|
Müjde! Resulullah geliyor! |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Müjde! Resulullah geliyor!
"Müjde! Resulullah geliyor!."
Nihayet mesafeler, yelpaze kanatları gibi dalga dalga oldu... Ağır ağır
yol alan iki deve üstünde iki insan göründü.
Medineliler, sevinçle birbirlerine; "Müjde!.. Müjde!... Resulullah
geliyor!.. Peygamberimiz geliyor!... Sevinin ey Medineliler!.. Bayram
edin! Habibullah geliyor!.. Baş tacımız geliyor!.." diyerek sevinç
gözyaşları dökmeye başladılar...
Bu haber bir anda Medine-i münevvere sokaklarını doldurdu. Yedisinden
yetmişine, yaşlısından hastasına kadar herkes, bu eşi görülmedik sevinçli
haberi bekliyordu. Bütün Medineliler en güzel elbiselerini giyinerek,
sür'atle Alemlerin efendisini karşılamak için koştular.
Herkes, sıcak çölün ortalarına doğru ilerliyor... Onlar da kızgın çölde,
güneşin yakıcı sıcaklığına rağmen, büyük bir heybetle kendilerine doğru
geliyorlar...
Tekbir sedaları semayı çınlatıyor, sevinçten gözyaşları sel gibi akıyor.
Hüzün ve mutluluk dolu bir hava esiyor ve Medine, tarihin en güzel
günlerinden birini yaşıyor.
Bir tarafta, herkesin "Emin" lakabıyla tanıdığı, Allahü teâlânın Habibini
öldürmek için üzerine mükafat koyanlar; diğer tarafta ise O'nu ve
arkadaşlarını korumak, bağırlarına basmak ve bu uğurda canlarını feda
etmek istiyenler....
Medineliler bir an önce sevgili Peygamberimizin nurlu cemalini görmek
istiyorlardı. Medine, Medine olalı böyle sevinçli, böyle mübarek bir an
görmemişti. Bu, o güne kadar yaşanmamış bir bayramdı.
Benzeri görülmemiş ve görülmeyecek olan bu bayramda, çocuklar ve kadınlar
şöyle şiirler terennüm ediyorlardı:
"Tale'al-Bedirü aleyna,
Min seniyyat-il-veda;
Veceb-eş-şükrü aleyna,
Mâ de'â lillahi da,
Eyyüh-el-meb'usu fina,
Ci'te bil-emr-il muta'!.."
"Hoş geldin ya Resulallah!.. Bize buyurun ya Resulallah!.." şeklindeki
istekler ortalığı çınlatıyordu.
Medine'nin ileri gelen kimselerinden bazıları Kusva'nın yularından tutup;
"Ya Resulallah! Bize buyurun..." diyerek istirhamda bulundular. Onlara;
"Devemin yularını bırakınız. O memurdur. Kimin evinin önünde çökerse,
orada misafir olurum!" buyurdular.
Herkeste büyük bir heyecan ve merak başladı. Acaba Kusva nereye
çökecekti?!
Kusva, nihayet Peygamber efendimizin bugünkü mescid-i şerifinin kapısının
bulunduğu yere çöktü. Efendimiz, Kusva'nın üzerinden inip; "İnşaallah
menzilimiz burasıdır" ve "Burası kimindir?" buyurunca; "Ya Resulallah!
Amr'ın oğulları Süheyl ve Sehl'indir" diye cevap verdiler.
Bu çocuklar yetim idi. Peygamberimiz; "Akrabalarımızdan hangisinin evi
buraya daha yakındır?" buyurdular. Zira Resulullah efendimizin dedesi
Abdülmuttalib'in annesi, Neccaroğulları'ndan idi.
Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri sevinçle; "Ya Resulallah!
Benim evim daha yakındır. İşte şu evim, şu da kapısı" diyerek heyecanla
evini gösterdi. Kusva'nın yükünü indirip, Resulullah efendimizi buyur
etti.
Medineli Müslümanlar ve Muhacirler, Efendimizin hicretine pek ziyade
sevindiler. Nasıl sevinmesinler ki? Dünya kurulduğundan bu yana böyle bir
misafiri ağırlamak sadece onlara nasip oluyordu... |
|