|
Evindeki altınları unuttun mu |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Evindeki altınları unuttun mu
"Evindeki altınları unuttun mu"
Bedir savaşında alınan esirler arasında, Peygamber efendimizin amcası
Abbas da vardı. Efendimiz ona; "Ey Abbas! Kendin, kardeşinin oğlu Ukayl
(Akil) bin Ebi Talib, Nevfel bin Haris için kurtulmalık akçesi ödeyiniz.
Çünkü sen, zenginsin" buyurdu.
Hazret-i Abbas da; "Ya Resulallah! Ben Müslümanım. Kureyşliler beni zorla
Bedir'e getirdiler" dedi. Resulullah; "Senin Müslümanlığını Allahü teâlâ
bilir. Doğru söylüyorsan, Allahü teâlâ sana elbette onun ecrini verir.
Fakat sen, görünüş itibariyle aleyhimizdesin. Bunun için, kurtulmalık
akçeni ödemen lazımdır" buyurdu.
Hz. Abbas, "Ya Resulallah! Yanımda ganimet olarak aldığınız 800 dirhemden
başka servetim yok" deyince, Peygamber efendimiz; "Ya Abbas! Ya o
altınları niçin söylemiyorsun?" buyurdu. O da; "Hangi altınları?"dedi.
Sevgili Peygamberimiz; "Hani sen Mekke'den çıkacağın gün, hanımın Haris'in
kızı Ümm-ül-Fadl'a verdiğin altınlar! Onları verirken yanınızda sizden
başka kimse yoktu. Sen, Ümm-ül-Fadl'a; "Bu seferde başıma ne geleceğini
bilemiyorum. Eğer bir felakete düçar olup da dönemezsem, şu kadarı
senindir, şu kadarı Fadl içindir, şu kadarı Abdullah için, şu kadarı
Ubeydullah için, şu kadarı Kusem içindir" dediğin altınlar" buyurdu.
Hazret-i Abbas şaşırdı ve; "Yemin ederim ki, ben bu altınları hanımıma
verirken yanımızda kimse yoktu. Bunu nereden biliyorsunuz?" dedi.
Peygamber efendimiz; "Allahü teâlâ haber verdi" buyurdu.
Hz. Abbas ; "Senin, Allahü teâlânın resulü olduğuna ve doğru söylediğine
şehadet ederim" deyip Kelime-i şehadet getirdi. Müslüman olunca, Peygamber
efendimiz hazret-i Abbas'ı Mekke'de vazifelendirdi. Oradaki Müslümanları
korumasını, İslâmiyet'e düşman olanlarla ilgili haberleri göndermesini
emir buyurdu.
Bedir gazasında hezimete uğrayan Kureyş'e haber gönderilip, fidye
karşılığında esirlerini alabilecekleri bildirildi. Ancak, hicretten önce
Peygamberlerin efendisine pek çok eziyet ve işkencelerde bulunan Nadr bin
Haris ve Resul aleyhisselam Kabe'de namaz kılarken mübarek sırtına deve
işkembesi koymak bedbahtlığını gösteren alçak Ukbe bin Ebi Mu'ayt
öldürüldü.
Bu azılı İslâm düşmanı öldürülünce, Resulullah efendimiz, Allahü teâlâya
hamd ettiler. Yanına varıp; "Vallahi Allahü teâlâyı, resulünü ve Kur'an-ı
kerimi inkar eden, peygamberini işkenceden işkenceye uğratan senin kadar
kötü bir kimse bilmiyorum" buyurdular.
Esirler, sahipleri tarafından fidye karşılığı alınıncaya kadar, Eshab-ı
kiramın yanında kaldılar. Sahabenin hepsi de esirlere çok iyi muamele
edip, onları yiyeceklerine ortak ettiler. Mus'ab bin Umeyr'in kardeşi Ebu
Aziz esirler arasında idi. O esirlere gösterilen muameleyi şöyle anlattı:
"Ben de Medineli bir Müslümanın evinde esir idim. Bana çok iyi
davranıyorlar, sabah ve akşam yiyecekleri ekmeği bana veriyorlar,
kendileri sadece hurma yemek mecburiyetinde kalıyorlardı. Onlardan birinin
eline bir ekmek parçası geçse, doğruca bana getirip verirdi. Utandığımdan
ekmeği, getirene geri verirdim. Fakat o, ekmeği tekrar bana iade ederdi."
Yine esirlerden Yezid ismindeki Kureyşli şöyle anlattı: "Müslümanlar
Bedir'den Medine'ye gelirken, biz esirleri hayvanlara bindirdiler,
kendileri ise yaya olarak yürüdüler."
İşte insanlık bu... Esirlerine böyle muamele eden başka bir kavim gelmiş
midir? |
|