|
Hazret-i Fatımanın evlenmesi |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hazret-i Fatıma'nın evlenmesi
Hazret-i Fatıma'nın evlenmesi
Hicretin ikinci senesi idi. Fahr-i kainat efendimizin kızı hazret-i
Fatıma, artık evlenme çağına gelmişti.
Fatıma-tüz-Zehra validemizi pek çok kimse istedi. Resul aleyhisselam,
bunlara, "Onun işi, Hak teâlânın emrine bağlıdır" buyurdu.
Bir gün Hz.Ebu Bekir, Ömer ve Sa'd bin Mu'az mescidde oturup; "Hazret-i
Fatıma'yı, hazret-i Ali'den gayri herkes istedi. Kimseye iltifat olunmadı"
diye konuştular.
Hazret-i Sıddik; "Zannederim ki, Ali'ye nasip olur. Gelin ziyaretine
gidelim ve bu mes'eleyi açalım. Eğer fakirliği ileri sürerse yardımda
bulunalım" dedi. Sa'd da; "Ya Eba Bekir! Sen, hep hayır yaparsın. Kalk,
biz de sana arkadaş olalım" dedi.
Üçü birden mescidden çıkıp, hazret-i Ali'nin evine gittiler. Hz. Ali
devesini alıp gitmiş, Ensardan birinin hurmalığına su veriyordu. Onları
görünce, karşılayıp hal ve hatırlarını sordu.
Hz. Ebu Bekir, "Ya Ali! Her hayırlı işte sen öndersin ve Resul-i ekrem
katında hiç kimseye nasib olmamış bir mertebedesin. Fatıma'yı herkes taleb
etti. Hiç kimseye iltifat olunmadı. Sana nasib olacağını zannediyoruz.
Niçin teşebbüs etmezsin?" diye sordu.
Hazret-i Ali bunu işitince, mübarek gözleri yaşla doldu ve; "Ya Eba Bekir!
Beni ziyadesiyle yaktın. Ona benden başka rağbet eden yoktur. Lakin elimin
darlığı buna manidir" dedi. Hz. Ebu Bekir, "Böyle söyleme. Allahü teâlâ ve
Resulünün yanında, dünya bir şey değildir. Buna fakirlik mani olamaz. Var,
talep eyle" dedi.
Hazret-i Ali buyuruyor ki: "Resulullah'ın huzuruna utanarak ve sıkılarak
girdim. Resulullah'ın bütün heybet ve vakarı üzerinde idi. Huzurunda
oturdum ve konuşmaya kadir olamadım. Resulullah efendimiz; "Niçin geldin,
bir ihtiyacın mı var?" buyurdu. Sustum. "Her halde Fatıma'yı istemeye
geldin" buyurunca; "Evet" diyebildim. Peygamber efendimiz, hazret-i
Fatıma'ya hazret-i Ali'nin kendisini istediğini duyurdu. O da sustu.
Peygamber efendimiz; "Fatıma'ya mihr olarak verecek neyin var?"
buyurdular. "Yanımda ona verilecek bir şeyim yok ya Resulallah" dedim.
"Sana vermiş olduğum Hutami zırhlı gömleğin nerededir, ne oldu?"
buyurdular. "Yanımdadır" deyince; "Onu sat ve parasını bana getir. Mihr
olarak o kafidir" buyurdular."
Başka bir rivayette de; "Resulullah efendimiz, hazret-i Ali'ye; "Yanında
neyin var" buyurduğunda; "Atım ve zırhlı gömleğim var" diye cevap vermiş,
Resulullah efendimiz de; "Atın sana lazım olur, fakat zırhını sat"
buyurmuştu. Başka bir rivayette de; "Ya Ali, git kendine bir ev kirala"
buyurdu.
Hazret-i Ali, evleninceye kadar Peygamber efendimizle beraber oturuyordu.
Efendimizin emirleri üzerine, Mescid-i Nebevi yakınında, hazret-i Aişe'nin
odasının karşısında bulunan Harise bin Nu'man'ın evini kiraladı. Zırhını
da, hazret-i Osman efendimize 480 dirheme sattı. Hazret-i Osman, zırhı
satın aldıktan sonra hediye olarak geri verdi.
Hazreti Ali, zırh ve dirhemlerle Peygamberimizin yanına gelince, Peygamber
efendimiz, hazret-i Osman'a çok hayr dua ettiler ve; "Osman, Cennet'te
benim refikimdir" buyurdular. Sonra Bilal-i Habeşi'yi çağırdı ve paranın
bir kısmını vererek; "Bu parayı al, çarşıya çık! Biraz gül suyu, geri
kalan para ile de bal al ve Mescid'in bir kenarında temiz bir kab içinde
su ile eziniz. Bal şerbeti yapınız ki, nikah kıyıldıktan sonra içelim.
Ensar ve Muhacirlerden mevcut bulunan Eshabımı mescide davet et ve Fatıma
ile Ali'nin nikahlarının kıyılacağını halka ilan et" diye emretti. |
|