İlk Müslümanlar
ve çekilen sıkıntılar...
Peygamber efendimize, ilk vahyin gelmesinden sonra, ilk iman eden
hazret-i Hadice validemizdir. Hiç tereddüt etmeden İslâmiyet'i hemen kabul
edip, ilk Müslüman olma şerefine kavuştu.
Hazret-i Hadice validimize, Cebrail aleyhisselamın öğrettiği gibi abdest
almasını öğretti. Sonra Peygamber efendimiz imam oldu, birlikte iki rekat
namaz kıldılar.
Hadice validemiz, sevgili Peygamberimizin her sözüne, her emrine, en
mükemmel şekilde, itaat etti. Böylece Allahü teâlânın katında pek yüksek
derecelere kavuştu.
Resulullah efendimiz üzülse, inkar edenlerin alay etmesiyle elem çekse,
O'nu teselli eder, kederini giderirdi. Derdi ki: "Ya Resulallah! Hiç
üzülme, gam çekme. Sonunda dinimiz kuvvet bulup, müşrikler helak olurlar.
Kavmin sana itaat eder..."
Hadice validemizin bu yardımlarından ötürü bir gün, Cebrail aleyhisselam
gelip; "Ya Resulallah! Hadice'ye, Allahü teâlânın selamını bildir" dedi.
Peygamber efendimiz; "Ey Hadice! İşte Cebrail, Allahü teâlânın sana
selamını bildiriyor" buyurdu.
Peygamber efendimiz bir defasında da; "Allahü teâlâ bana Cennet'te
inciden bir ev ile Hadice'ye müjde vermemi emretti. Orada hastalık, üzüntü
ve baş ağrısı yoktur"
Hazret-i Hadice'den sonra yetişkinlerden ilk Müslüman olan, Resulullah
efendimizin yakın arkadaşlarından hazret-i Ebu Bekir'dir.
Hazret-i Ebu Bekir, yirmi sene önce bir rüya görmüştü: "Gökten dolunay
inip, Kabe-i muazzamaya gelmiş, parça parça olmuş, parçalardan her biri,
Mekke evlerinden biri üzerine düşmüş, sonra bu parçalar bir araya gelerek
gökyüzüne yükselmişti. Ebu Bekir'in evine düşen parça ise, gökyüzüne
yükselmemişti. Hadiseyi gören hazret-i Ebu Bekir, hemen evin kapısını
kapamış, sanki bu ay parçasının gitmesine mani olmuştu."
Gördüğü rüyanın tabirini Bahira'ya sordu. Bahira; "Sen neredensin?"
dedi. Hazret-i Ebu Bekir, "Kureyş'tenim" diye cevap verince, Bahira;
"Orada bir peygamber çıkacak ve hidayet nuru Mekke'nin her yerine
ulaşacak. Sen, hayatında O'nun vefatından sonra da, halifesi olacaksın"
dedi.
Ebu Bekir bu cevaba çok hayret etmişti. Bu rüyasını ve tabirlerini,
Peygamber efendimiz, peygamberliğini açıklayıncaya kadar kimseye
söylememişti.
Efendimiz peygamberliğini açıklayınca, Ebu Bekir hemen Peygamber
efendimize koşup; "Peygamberlerin, peygamberliklerine delilleri vardır,
senin delilin nedir?" diye sual etti.
Peygamber efendimiz cevabında; "Bu nübüvvetime delil, o rüyadır ki, bir
Yahudi alimden tabirini istedin. O alim; "Karışık rüyadandır, tabir
edilmez" dedi. Sonra rahip Bahira, doğru tabir etti" buyurarak, hazret-i
Ebu Bekir'e hitaben; "Ey Ebu Bekir! Seni, Allah'a ve Resulüne davet
ederim" buyurdu.
Bunun üzerine hazret-i Ebu Bekir; "Şehadet ederim ki, sen, Allahü
teâlânın resulüsün, senin peygamberliğin hakdır ve cihanı aydınlatan bir
nurdur" diyerek Müslüman oldu.
Müslüman olur olmaz, arkadaşlarını da getirmesi için izin istedi. Çok
sevdiği arkadaşlarını da getirip onların da iman ile şereflenmelerine
vesile oldu.
Bunlar Eshab-ı kiramın ileri gelenlerinden ve Cennet ile müjdelenmiş;
Hz. Osman, Hz. Talha, Hz.Zübeyr bin Avvam, Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz.
Sa'd ibni Vakkas, Hz. Ebu Ubeyde gibi yüksek şahsiyetler idi. |