|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hayber'e sefer kararı
Hayber'e sefer kararı
Yahudiler, Medine'den sürülünce, Arabistan'ın kuzey taraflarına
gitmişlerdi. Bunlardan bir kısmı, Hayber'de kalıp yerleştiler. Bir kısmı
ise kuzeyde bulunan Şam'a gittiler.
Resulullah efendimize suikast tertip etmeleri sebebiyle yurtlarından
çıkarılmışlardı. Fakat Müslümanlara karşı içlerindeki kin, hırs ve intikam
duyguları hiçbir zaman sönmedi.
Hatta günden güne şiddetlendi. Bir an önce kainatın sultanı olan Allahü
teâlânın Habibinin hayatına son vermek, din-i İslâm'ı ortadan kaldırmak
istiyorlardı.
İleri gelenlerinden bazıları; "Gatafanlılara gidip yardım isteyelim,
Müslümanlara karşı onlarla birlikte çarpışalım!" dediler. Bazıları da;
"Fedek, Teyma ve Vad-il-Kura Yahudilerini de yardıma çağırıp, Müslümanlar
bizim üzerimize saldırmadan, biz onların şehrine hücum edelim, olmuş
olacak bütün intikamımızı alalım!.." dediler.
Hayber Yahudileri bu sözü kabul edip, çevredeki Yahudi kabilelerini ve
Gatafanlıları yardıma çağırdılar. Sadece Gatafanlılardan çok sayıda seçme
savaşçı gelip, Hayber'de hazırlıklara başladı.
Onlar bu hazırlıkları yaparken, Alemlerin efendisi Yahudilerin
durumlarından haberdar oldu. Abdullah bin Revaha hazretlerinin yanına üç
sahabi verip, derhal Hayber'de olup bitenleri öğrenmek üzere gönderdi.
Abdullah bin Revaha ve üç arkadaşı sür'atle Hayber'e geldiler. Burası,
sekiz muhkem kalesi, verimli arazileri, bol mikdarda bağ ve bahçeleri
bulunan zengin bir şehirdi.
Hazret-i Abdullah, arkadaşlarından birini Şıkk, birini Ketibe, diğerini
Natat kalesine gönderdi. Kendisi de başka bir kaleye girip, üç gün
Yahudilerin durumlarını, harbe hazırlıklarını yakından incelediler. Üç
günden sonra buluşma yerinde birleşip, sür'atle Medine'ye varıp,
yaptıkları hazırlıkları Peygamber efendimize tek tek anlattılar.
Sevgili Peygamberimiz, Eshabının acele hazırlanmasını emretti.
Yahudilerin, Medine-i münevvereye saldırmalarını önlemek için, Hayber
üzerine gitmeye karar verdiler.
Bu kararı duyan Medine'de bulunan Yahudiler telaşa düştüler. Müslümanların
maneviyatlarını bozmak için; "Yemin ederiz ki, eğer siz, hayber'deki
kaleleri, oraya birikmiş yiğit savaşçıları görmüş olsaydınız, hiçbir zaman
oraya adım atmazdınız!.. Dağların tepesindeki yüksek burçlu kaleleri,
zırhlı yiğitler korumaktadır. Çevreden binlerce asker onlara yardıma
gelmişlerdir!.. Sizin, Hayber'i fethetmeniz mümkün müdür?!..." diyorlardı.
Bunlara karşı kahraman sahabibler; "Allahü teâlâ, Habibine, Hayber'i
fethedeceğini vad buyurmuştur" diyerek, Yahudilerden hiçbir zaman
korkmayacaklarını belirtiyorlardı. Eshabın bu kararlı hali, Yahudileri
daha çok üzüyor, endişeye düşürüyordu.
Münafıkların başı Abdullah bin Übeyy; "Muhammed, az bir kuvvetle üzerinize
geliyor. Korkacak bir durum yok, fakat tedbirli olup, mallarınızı
kalelerinize doldurun. Onları, kaleden çıkarak karşılayın!" diyerek,
Hayber'e acele haber gönderdi. |
|