|
Hazret-i Talhanın fedakarlığı |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hazret-i Talha'nın fedakarlığı
Hazret-i Talha'nın fedakarlığı
Uhud'a müşrikler her taraftan saldırıyorlardı. Peygamberimize ulaşmak
istiyorlardı. İyice yaklaştıkları bir sırada, Peygamberimiz; "Şunları kim
karşılar, kim durdurur?" buyurdu. Talha bin Ubeydulah hazretleri; "Ben! Ya
Resulallah!" deyip, ileri atılmak istedi.
Resul-i ekrem efendimiz, yine; "Şunlara kim karşı koyar?" buyurdular.
Herkesten önce, yine Talha hazretleri çıktı.
Peygamber efendimiz; "Senin gibi daha kim var?" diye sorunca, Ensardan bir
mübarek; "Ben karşılarım ya Resulallah" dedi. Peygamberimiz; "Haydi onları
sen karşıla" buyurdular.
O da müşriklerle çarpışa çarpışa şehid oldu. Bu şekilde Peygamber
efendimizin o anda yanında bulunan bütün sahabiler, vuruşa vuraşa şehadete
erdiler.
Kainatın sultanı efendimizin o anda yanında Talha bin Ubeydullah
hazretlerinden başka kimse kalmamıştı. Hazret-i Talha, Resulullah'a bir
zarar erişir diye endişe ediyor, dört tarafa birden yetişiyor, müşriklerle
kıyasıya çarpışıyordu.
Onun bu kadar seri kılıç sallaması, bir anda Resulullah'ın her tarafındaki
düşmana karşılık vermesi, ok, mızrak ve kılıç darbelerine karşılık
vermesi, ok, mızrak ve kılıç darbelerine vücudunu kalkan yapması eşine
rastlanmayacak bir hadiseydi.
Hazret-i Talha, pervane gibi dönüyor, kendisine değen kılıçlara hiç
aldırmıyordu. Dileği, Kainatın sultanını korumak, bu uğurda diğer
kardeşleri gibi şehid olmaktı. Vücudunda yara almadık yer kalmamıştı,
elbisesinde kandan başka bir şey görünmez olmuştu.
Fakat o buna rağmen dört tarafa birden yetişiyordu. O sırada Hazret-i Ebu
Bekir ve Sa'd bin Ebi Vakkas hazretleri, Resul-i ekrem efendimizin yanına
yetiştiler. Yiğitlerin efendisi hazret-i Talha da bu arada kan kaybından
sıcak toprağa düşüp bayıldı.
Her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle delik deşikti. Altmış altı
büyük, sayılamaycak kadar da küçük yarası vardı. Sevgili Peygamberimiz,
hazret-i Ebu Bekir'e, hemen hazret-i Talha'ya yardıma koşmasını
emrettiler.
Hz. Ebu Bekir-i Sıddik, hazret-i Talha'nın ayılması için mübarek yüzüne su
serpti. Talha bin Ubeydullah hazretleri ayılır ayılmaz; "Ya Eba Bekir!
Resulullah ne yapıyor?" diyerek, sevgi ve bağlılığın en güzelini gösterdi.
Resul-i ekremi sevmek, canını, O'nun mübarek vücuduna feda etmek ancak bu
kadar olurdu. Hazret-i Ebu Bekir; "Resulullah iyidir. Beni O gönderdi"
deyince, Hz.Talha rahat bir nefes alıp; "Allahü teâlâya sonsuz şükürler
olsun. O sağ olduktan sonra her müsibet hiçtir" dedi.
O sırada birkaç sahabe daha yetişmişlerdi. Alemlerin efendisi, hazret-i
Talha'nın yanını teşrif ettiler. Yaralı mücahid, Resulullah'ı sağ olarak
görünce, sevincinden ağladı. Peygamber efendimiz, onun vücudunu
sıvazladıktan sonra, ellerini açıp; "Allah'ım! Ona şifa ver, kuvvet ihsan
eyle" diye dua buyurdular. Resul-i ekrem efendimizin bir mucizesi olarak,
hazret-i Talha sapa sağlam ayağa kalktı ve tekrar düşmanla harbetmeye
başladı.
Sevgili Peygamberimiz onun için; "Uhud günü, yer yüzünde sağımda
Cebrail'den, solumda da Talha bin Ubeydullah'dan başka bana yakın bir
kimsenin bulunmadığını gördüm." buyurdular. |
|