Mukavkıs saltanatını tercih etti
Mısır hükümdarı Mukavkıs, gece Resulullahın elçisi Hatib hazretlerini
uyandırıp, Peygamber efendimiz hakkında bir çok sorular daha sormak
istediğini bildirdi.
Sonra; "O'nun hakkında soracağım şeylere doğru cevap verirsen, üç şey
sormak istiyorum" dedi. Hatib; "İstediğini sor! Ben sana daima doğruyu
söyleyeceğim" diye cevap verdi.
Mukavkıs; "Muhammed, insanları neye davet ediyor?" Hazret-i Hatib; "Yalnız
Allahü teâlâya ibadet etmeye davet ediyor. Gece ve gündüzde beş vakit
namazı kılmayı, Ramazan orucunu tutmayı, verilen sözde durmayı emrediyor.
Ölmüş hayvan eti yemeği men ediyor" buyurdu.
Mukavkıs; "O'nun şekil ve şemailini (görünüşünü) bana tarif et!" diye
sorunca da; kısaca tarif etti. Bir çoğunu saymamıştı.
Mukavkıs; "Anlatmadığın daha bazı şeyler kaldı. Öyle ki, gözlerinde azıcık
kırmızılık, arkasında peygamberlik mührü vardır. Kendisi merkebe biner,
hurma ve az etli yemekle geçinir. Amcaları veya amcaoğulları tarafından
korunur" dediğinde, hazret-i Hatib; "Bunlar da onun sıfatıdır" dedi.
Mukavkıs, Hatib hazretlerine, Peygamberimiz hakkında; "Sürme kullanır mı?"
diye sordu. O da; "Evet! Aynaya bakar, saçını tarar, seferde, hazarda,
aynayı, sürmedanlığı, tarağı, misvağı yanından ayırmaz!" dedi.
Mukavkıs kararını şöyle bildirdi:
"Ben, gelecek bir peygamber kaldığını biliyor ve Şam'dan çıkacağını
sanıyordum. Çünkü daha önceki peygamberin Arabistan'da, sertlik, darlık,
yokluk ülkesinde çıkacağını da kitaplarda görmüştüm. Kitaplarda
sıfatlarını yazılı bulduğumuz peygamberin ortaya çıkma zamanı da, şüphesiz
bu zamandır. Biz, O'nun vasfını; iki kız kardeşi bir nikah altında
birleştirmez, hediyeyi kabul eder, sadakayı kabul etmez. Fakirlerle,
yoksullarla oturur, kalkar! diye kitapta yazılı bulmuştuk. O'na uymak
hususunda Kıbtiler beni dinlemezler. Ben saltanatımdan da ayrılamayacağım.
Bu hususta çok cimriyim. O peygamber, ülkelere hakim olacak, kendisinden
sonra da sahabileri, bu topraklarıma kadar gelip konacaklar. En sonunda
şuradakilere galib geleceklerdir. Ben Kıbtilere bundan ne bir kelime
anarım, ne de hiçbir kimseye, bu konuşmamı bildirmek isterim!"
Mukavkıs, Arabca yazan katibini çağırdı. Peygamberimizin mektubuna şöyle
cevap yazdırdı:
"Abdullah'ın oğlu Muhammed'e, Kıbtilerin büyüğü Mukavkıs'tan!
Selam, senin üzerine olsun. Gönderdiğin mektubunu okudum. Orada
zikrettiğin şeyi ve yaptığın daveti anladım. Ben de bir peygamberin
geleceğini biliyordum. Ama onun Şam'dan çıkacağını zannediyordum. Elçine
ikramda bulundum. Sana Kıbtilerin yanında büyük değeri bulunan iki cariye
ile, giyecek elbise gönderdim. Bir de binmen için dişi bir katır hediye
ettim."
Mukavkıs, bundan başka bir şey yapmadı, Müslüman da olmadı. Hazret-i
Hatib'i, Mısır'da beş gün misafir etti. Çok hürmet gösterip, ikramlarda
bulundu. Sonra; "Hemen memleketine, sahibinin yanına dön! O'nun için iki
cariye, iki binek hayvanı, bin miskal (Bir miskal 4,8 gr.) altın, yirmi
takım Mısır işi ince elbise ve daha başka hediyeler gönderilmesini
emrettim. Senin için de, yüz dinar ve beş takım elbise verilmesini
söyledim. Yanımdan ayrılıp git! Sakın, Kıbtiler, senin ağzından tek kelime
bile işitmesinler!" dedi. |