü teâlâ hidayet versin sana,
Söylediğini iyice açıklasana.
Ben böyle deyince, ansızın yine şöyle diyen bir ses işittim:
"Nur zahir oldu, açığa çıktı. Allahü teâlâ Muhammed aleyhisselamı
Peygamber olarak ve her bakımdan en üstün olarak gönderdi. Mahlukatı abes
olarak yaratmayan ve bizi İsa aleyhisselamdan sonra başı boş bırakmayan ve
bize kıymet veren, en şerefli ümmet olarak yaratan Allahü teâlâya hamd
olsun. Muhammed aleyhisselamı bize gönderdi. O Nebilerin en üstünüdür. Ona
salat ve selam olsun. Hiç bir topluluk, Ona karşı galib gelemez" dedi.
Sabah olduğunda sevincimden devemi unutmuştum. Yola çıkıp yürümeye
başladım. Bir yere geldim. Bir de baktım ki, Kus bin Sa'de bir ağaç
altında oturmuş, elindeki bastonunu bir taşa vurarak cenk şiiri okuyordu.
Yanına yaklaşıp selam verdim. Selama cevab verdi. Orada bir çeşme ve iki
kabir ve iki kabrin arasında bir mescid vardı.
Bu kabirler kimin kabridir diye sordum. Benim iki arkadaşım vardı.
Burada benimle birlikte Allahü teâlâya ibadet ederlerdi ve Ona asla şirk
koşmazlardı. Onlar vefat ettiler. Bu iki kabir onların kabirleridir. Ben
de burada onlara kavuşma zamanımı bekliyorum, dedi. Bana, son peygambere
mutlaka tabi olmamı öğütledi. |
|