Dengeler
değişmeğe başladı
Hazret-i Hamza, Müslüman olunca, hakkında ayet-i kerime geldi... En'am
suresinin 122. ayeti... Bu ayette; diriltildiği ve nura kavuşturulduğu
anlatılan zat, hazret-i Hamza ve aynı ayet-i kerimede; karanlıklarda
bocaladığı bahsedilen de, Ebu Cehil'dir.
Hazret-i Hamza, müşriklerin yanına vararak, Müslüman olduğunu ve Allahü
teâlânın Habibi Muhammed aleyhisselamı canı pahasına da olsa koruyacağını
bildirirdi. Sonra bir kaside okudu. Okuduğu kaside şu manadaydı:
"Kalbimi, İslâmiyet'e, hakka meylettirmiş olduğu için, Allahü teâlâya
hamdolsun. Bu din, kullarının her yaptığını bilen, herkese lütfu ile
muamele eden, kudreti her şeye galip gelen, alemlerin Rabbi olan Allahü
teâlâ tarafından gönderilmiştir. Kur'an-ı kerim okunduğu zaman, kalb ve
akıl sahiplerinin gözlerinden yaşlar akar. Kur'an-ı kerim, fasih bir lisan
ile açıklanmış ayetler halinde Muhammed aleyhisselama nazil olmuştur.
Muhammed Mustafa, içimizde sözü dinlenir, kendisine boyun eğilir, mübarek
bir kimsedir
Ey müşrikler! Aklınız başınızdan gidip, gözünüz kararıp da, O'nun
hakkında sert, ağır ve kaba sözler söylemeyin. Eğer böyle bir düşünceye
kapılırsanız, biz Müslümanların cesedine basıp geçmeden, hiç kimse O'na
dokunamaz"
Hazret-i Hamza'nın Müslüman olmasına, sevgili Peygamberimiz çok sevindi.
Müslümanlar, onun da aralarına katılmasıyla çok kuvvetlendiler.
Hazret-i Hamza'nın Müslüman olmasıyla, vaziyet değişti. Çünkü,
Mekkeliler onun; cengaver, cesur, mert, pehlivan ve büyük bir kahraman
olduğunu biliyorlardı. Bunun için, Kureyş müşrikleri artık Müslümanlara,
hiç bir sebep yokken, fena muamele yapamadılar. Bilhassa hazret-i
Hamza'nın kılıcının şiddetinden çekindiler.
İslâm dini gün geçtikçe yayılıyor, Kur'an-ı kerimin nuru, ruhları
aydınlatıyordu. Karanlıktaki insanlar, Allahü teâlânın ihsanı olarak iman
ediyor, hidayete kavuşuyorlardı. Eshab-ı kiramdan olmakla şereflenen bu
mübarek zevat el ele, gönül gönüle veriyor, Resulullah efendimizin
etrafında pervane gibi dönüyorlardı.
O'nun küçücük bir arzu ve işaretini büyük bir emir biliyor, yerine
getirmek için yarışıyor, hatta bu uğurda canlarını bile feda etmekten
çekinmiyorlardı. Müşriklerin telaş ve endişeleri ise, had safhaya
varmıştı. Çünkü parmakla gösterilen kahramanlardan hazret-i Hamza da
Müslüman olmuş, Resulullah'ın saflarında yer almıştı.
Bu beklenmedik hadise, müşrikleri, büsbütün çileden çıkardı. Bu sebeple
Hattab oğlu Ömer, (henüz Müslüman olmamıştı) bir gün, Resulullah
efendimizi, gördüğü yerde öldürmek niyetiyle evinden çıktı.
Sevgili Peygamberimizi Mescid-i Haram'da namaz kılarken buldu ve namazın
bitmesini isteyerek, dinlemeye başladı. Efendimiz, El-Hakka sure-i
şerifini okuyordu. Mealen;
"O meydana geleceği hak olan kıyamet!.. Nedir o hak olan kıyamet? O
geleceği hak olan kıyameti, sana hangi şey bildirdi? Semud ve Ad
kavimleri, dehşetinden kalblerin titreyeceği kıyameti tekzib ettiler,
yalanladılar. Semud kavmi, azgınlıkları sebebiyle helak edildiler...
Hazret-i Ömer, Peygamber efendimizin okuduklarını hayranlıkla
dinliyordu. Ömründe böyle güzel sözler duymamıştı. Dinlediği bu sözlerin
belagatına, düzgünlüğüne, derli topluluğuna hayran olmuştu.
Resulullah, surenin tamamını okuduktan sonra, Hazret-i Ömer'in kalbinde
İslâm'a karşı bir meyl hasıl oldu. İslâmdan bir kıvılcım geçmişti kalbine
artık... |