|
Hazret-i Hamza da şehid oldu |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hazret-i Hamza da şehid oldu
Hazret-i Hamza da şehid oldu
Uhud meydanının her tarafında amansız, müthiş bir çarpışma bütün
şiddetliyle devam ediyor, bazıları atlı, bazıları da yaya olarak
iman-küfür mücadelesini sürdürüyorlardı.
Hazret-i Hamza, Müslümanlara meydan okuyan, Siba' bin Ümmü Enmar'a "Yanıma
gel ey sünnetçi kadının oğlu! Demek sen Allah'a ve Resulüne meydan
okuyorsun öyle mi?" deyip, onu göz açtırmadan bacaklarından tutup yere
serdi.
Üzerine çöküp öldürdükten sonra, karşı kayanın arkasında Vahşi'nin elinde
mızrak ile kendisine nişan aldığını gördü. Derhal üzerine yürüdü. Önündeki
sellerin açtığı çukura gelince, ayağı kaydı ve arkası üzere düştü.
O anda karnından zırhı açılmıştı. Fırsatı yakalayan Vahşi, mızrağını
fırlattı!.. Mızrak, uçarak hazret-i Hamza'nın mübarek vücuduna saplandı ve
diğer taarftan çıktı. Kahramanların büyüğü; "Allah'ım!" diyerek oraya
çöktü. Şehid olmuş, özlediği makama kavuşmuştu... Allahü teâlânın yolunda,
sevgili Peygamberinin uğrunda canını feda etmişti.
Bu sırada, düşman saflarından birisi, "Ey Kureyş cemaatı! Akrabalık
haklarını gözetmeyen, kavminizi bölen Muhammed ile çarpışmaktan geri
durmayınız. Eğer Muhammed kurtulursa, ben kurtulmayayım!.." diyerek,
müşrikleri, Kainatın efendisine saldırmaya teşvik ediyordu.
Bu ses, Asım bin Ebi Avf'ın idi. Ebu Dücane hazretleri bu sesi işitmişti.
Çarpışa çarpışa, Asım bin Ebi Avf'ı buldu ve hemen öldürdü. Fakat
arkasındaki müşrik Ma'bed, bütün gücüyle kılıcını hazret-i Ebu Dücane'ye
salladı.
Allahü teâlânın bir ihsanı olarak ani ve çok çabuk bir hareketle yere
çöken Ebu Dücane, öldürücü darbeden kurtuldu. Derhal kalkıp, kılıcını
Ma'bed'e vurarak öldürdü.
Kureyşli müşriklerin hedefleri, Alemlerin efendisi idi. O'na yaklaşabilmek
için bütün güçlerini harcıyorlardı. Fakat, etrafında pervane gibi dönen,
bir zarar olur korkusu ile canlarını feda etmekten zerre kadar kaçınmayan
şanlı, şerefli Eshabı bir türlü geçemiyorlardı.
Bu kahraman otuz yiğit, Resulullah efendimizin önünde; "Ya Resulallah!
Yanından hiç ayrılmamak üzere yüzümüz, mübarek yüzünün önünde siper ve
kalkan; vücudumuz, mübarek vücuduna fedadır; yeter ki sen selamette ol"
diyorlardı.
Müşrikler, gruplar halinde hücum ediyorlardı. Fahr-i alem efendimiz,
yanında bulunan ve vücudlarını kendisine siper eden kahraman Eshabına, bir
gurubu göstererek; "Allahü teâlânın yolunda vücudunu bize kim feda eder?"
buyurunca, Medineli beş sahabi ileri fırlamıştı.
Resulullah efendimizin mübarek gözleri önünde; tekbirler alarak, döne döne
çarpıştılar. Nihayet bunlardan dördü şehid oldu.
Beşincisi on dört yerinden yaralanıp yere düşünce, Alemlerin efendisi;
"Onu, benim yanıma yaklaştırınız" buyurdu. Vücudunun her yerinden kanlar
akıyordu.
Sevgili Peygamberimiz oturarak mübarek ayaklarını başına yastık yaptılar.
O halde şehid olmak şerefine kavuşan bu mutlu sahabi, Umare bin Yezid
hazretleriydi |
|