|
Müslüman olan ilk sekiz kişi |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Müslüman olan ilk sekiz kisi
Müslüman olan ilk
sekiz kişi
Peygamber efendimiz, bir gün hazret-i Hadice validemizle namaz
kılarlarken, hazret-i Ali onları gördü. O zaman on yaşında idi. Namazdan
sonra;
- Bu nedir? diye sordu.
Resul-i ekrem efendimiz;
- Bu, Allahü teâlânın dinidir. Seni bu dine davet ederim. Allahü teâlâ
birdir, ortağı yoktur. Seni, bir olan, eşi, ortağı bulunmayan Allah'a
imana davet ediyorum... buyurdu. Hz. Ali ;
- Önce babama danışayım, dedi. Resulullah ona,
- İslâm'a gelmezsen, bu sırrı kimseye söyleme! buyurdu.
Hazret-i Ali ertesi sabah, Resulullah'ın huzuruna gelerek;
- Ya Resulallah! Bana İslâm'ı öğret, dedi ve Müslüman oldu.
Hazret-i Ali, Müslüman olanların üçüncüsüdür. Resul-i ekrem efendimiz
uğrunda gösterdiği fedakarlık ve O'nu kendine tercih etmesi ise her türlü
takdirin üstündedir.
Zeyd bin Harise de, ilk iman edenlerdendir. Hz. Hadice, Hz. Ebu Bekir
(ve arkadaşları) ve Hz. Ali'den sonra dördüncü olarak ve azad olmuş
köleler içinde ilk Müslüman olmakla şereflendi. Kendisiyle beraber, hanımı
Ümmü Eymen de Müslüman olmuştu.
Hazret-i Hadice validemizden sonra Müslüman olan sekiz kişiye Sabıkun-ı
İslâm, yani ilk Müslümanlar denir.
Hazret-i Osman, Müslüman olmasını şöyle anlatır:
Benim kahin bir teyzem vardı. Bir gün onu ziyaret etmiştim. Bana; "Sana
bir hanım nasib olur. Fakat ne sen ondan önce bir hatun görmüş olursun, ne
de o, senden önce bir erkek görmüş olur. O, güzel yüzlü, zahide bir hanım
ve bir büyük peygamber kızı olsa gerek" dedi. Ben, teyzemin bu sözüne
hayret ettim.
Yine bana dedi ki:
"Bir peygamber geldi. O'na gökten vahy nazil oldu." Ben dedim ki: "Ey
teyzem! Böyle bir sır, şehirde hiç duyulmadı. O halde bu sözü açık söyle."
O zaman teyzem; "Muhammed bin Abdullah'a peygamberlik geldi. Halkı dine
davet eder. Kısa zamanda O'nun dini ile alem nurlanır ve karşı gelenlerin
başı kesilir" dedi.
Teyzemin bu sözleri, bana çok te'sir etti. Endişeye düştüm. Hazret-i Ebu
Bekir ile aramızda büyük bir dostluk vardı. Birbirimizden hiç ayrılmazdık.
Bu mes'eleyi görüşmek üzere, iki gün sonra Ebu Bekir'in yanına gittim.
Teyzemin söylediklerini anlatınca, bana;
- Ya Osman! Sen akıllı bir kimsesin. Hiç görmeyip, işitmeyen; bir şeye
fayda ve zarar vermekten uzak olan bir kaç taş, tanrılığa nasıl layık
olur? dedi. Bunun üzerine ben;
- Doğru söylüyorsun, teyzemin sözü gerçektir, dedim.
Hz. Ebu Bekir, Hz.Osman'a İslâmiyet'i anlattıktan sonra, onu,
Resulüssekaleyn, yani insan ve cinlerin peygamberi olan Efendimizin
huzuruna götürdü.
Sevgili Peygamberimiz, hazret-i Osman'a şöyle buyurdu:
- Ya Osman! Hak teâlâ, seni Cennet'e misafirliğe davet eder. Sen kabul
et! Ben, bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim.
Hazret-i Osman, Resulullah'ın yüksek halleri ve güler yüzle söylediği
sözler karşısında kendinden geçip, büyük bir şevk ve teslimiyetle;
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve
resulüh" deyip, Müslüman oldu. |
|