|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Ey Habibim! Sen üzülme!
"Ey Habibim! Sen üzülme!"
Mirac, Efendimizin yükseklikler alemine uruc etmesi... Derece derece
ötelerin sırlarına ermesi... Bu emirle gelen, Cebrail aleyhisselam,
Sevgili Peygamberimizi Miraca hazırlamaya başladı. Önce, abdest aldırdı.
Mübarek başına nurdan bir imame koydu. Üzerine nurdan bir elbise giydirdi.
Mübarek beline yakuttan bir kemer taktı. Mübarek eline dört yüz inci ile
süslü zümrütten bir asa verdi. Her inci, Zühre yıldızı gibi parlardı.
Mübarek ayağına yeşil zümrütten nalin giydirdi. Sonra el ele tutuşup
Kabe'ye geldiler.
Burada Cebrail aleyhisselam, sevgili Peygamberimizin mübarek göğsünü
yardı. Kalbini çıkardı. Zemzem suyu ile yıkadı. Sonra hikmet ve iman dolu
bir tas getirip içine boşalttı ve göğsünü kapattı.
Sonra Cebrail aleyhisselam, Cennet'ten getirdiği Burak adındaki beyaz
hayvanı işaret ederek;
- Ya Resulallah! Buna bin! Bütün melekler yolunu bekliyorlar, dedi.
Bu sırada Peygamber efendimize bir hüzün çöktü ve tefekküre daldı. O anda
Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama;
- Ey Cebrail! Sual eyle! Habibim niçin mahzun duruyor? diye sual edince,
Efendimiz cevap verdi:
- Ben bu kadar izzet ve ikram gördüm. Hatırıma geldi ki, kıyamet günü
zayıf olan ümmetimin hali nasıl olur? Elli bin yıl, Arasat meydanında yaya
olarak bunca günahlarını nasıl çekerler ve otuz bin yıllık yol olan Sıratı
nasıl geçerler?
Ferman-ı ilahi geldi ki;
- Ey Habibim! Hatırını hoş tut. Senin ümmetine elli bin yıllık vakti bir
an gibi ederim. Üzülme! buyurdu.
Peygamber efendimiz, Burak'a bindi. Burak çok hızlı gidiyor, bir adımda
gözün gördüğü yerin ötesine ulaşıyordu. Yolculuk esnasında Cebrail
aleyhisselam sevgili Peygamberimize bazı konak yerlerinde inip namaz
kılmasını söyledi. Alemlerin efendisi bunun üzerine tam üç defa inerek
namaz kıldı.
Cebrail aleyhisselam da namaz kıldığı yerleri bilip bilmediğini sordu.
Cevabını kendisi vererek; ilk indiği yerin Medine olduğunu ve bu şehre
hicret edeceğini haber verdi.
Öteki yerlerin de sıra ile hazret-i Musa'nın Allahü teâlâ ile cihetsiz ve
bilinmeyen bir şekilde konuştuğu Tur-i Sina olduğunu, son olarak da İsa
aleyhisselamın doğduğu Beyt-i Lahm'da namaz kıldığını haber verdi. Sonra
Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya geldiler.
Mescid-i Aksa'da, Cebrail aleyhisselam bir kayayı parmağı ile delerek
Burak'ı bağladı. Geçmiş peygamberlerden bazısının ruhları insan şeklinde
toplanmışlardı. Cemaatle namaz için; Âdem, Nuh ve İbrahim peygamberlere
"aleyhimüsselam" imam olmaları sıra ile söylendi. Özür dileyerek kabul
etmediler. Hazret-i Cebrail;"Sen varken başkası imam olamaz" diyerek
Habibullah'ı ileri sürdü.
Peygamber efendimiz, peygamberlere imam olup, iki rek'at namaz
kıldırdılar.
(Mirac, Peygamberimizin Medine'ye hicretlerinden ondokuz ay önce Miladi
621 yılında, geceleyin vuku' bulmuştur.
Sevgili Peygamberimizin bu iki mahal arasındaki seyahatleri geceleyin
vuku' bulduğu için, gece yolculuğu manasında "İsra" denmiş, bu mübarek
kelime aynı olayı anlatan ayetle başlayan "İsra" suresinin de adı
olmuştur.) |
|