|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Eziyet, iskence ve zulüm
Eziyet, işkence
ve zulüm...
Bir gün müşrikler Kabe'de toplanıp, Peygamber efendimizin aleyhinde atıp
tutuyorlardı. O sırada Resulullah efendimiz orayı teşrif etti.
Müşrikler, hemen Allahü teâlânın Habibinin üzerine saldırdılar.
İçlerinde en bedbaht olanlardan Ukbe bin Mu'ayt, sevgili Peygamberimizin
mübarek yakasına yapıştı.
Mübarek boynunu nefes alamayacak kadar sıktı. O anda oraya gelen
hazret-i Ebu Bekir;
- Rabbim Allah'dır diyen bir kimseyi öldürecek misiniz? Size
Rabb-il-aleminden ayet getirdi... diye bağırarak, Resulullah'ı korumak
için aralarına daldı.
Müşrikler, Habibullahı barıkıp, hazret-i Ebu Bekir-i Sıddik'a
saldırdılar. Mübarek başına yumruk ve tekme vuruyorlardı. Utbe bin Rebia
denilen bedbaht, hazret-i Ebu Bekir'in mübarek yüzüne ayakkabılarıyla
vurdu ve kan içinde bıraktı. Tanınmayacak hale getirdi.
Teymoğulları yetişip ayırmasalardı, öldürünceye kadar döveceklerdi.
Kabilesinden olanlar, bitkin ve perişan bir hale gelen hazret-i Ebu
Bekir'i, bir çarşafın içine koyarak evine götürdüler. Hemen geri dönüp
Kabe'ye geldiler;
- Eğer Ebu Bekir ölecek olursa, yemin olsun ki, biz de Utbe'yi
gebertiriz!" dediler. Sonra hazret-i Ebu Bekir'in yanına gittiler.
Ebu Bekir, uzun bir süre kendine gelemedi. Babası ve Beni Teymliler,
ayılması için çok uğraştılar. Ancak akşama doğru kendine gelebildi.
Gözlerini açar açmaz ezik bir sesle;
- Resulullah ne yapıyor? O, ne haldedir? O'na da dil uzatmışlar, hakaret
etmişlerdi, diyebildi. Annesi Ümm-ül-Hayr'a;
- Sor bakalım, bir şey yer veya içer mi? dediler. Ebu Bekir-i Sıddik'in
hiç takati yoktu. Bir şey yemek ve içmek de istemiyordu. Onun derdi
başkaydı. Annesi sordu:
- Ne yersin, ne içersin?
- Resulullah ne haldedir, ne yapıyor, sen onu söyle bana?
- Vallahi arkadaşın hakkında hiç bir bilgim yok!
- Hattab'ın kızı Ümmü Cemil'e git, Resulullah'ı oradan sor!
Ümmü Cemil hazret-i Ömer'in kız kardeşi olup, Müslüman olmuştu. Annesi
Ümm-ül-Hayr, kalkıp, Ümmü Cemil'in yanına gitti durumu anlattı. O çok
üzüldü. Hazret-i Ebu Bekir'in yanına geldiler. Ümmü Cemil, Ebu Bekir-i
Sıddik'ı böyle perişan görünce, kendisini tutamıyarak çığlık kopardı :
Sana bunu yapan bir kavim, muhakkak azgın ve taşkındır. Allahü teâlâdan
dileğim, yaptıklarının karşılığını bulmalarıdır, dedi. Hazret-i Ebu Bekir
sordu:
- Resulullah ne yapıyor, ne haldedir?
- Burada annen var, söylediğimi işitir
- Ondan sana bir zarar gelmez, sırrını yaymaz.
- Hayattadır, hali iyidir. Erkam'ın evindedir.
Hazret-i Ebu Bekir rahatlamamıştı;
- Vallahi, Resulullah'ı gidip görmedikçe, ne yemek yer, ne de bir şey
içerim!
Herkes uyuyup, ortalık tenhalaşınca, hazret-i Ebu Bekir, annesine ve
Ümmü Cemil'e dayanarak, yavaş yavaş Resulullah'ın yanına vardı. Ebu
Bekir'in bu hali, Peygamber efendimizi çok üzdü. Hazret-i Ebu Bekir;
Annesinin Müslüman olması için dua talep etti. Bu duanın bereketi ile
Ümm-ül-Hayr da hidayete kavuşup, Müslüman oldu ve ilk Müslümanlar arasında
olmak şerefine kavuştu. |
|