|
Herşeyin hayrını ve iyiliğini dileriz |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Herşeyin hayrını ve iyiliğini dileriz
"Herşeyin hayrını ve iyiliğini
dileriz"
Eshab-ı kiram Hayber'i fetih hazırlarını tamamladı, evdekilerle
helallaşıp, Peygamber efendimizin etrafında toplandı. İki yüz süvari ve
bin dört yüz piyade olmuşlardı.
Allahü teâlânın dinini yaymak, cihad etmek ve şehidlik mertebesine
kavuşmak için sevgili Peygamberlerinin emrine hazır oldular. Bu sırada
bazı kadınların, harpde, Eshab-ı kiramın yiyeceklerini hazırlamak,
yaralıları sarmak ve daha başka yapabilecekleri işleri yapmak üzere,
Peygamber efendimizden vazife istedikleri görüldü.
Resulullah efendimiz merhamet buyurup, onları bu sevaptan mahrum
etmediler. Böylece mücahidlere, başta sevgili Peygamberimizin mübarek
hanımı Ümmü Seleme hazretleri olmak üzere, yirmi hanım mücahide de
katılmış oldu.
Resul-i ekrem, Medine'de yerine vekil olarak, Gıfar kabilesinden Siba'
hazretlerini bıraktılar ve Hayber'e hareket emrini verdiler. Nümeyle bin
Abdullah'ın bırakıldığı da bildirilmiştir.
Yolculuk tekbirlerle başladı. Mazeretleri sebebiyle savaşa katılamayan,
yaşları küçük olduğu için izin verilmeyen sahabiler, Peygamber efendimize
ve kahraman babalarına, dedelerine, amcalarına, dayılarına ve ağabeylerine
gıbta ile bakıyorlar, onları tekbir ve dualar ile uğurluyorlardı...
Takvim, hicretin yedinci yılını gösteriyordu. Peygamber efendimizin
mukaddes sancağını hazret-i Ali taşıyor; sağ kol kumandanlığını da
hazret-i Ömer yapıyordu. Yolculuk neşeli bir şekilde geçiyordu.
Şairler, şiirleriyle, Allahü teâlâya, verdiği nimetlerinden dolayı
hamdediyorlar, sevgili Peygamberimize salevat söylüyor ve şanlı Eshabı
medhediyorlardı. Sahabiler de, bayrama gider gibi hep birlikte; "Allahü
ekber! Allahü ekber! La ilahe illallahü vallahü ekber!" diyerek her tarafı
inletiyorlardı.
Her konak yerinde Kainatın sultanı; "Allah'ım! İstikbale endişelenmekten,
geçmişe tasa etmekten, güçsüzlük ve gevşeklikten, cimrilik, korkaklık ve
bel büken borçtan, zalim ve haksız kimselerin musallatından sana
sığınırım!" diyerek dua buyuruyordu.
Hayber'e yaklaşıldığı zaman, sevgili Peygamberimizin, Eshabını durdurduğu
görüldü. El açarak;
"Ey göklerin ve gölgelediklerinin Rabbi olan Allah'ım! Ey yerlerin ve
üzerindekilerin Rabbi olan Allah'ım! Ey şeytanların ve saptırdıklarının
Rabbi olan Allah'ım! Ey rüzgarların ve savurduklarının Rabbi olan
Allah'ım! Biz senden, bu beldenin hayrını ve iyiliğini, bu beldede yaşayan
insanların hayrını ve iyiliğini, yine bu beldede bulunan herşeyin hayrını
ve iyiliğini dileriz. Bu beldenin şerrinden, insanların şerrinden ve
içindeki her şeyin şerrinden de sana sığınırız!" diye münacata başladılar.
Sahabelerin dudaklarından; "Amin, amin" sesleri dökülüyordu. Bundan sonra
Eshabına; "Bismillahirrahmanirrahim diyerek ilerleyiniz" buyurdular. |
|