|
Ahde vefasızlık göstermeyiniz |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Ahde vefasızlık göstermeyiniz
"Ahde vefasızlık göstermeyiniz!"
Mute savaşı için toplana üç bin kişilik İslâm ordusu; "Allahü ekber!
Allahü ekber!" tekbirleri arasında yürümeye başladı.
Sevgili Peygamberimiz ve Medine'de kalan sahabiler, mücahid gaziler Veda
yokuşuna kadar takib ettiler.
Burada Alemlerin efendisi, mübarek İslâm ordusuna şöyle hitab ettiler:
"Ben size, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmanızı,
yanınızdaki Müslümanlara karşı hayırlı olmanızı ve onlara iyi davranmanızı
tavsiye ederim.
Allahü teâlânın yolunda, O'nun ismini söyleyerek harbediniz. Ganimet
alınan mallara hıyanet etmeyiniz. Ahde vefasızlık göstermeyiniz. Çocukları
öldürmeyiniz.
Orada hıristiyanların kiliselerinde, insanlardan ayrılıp kendilerini
ibadete vermiş bazı kimseler bulacaksınız. Onlara dokunmaktan sakınınız!
Onların dışında, başlarında şeytanların yuvalandıkları bazı kimselere de
rastlayacaksınız ki, onlara acımayınız!
Siz, kadınları, yaşlanmış pir-i fanileri öldürmeyiniz. Ağaçlara yakmayınız
ve kesmeyiniz. Evleri de yıkmayınız!"
Baş kumandan Zeyd bin Harise'ye de şu nasihatta bulundular:
"Müşriklerden düşmanınla karşılaştığın zaman, onları üç husustan birine
davet et!.. Eğer Müslüman olurlarsa onları, Muhacirler yurdu olan
Medine'ye hicret etmeye davet et!
Davetini kabul ederlerse, Muhacirlerin sahib oldukları haklara
kendilerinin de sahib olacaklarını ve onların mükellef oldukları
vazifelerle kendilerinin de mükellef olacaklarını bildir.
Şayet Müslüman olup ülkelerinde oturmayı tercih ederlerse, Müslümanlardan
göçebe Arablar gibi olacaklarını ve onlar hakkında uygulanan ilahi hükmün,
kendileri için de uygulanacağanı harp ganimetlerinden kendilerine bir şey
ayrılamayacağını ve ganimetten ancak Müslümanların yanında harbedenlerin
faydalanacağını bildir!
Eğer İslâm'ı kabul etmezlerse, onları cizye vermeye davet et! İçlerinde
bunu kabul edenlere dokunma! Cizye vermeye de yanaşmazlarsa, Allahü
teâlânın yardımına sığınarak onlarla harb et!.."
Bu nasihatlerden sonra mücahidlerle vedalaştılar. İslâm ordusu, tekbir
sadalarıyla ayrıldı. Geride kalanlar, gidenlere el sallayıp; "Allahü teâlâ
sizi her türlü tehlikelerden muhafaza buyursun, yine sağ salim geri
çevirsin..." diye dua ediyorlardı.
Ufuktan kayboluncaya kadar, yaşlı gözlerle arkalarından gıbta ile
baktılar... Zeyd bin Harise'nin elindeki mukaddes sancak dalgalanıyor,
mücahidler bilinmeyen uzun bir yolculuğa, Allahü teâlânın dinine hizmet
için gidiyorlardı.
İslâm ordusu, hızla Suriye'ye doğru ilerliyordu. Yolculuk olaysız ve
neş'eli geçiyordu. Mücahidler, bir an önce düşmanla karşılaşmak için
sabırsızlanıyorlardı. |
|