"Aranızda iken mahvolmaszınız!"
Alemlerin efendisi; "Ben, sizin aranızda iken, siz mahvolmazsınız"
buyurdular.
Sonra "Bismillah" diyerek, mübarek elini ibriğin üzerine koydular. Sonra
kaldırıp; "Alınız!.." buyurduğunda, çeşme gibi, sular akmaya başladı.
Eshab-ı kiram; kana kana su içtiler, abdest aldılar, bütün kırbalarını
doldurdular, at ve develerini suladılar. Eshabını gülümyeserek seyreden
merhamet deryası sevgili Peygamberimiz, Allahü teâlâya hamd ettiler.
O gün, orada hazır bulunan hazret-i Cabir bin Abdullah; "Biz, bin beş yüz
kişi idik. Eğer yüz bin kişi dahi olsaydık, o su, hepimize yeterdi"
buyurdu.
Resul-i ekrem efendimiz, Hudeybiye'de iken, öteden beri Müslümanlarla dost
olan Huzaa kabilesinin reisi Büdeyl, huzura gelip, Kureyş ordusunun çevre
kabilelerinin de katılmasıyla Hudeybiye'de konduklarını, orduları
dağılıncaya kadar çarpışmaya yemin ettiklerini bildirdi.
Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu:
"Biz, buraya hiç kimse ile çarpışmak için gelmiş değiliz. Ancak umre
yapmak, Kabe-i muazzamayı tavaf ve ziyaret etmek için gelmiş bulunuyoruz.
Buna rağmen bizi, kim Beytullah'ı ziyaretten alıkoymaya kalkarsa, onunla
çarpışırız.
Şüphesiz ki, harpler Kureyş'i ziyadesiyle yıpratmış, güçsüz hale getirmiş
ve pek çok zararlara uğratmıştır. Şayet onlar arzu ederlerse, kendilerine
bir mütareke müddeti tayin edeyim. Bu müddet içinde, benim tarafımdan
emniyet içinde bulunsunlar. Onlar, benimle diğer kabileler arasına
girmesinler. Beni, onlarla baş başa bıraksınlar.
Eğer ben, o kabilelere galip gelir de, cenab-ı Hak da onlara hidayet ihsan
edip Müslüman olurlarsa, Kureyş müşrikleri isterlerse, onlar gibi Müslüman
olabilirler. Şayet ben, zannettikleri gibi, diğer topluluklara galip
gelemezsem, o zaman kendileri de rahata kavuşmuş, kuvvet kazanmış olurlar.
Eğer, Kureyş müşrikleri bunları kabul etmez de benimle çarpışmaya
kalkarlarsa, varlığım yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemin ederim
ki, yaymaya çalıştığım bu din uğrunda, başım gövdemden ayrılıncaya kadar
onlarla çarpışacağım. O zaman Allahü teâlâ da, bana yardım edeceği
hakkındaki vadini şüphesiz yerine getirecektir!"
Huzaa kabilesinin reisi Büdeyl, Peygamber efendimizin buyurduklarını
Kureyş ordugahına ulaştırmak üzere yola çıktı.
Müşrikler, Büdeyl'den Resulullah efendimizin buyurduklarını dinledikten
sonra, ileri gelen adamlarından Urve bin Mes'ud'u, görüşmek üzere
Peygamber efendimize gönderdiler.
Urve, Kureyş'in hiç kimseyi Mekke'ye sokmamak üzere kesin kararlı olduğunu
bildirince, Habib-i ekrem efendimiz; "Ey Urve! Allah için söyle! Şu
kurbanlık develerin kurban edilmelerine, şu Kabe-i muazzamayı ziyaret ve
tavafa mani olunur mu?" buyurduktan sonra, Huzaa kabile reisine
söylediklerini Urve'ye de anlattılar. |