|
Rabbimin azabına kavustunuz mu |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Rabbimin azabına kavuştunuz mu
"Rabbimin azabına kavuştunuz mu"
Bedir'de ağır yaralanan Ebu Cehl, kendi haline bakmadan İbn-i Mes'ud'a "
Sen bana bugün zafer ve galebenin hangi tarafta olduğunu haber ver" dedi.
"Zafer, Allah ve Resulünün tarafındadır" dedi. Cevabını alınca bütün ümidi
kırıldı.
Hz. İbn-i Mesud, Ebu Cehl'in miğferini kafasından çıkarırken; "Ey Ebu
Cehl! Seni öldüreceğim" dedi. Ebu Cehl; "Sen kavminin ulusunu öldürenlerin
ilki değilsin. Fakat doğrusu, senin beni öldürmen bana çok ağır gelecek.
Hiç olmazsa boynumu göğsüme yakın kes de başım heybetli görünsün!" diyerek
küfrünün, gurur ve kibrinin ne dereceye çıkmış olduğunu gösterdi.
İbn-i Mes'ud, Ebu Cehl'in başını kendi kılıcıyla kesemeyince, Ebu Cehl'in
kılıcıyla kesti ve silahını, zırhını, miğferini, başını getirip, Peygamber
efendimizin önüne koydu. "Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Bu,
Allahü teâlânın düşmanı Ebu Cehl'in başıdır" dedi.
Sevgili Peygamberimiz; "O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur" buyurdu.
Sonra kalkıp Eshabıyla birlikte Ebu Cehl'in ölüsünün yanına kadar
gittiler. Orada; "Allahü teâlâya hamd olsun ki, seni zelil ve hakir kıldı.
Ey Allah düşmanı! Sen bu ümmetin Fir'avn'ı idin" buyurdu. Sonra da; "Ya
Rabbi! Bana olan vaadini yerine getirdin" diyerek Allahü teâlâya
şükrettiler.
Resulullah efendimiz, yaralı Eshab-ı kiramın yaralarını sardırdı. Şehid
olanları tesbit ettirdi. Muhacirlerden altı, Ensardan sekiz olmak üzere on
dört şehid verilmişti. Hepsinin de mübarek ruhları Cennet'e uçarken,
İslâm'ın nurunu söndürmeye uğraşan müşriklerden, yetmiş kişi öldürüldü ve
bir o kadarı da esir alındı.
Resulullah efendimiz, zaferi müjdelemek üzere Abdullah bin Revaha ve Zeyd
bin Harise'yi Medine'ye gönderdi.
Peygamber efendimiz, şehidlerin cenaze namazını kıldırarak kabirlerine
defnettirdiler.
Müşriklerin cesedlerinden yirmi dört tanesini kör bir kuyuya, diğerlerini
topluca çukurlara atıp, üzerlerini doldurdular.
Alemlerin efendisi, şerefli Eshabıyla kuyunun başına gelip; "Ey kuyuya
atılanlar!" buyurduktan sonra, öldürülen müşriklerin isimlerini,
babalarının ismiyle beraber sayıp; "Ey Utbe bin Rebia! Ey Ümeyye bin
Halef! Ey Ebu Cehl bin Hişam!.. Sizler, Peygamberinize karşı ne kötü bir
kavim idiniz. Siz, beni yalanladınız, başkaları ise beni tasdik edip
doğruladılar. Siz, beni şehrimden, diyarımdan çıkardınız. Başkaları ise
bana kapılarını açıp, bağırlarına bastılar. Siz, benimle harb ettiniz,
başkaları ise bana yardım ettiler. Rabbimin, azabına kavuştunuz mu? Ben,
Rabbimin vaad ettiği zafere kavuştum" buyurdular.
Hazret-i Ömer; "Ya Resulallah! Leş olmuş kimselere mi söylüyorsunuz?" diye
sual ettiler. Bunun üzerine Resul-i ekrem efendimiz; "Beni hak peygamber
olarak gönderen Rabbim hakkı için söylüyorum ki, siz beni onlardan daha
çok işitmiyorsunuz. Fakat cevap veremezler" buyurdular.
Müşrikler, harb meydanından canlarını kurtarmak için hızla kaçarken,
getirdikleri hiçbir şeyi alıp götürememişlerdi. Hepsi Müslümanların eline
geçti. Peygamber efendimiz, ganimet mallarını Bedir harbine katılan ve
vazifeli olan bütün Eshabına paylaştırdı. |
|