|
Davete katılanlara büyük mükafat |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Davete katılanlara büyük mükafat
Davete katılanlara büyük mükafat
Uhud savaşının ertesi günü... Sabah vakti... Daha yaralar kurumamış...
Yorgunluklar geçmemiş... Bu halde iken, Resulullah efendimiz harekete
geçti. " Hamra-ül Eset" tarafına yürüme karara verdiler.
Medine'den dört beş saat yürüyüşlük mesafesinde bir yer burası...
Resul-i ekrem efendimiz, Medine'ye dönen Müslümanların yorgunluğundan
istifade edip, müşriklerin her an geri dönüp Medine'yi basabilecekleri
ihtimaline karşı böyle bir tedbir aldı.
Müslümanların harpten dolayı zayıf düşmediğini bildirmek, düşmana göz dağı
vererek Medine'ye tekrar dönmelerini önlemek için, Bilal-i Habeşi'ye;
"Resulullah, size düşmanı takip etmeyi emrediyor! Dün, Uhud'da bizimle
beraber çarpışmaya katılanlar geleceklerdir, de!" buyurdu.
O da, Eshaba bu emri duyurunca, çoğu yaralı oldukları halde derhal
hazırlandılar. Hatta ağır yaralı olan Abdullah ile Rafi isimli kardeşler,
Resul-i ekrem efendimizin bu davetini işitir işitmez, bütün ağrı ve
sızılarına rağmen;
"Resulullah ile gazaya çıkma fırsatını kaçıracak mıyız yoksa?!" diyerek,
mücahidlerin saflarına koştular.
Başta Allahın Resulü olmak üzere ve hepsi bir gün Uhud savaşına girmiş
altıyüzden fazla sahabi derhal toplandılar.
Sevgili Peygamberimiz, hemen yola çıkıp şanlı Eshabıyla, müşrikleri takibe
başladılar. Revha denilen mevkide, müşriklerin toplanarak, Medine'ye
baskın yapmak ve Müslümanları yok etmek için karar aldıklarını öğrendiler.
Bu tedbirlerinin de, Peygamber efendimizin bir mucizesi olduğu ortaya
çıktı.
Müşrikler, Resul-i ekrem efendimizin üzerlerine doğru geldiğini duyunca,
korkarak, bulundukları yeri terk edip, Mekke'ye döndüler.
Peygamber efendimiz, onları Hamra-ül Esed denilen yere kadar takib
ettiler. Müşriklerden iki kişi yakalandı. Burada üç gün kaldılar, sonra
Medine'ye geri döndüler.
Allahü teâlâ, Hamra-ül Esed'e giden bu şerefli Eshabı, ayet-i kerimesinde
mealen şöyle medhetti:
"Yaralandıktan sonra, yine Allahü teâlânın ve Peygamberinin davetine
koşanlar ve hele onlardan iyilik edip fenalıktan sakınanlar için, çok
büyük bir mükafat vardır" (Al-i İmran suresi: 172)
Bu harekatla, Resulullah efendimiz, etrafı sindirdiler ve Kureyş
döküntülerinden Muaviye bin Mugiyre ile Bedir'de esir düşmüş iken fidyesiz
salıverilenlerden, bir daha İslâm aleyhine hiçbir harekete katılmayacağını
taahhüt ve sonra ahdine hıyanet eden bir şair öldürülerek cezası verildi.
Bu sefer beş gün sürdü... Beşinci gün geri dönüldü.
Uhud'da, sevgili Peygamberimizi öldürmeye yemin edenlerden İbn-i Kamia,
Mekke'ye döndüğünde, bir gün koyunlarına bakmak için dağa çıkmıştı.
Dağın tepesinde koyunlarını buldu. İçlerinden bir koç, süratle koşarak
İbn-i Kamia'ya toslamağa başladı. Vura vura İbn-i Kamia'yı parçalayarak
öldürdü.
Abdullah Şihab-ı Zühri'yi de, Mekke'ye giderken, beyaz benekli bir yılan
ısırarak öldürdü. Peygamber efendimize kasdedenlerin hepsi bir sene içinde
cezalarını görüp Cehennemi boyladılar. |
|