|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hüzünlü yıllar
Hüzünlü yıllar...
Müşrikler, İslâmın kalblere nüfuzunu ve yayılmasını önlemek için
durmadan çabalıyorlar... Buna rağmen, her geçen gün Müslümanlar biraz daha
çoğalıyor...
Müslümanlara yapılan işkence ve zulümler, onları yollarından
döndürmüyor, aksine birbirlerine daha çok sarılmalarına, kenetlenmelerine
sebeb oluyor... Hiç birisi dininden dönmüyor... Resulullah efendimizin
uğrunda canlarını feda etmekten çekinmiyorlar...
Bu bağlılığı işiten Mekke dışındaki kabilelerin merakları artıyor ve
İslâmın nuru daha uzak yerlere ulaşıyordu...
Müşrikler, Habeşistan'a gönderdikleri kimselerin isteklerine
kavuşamadıklarını, hatta Necaşi'nin Müslüman olduğunu ve Müslümanları
koruyup onlara güzel muamelede bulunduğunu öğrenince, çılgına döndüler.
Bunların acısını fazlasıyla çıkarmak, İslâm'ın kökünü kurutmak için
toplanarak, şu korkunç kararı aldılar:
"Her nerede olursa olsun, her nerede görülürse görülsün,
Muhammed aleyhisselam mutlaka öldürülecektir!.."
Kafirler bunun için yemin üstüne yeminler ettiler...
Müşriklerin bu kararını öğrenen Ebu Talib, çok üzüldü. Çiğerparesi,
mübarek yeğeninin hayatı hakkında endişeye düştü. Kabilesini toplayıp
onlara, "Kainatın sultanı"nı Kureyşli müşriklere karşı korumaları için
emir verdi. Haşimoğulları akrabalık gayretiyle bu emri yerine getirmek
üzere birleştiler.
Bunun için de Peygamber efendimizi ve O'na inanan bütün Eshabını
Mekke'nin kuzey tarafında, Beytullah'a üç km. kadar uzaklıktaki tepe
üzerinde bulunan Şı'b-ı Ebu Talib'e yani "Ebu Talib Mahallesi"ne davet
ettiler.
Resulullah efendimiz, Eshabını toplayarak, Ebu Talib Mahallesi'nde
ikamet etmeye başladı. Haşimoğullarından sadece Ebu Leheb, Peygamber
efendimizi korumak kararına karşı çıktı, "Ebu Talib mahallesi" ne gitmedi.
O da dahil olmak üzere müşrikler birleşip, Peygamberimizi öldürmek için
fırsat kollamaya başladılar.
Müşrikler, Peygamber efendimizin ve Eshabının, Ebu Talib Mahallesi'nde
toplandıklarını görünce, tekrar bir araya geldiler. Sonra şu kararı
aldılar:
"Muhammed (aleyhisselam) öldürülmek üzere Kureyşlilere teslim
edilinceye kadar; Haşimoğullarından kız alınmayacak!.. Onlara kız
verilmeyecek!.. Onlara hiç bir şey satılmayacak!... Onlardan hiç bir şey
satın alınmayacak!.. Onlarla bir araya gelinip konuşulmayacak,
görüşülmeyecek!.. Onların evlerine, mahallelerine girilmeyecek!...
Onlardan gelecek bir barışma isteği asla kabul edilmeyecek!.. Hiç bir
zaman onlara acınmayacak!.."
Bu karar; iktisadi, sosyal ve ruhi bir boykottu... Çember içine alıp,
çaresiz bırakma kararıydı...
Bu boykot kararını Mansur bin İkrime kağıda yazdı ve mühürlediler;
herkesin görüp uyması için Kabe-i muazzamanın duvarına astılar.
Bu haber sevgili Peygamberimize gelince, çok üzüldüler ve dua buyurdular.
Duası derhal kabul olunup, Mansur bedbahtının elleri bir anda kurudu.
Müşrikler şaşkına döndüler ve; "Bakınız! Haşimoğullarına yaptığımız zulmün
karşılığında Mansur'un elleri kuruyup, musibete uğradı" dediler.
Akılları başlarına gelecek yerde daha da azgınlaştılar. Ebu Talib
Mahallesi'ne giden yol başlarına bekçiler diktiler. Oraya yiyecek ve
giyecek sokulmasına mani oldular. Mekke'ye gelen satıcıların Ebu Talib
Mahallesi'ne girmemesini, mallarını oraya götürmemelerini, gerekirse
yüksek fiyatla kendilerinin alacağını söylediler. |
|