|
Bir darbede kale kapısı yıkıldı |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Bir darbede kale kapısı yıkıldı
Bir darbede kale kapısı yıkıldı
Fakat eğilip alacak zaman yoktu. Fırsatı kaçırmak istemeyen Yahudi,
kalkanı kaptığı gibi geriye kaçtı.
Buna çok üzülen Allahü teâlânın aslanı, Zülfikar ile etrafındaki
düşmanları dağıttıktan sonra, kalenin kapısını kalkan yapmaya niyetlendi.
"Bismillahirrahmanirrahim!" Diyerek, kocaman demir kapının halkalarına
asıldı. Resulullahın duası bereketiyle kapının kancalarını duvarından
sarstı çıkardı...
Hazret-i Ali kapıyı sökerken, kale yerinden sarsıldı. Sekiz on pehlivanın
yerinden kıpırdatamayacağı bu kapıyı, tek eliyle kalkan yapıp, çarpışmağa
başladı.
Karşısına peşpeşe, Yahudilerin en yiğit altı pehlivanı daha çıktı. Onları
da Allahü teâlânın izni ile alt eden hazret-i Ali, kahraman arkadaşları
ile kaleye girdiler.
Artık kalenin içinde çarpışılıyordu. Kısa zamanda, karşılarına çıkacak
kimse kalmadı. İslâm sancağını kaleye diktiler. Böylece en muhkem kaleleri
olan Natat, fethedildi.
Sevgili Peygamberimiz, hazret-i Ali'nin gözlerinden öptükten sonra;
"Gösterdiğin kahramanlıktan dolayı, Allahü teâlâ ve Resulü senden razı
oldu" buyurdular. Bu mübarek kelamı işiten Ali , sevincinden ağladı.
Peygamber efendimiz; "niçin ağlıyorsun?" buyurduğunda; "Canım sana feda
olsun ya Resulallah! Sevincimden ağlıyorum. Zira Allahü teâlâ ve Resulü
benden razı oldu" dedi.
Bunun üzerine sevgili peygamberimiz; "Yalnız ben değil, Cebrail, Mikail ve
cümle melekler senden razı oldular" buyurdu.
Bu sırada Devs kabilesinden dört yüz Müslüman, Peygamber efendimize
yardıma geldi. Bundan sonra, diğer kaleleri fethetmek için çarpışmalara
şiddetli bir şekilde devam edildi.
Hayber'in geri kalan yedi kalesi teker teker düşürülünce, çaresiz kalan
Yahudiler, hey'et göndererek sulh isteğinde bulundular. Peygamberimiz
sallallahü aleyhi ve sellem, bu teklifi kabul ederek şu maddeler üzerinde
anlaştılar:
1- Bu gazada Müslümanlarla çarpışan Yahudilerin kanları dökülmeyecek.
2- Hayber'i terkeden Yahudiler, yanlarında sadece çocuklarını ve bir deve
yükü lüzumlu ev eşyasını götürebilecekler.
3- Geri kalan taşınan ve taşınmayan malların hepsi; zırh, kılıç, kalkan,
yay, ok gibi bütün silahlar, üzerlerindeki elbiseden başka giyeceklerin
tamamı; kumaşlar, altınlar ve ayrıca hazineler, at, deve, koyun gibi bütün
hayvanlar... ne varsa hepsi Müslümanlara kalacak.
4- Müslümanlara bırakılması gereken herhangi bir şey, hiçbir suretle
gizlenmeyecek. Gizleyenler, Allahü teâlâ ve Resulünün emanından ve
himayesinden dışarda bırakılacak...
Bu şartlara uymayan, hazinelerini tulumlarla toprağa gömen Kinane bin
Rebi' cezalandırıldı. Ele geçen ganimetin, haddi hesabı yoktu. Hayber'in o
verimli arazileri, hurmalıkları tamamen İslâm ordusuna bırakılmıştı. |
|