Allah'im, senden gelene raziyim!
"Allah'ım, senden
gelene razıyım!"
Müşrikler sadece Peygamber efendimize eziyet etmiyordu. O'nun şanlı
Eshabına da işkence yapıyorlardı. Bilhassa fakir, kimsesiz olanları tercih
ediyor, ellerinden gelen, akla hayale sığmayan baskı ve zulmü hiç
çekinmeden yapıyorlardı.
Bunlardan biri de Bilal-i Habeşi idi. Ümeyye bin Halef isminde bir
müşrikin kölesi olan hazret-i Bilal, Ebu Bekir-i Sıddik'ın vasıtası ile
Müslüman olmuştu.
Ümeyye, on iki kölesinden en çok Bilal'ı sevdiği için, puthaneye bekçi
yapmıştı. Hazret-i Bilal, Müslüman olunca, puthanedeki bütün putları secde
vaziyetine getirdi. Bu haber Ümeyye'ye ulaşınca, büyük bir dehşete
kapıldı. Çağırtıp;
- Sen Müslüman olmuşsun. Muhammed'in Rabbine secde ediyormuşsun, öyle
mi? diye sordu. Hazret-i Bilal de;
- Evet. Büyük ve yüce olan Allahü teâlâya secde ederim, dedi.
İşte bu cevaptan sonra, tarihte az görülen akıl almaz işkencelere
muhatap oldu hazret-i Bilal...
Hazret-i Bilal'e yaptıkları bütün tehditlerden, zorlamalardan bir netice
alamadı müşrikler... Bu defa tehdidi işkenceye çevirdiler... Hem de ne
işkence...
Öyle vakti güneş tam tepeye geldiğinde, onu soyup, sıcaktan kavrulmuş
taşları, çıplak vücuduna koyarak dağladılar.
Ateş gibi yanan taşların bir kısmını arkasına, bir kısmını da karnı
üzerine yığdıktan sonra;
- İslâm dininden dön!.. Lat ve Uzza putlarına iman et, diyorlar... Hz.
Bilal ise;
- Allahü teâlâ birdir! Allahü teâlâ birdir! diyerek imanını
bildiriyordu.
Ümeyye bin Halef, onun bu sabrını gördükçe deliye dönüyor, dikenler
üzerinde süründürerek vücudunu yaralıyor ve işkence ediyordu. Hazret-i
Bilal, vücudundan akan kanlara aldırmadan;
- Allahım! Senden gelene razıyım. Allahım! Senden gelene razıyım,
diyordu.
Hazret-i Bilal, bu halini şöyle anlatmıştır:
O habis Ümeyye, beni, günün sıcağında bağlayıp, devamlı azab ederdi.
Hıncını almak için, bir gün çok büyük bir kayayı göğsümün üzerine koydu.
O anda bayılmışım. Ayıldığımda, üzerimdeki kayanın kalkmış ve güneşin
buluta girmiş olduğunu gördüm. Allahü teâlâya şükrettim ve kendi kendime;
"Ey Bilal! Cenab-ı Hak'tan gelen her şey güzeldir, hoştur" dedim."
Ümeyye bin Halef, yine bir gün Bilal-i Habeşi'ye işkence yapmak için
dışarı çıkarmıştı. Elbiselerini çıkarıp sadece bir don ile, yakıcı sıcakta
kızgın kumlara yatırıp, üzerine taşlar yığmıştı. Müşrikler toplanıp ağır
işkenceler yapıyorlar;
"Dininden dönmezsen seni öldüreceğiz" diyorlardı. Bilal-i Habeşi, bu
dayanılmaz işkenceler altında; "Allah birdir! Allah birdir!" diyordu.
Bu sırada sevgili Peygamberimiz oradan geçiyordu. Hazret-i Bilal-i
Habeşi'nin bu halini görünce çok üzüldü;
- Allahü teâlânın ismini söylemek seni kurtarır, buyurdu.
Evine döndükten biraz sonra, yanına hazret-i Ebu Bekir geldi. Bilal-i
Habeşi'nin çektiği işkenceyi, Ebu Bekir-i Sıddik'a anlatıp;
- Çok üzüldüm! buyurdu. Efendimizin üzüldüğünü gören, Hazret-i Ebu
Bekir, hemen oraya gitti. Müşriklere;
- Bilal'e böyle yapmakla elinize ne geçer? Bunu bana satın! dedi.
- Dünya dolusu altın versen satmayız. Fakat, senin kölen Amir ile
değişiriz dediler.
Hazret-i Ebu Bekir'in kölesi Amir, onun ticaret işlerini yapar ve çok
para kazanırdı. Yanında şahsi malından başka, on bin altını vardı.
Hazret-i Ebu Bekir'in yardımcısı olup, her işini yürütürdü. Fakat müşrik
idi ve küfründe ısrar ediyordu. Hazret-i Ebu Bekir;"Amir'i bütün malı ve
paraları ile Bilal için size verdim" buyurdu.
Ümeyye bin Halef ve diğer müşrikler çok sevinip; "Ebu Bekir'i aldattık"
dediler. Hazret-i Ebu Bekir, hemen Bilal-i Habeşi'nin üzerindeki ağır
taşları atıp ayağa kaldırdı. Bilal-i Habeşi ağır işkenceler sebebiyle çok
halsizleşmişti.
Elinden tutup, doğruca sevgili Peygamberimizin huzuruna getirdi.
- Ya Resulallah! Bilal'i, bugün Allah rızası için azad ettim dedi.
Resulullah efendimiz, çok sevindi. Hazret-i Ebu Bekir'e çok dua buyurdu.
O sırada Cebrail aleyhisselam; Ebu Bekir'in Cehennemden uzak olduğunu
müjdeleyen, Leyl suresinin 17. ve 18. ayet-i kerimelerini getirdi. Ayet-i
kerimelerde mealen; "Ziyade takva sahibi olup, malını, Allahü teâlânın
katında pak olmak için hayr yolunda harcayan kimse, Cehennemden
uzaklaştırılmıştır" buyuruldu. |
|