"Asla yerinizi terk etmeyin!.."
Resulullah efendimiz ordusunu savaşa hazırlarken akşam oldu. Akşam ve
yatsı ezanını, Hz. Bilal-i Habeşi yanık sesiyle okudu. Sevgili
Peygamberimiz, namazı kıldırdıktan sonra, Muhammed bin Mesleme'yi elli
kişilik bir birliğin başına verdiler ve sabaha kadar nöbet tutmalarını
emir buyurdular. Eshab-ı kiram istirahata çekildi. O gece, Peygamber
efendimizin başucunda nöbet tutma şerefi hazret-i Zekvan'a nasib olmuştu.
Bu arada düşman ordusu, İslâm ordusunun Şeyhayn'da istirahata çekildiğini
öğrenip, İkrime kumandasında bir süvari birliğini devriye kolu olarak
vazifelendirdi. Henüz Müslüman olmayan İkrime, birliğiyle Harre mevkiine
kadar İslâm ordusuna sokulduysa da mücahid devriyesinden korkarak, geri
çekildi.
Fecirden sonra alemlerin efendisi, Eshabını uyandırdı. Uhud dağına
geldiler. Burada iki ordu birbirini görebiliyordu. Bilal-i Habeşi, ruhları
coşturan, içleri eriten yanık sesiyle sabah ezanını okudu. Mücahidler,
silahlı olarak sevgili Peygamberimizin arkasında namazlarını kıldılar,
dualarını yaptılar. Kainatın sultanı, üzerlerine ikinci bir zırh ve
mübarek başlarına da miğferini giydiler.
Bu sırada, münafıkların başı Abdullah bin Übey; "Biz, buraya kendimizi
öldürtmeye mi geldik? Bunu baştan niye anlayamadık" diyerek, 300 kadar
münafıkla birlikte İslâm ordusunu terk ederek Medine'ye geri döndü.
İnanan, gönül birliği yapan, canlarını, başlarını bu yola koyan ve gözünü
kırpmayan, şehadet rütbesine ulaşmak için can atanların sayısı yedi yüz
kadardı. Hepsi de, sevgili Peygamberimizi, kanlarının son damlasına kadar
korumak üzere söz verdiler.
Peygamberlerin efendisi, mücahidleri nizama soktu. Orduyu, arkası Uhud
dağına, önleri Medine'ye gelecek şekilde yerleştirdi. Sağ kanada Ukaşe bin
Mihsan'ı, sol kanada Ebu Seleme bin Abdülesed'i kumandan tayin etti. Sa'd
bin Ebi Vakkas ile Ebu Ubeyde bin Cerrah önde, okçu birliklerinin başında
yer aldılar. Zırhlı kuvvetlerin başına Zübeyr bin Avvam, öndeki zırhsız
kuvvetlerin başına hazret-i Hamza geçtiler. Mikdad bin Amr'a, arkadaki
kuvvetlerin başında vazife verildi .
İslâm ordusunun sol tarafında Ayneyn tepesi vardı. Bu tepede dar bir geçit
bulunuyordu. Resul-i ekrem efendimiz, bu geçide Abdullah bin Cübeyr
kumandasında, elli okçu koydu. Okçular geçitte yerlerini aldılar. Sevgili
Peygamberimiz, yanlarına gelerek şu kesin emrini verdi;
"Bizi arkamızdan koruyunuz. Yerinizde durunuz ve buradan hiç ayrılmayınız.
Düşmanı yendiğimizi görseniz de size haber vermedikçe, adam göndermedikçe
yerlerinizden asla ayrılmayınız. Düşmanın bizi öldüreceklerini,
öldürdüklerini görseniz de, gelip bize yardımcı olmayınız. Onlardan bizi
korumaya çalışmayınız. Size yöneldikçe, düşman süvarilerini oka tutunuz.
Çünkü süvariler, atılan oklara doğru gelemezler. Allah'ım! Bunları onlara
tebliğ ettiğime seni şahid tutarım!"
Bu emirlerini birkaç defa tekrarlayan sevgili Peygamberimiz ısrarla;
"Kuşların, cesedlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi, ben size adam
göndermedikçe kesinlikle yerinizden ayrılmayınız. Eğer bizim, kafirleri
kırıp, ayaklarınız altında çiğnediğimizi görseniz bile, yine ben size
haber göndermedikçe asla yerinizi terk etmeyiniz!.." buyurdular.
Sonra oradan ayrılıp, ordunun başına geçtiler. |