|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Tek arzusu şehid olmaktı
Tek arzusu şehid olmaktı
Mute savaşı için ilerleyen ordunun içinde olup, şehidliği isteyenlerin
içinde en arzulu olanlardan biri de Abdullah bin Revaha hazretleriydi.
Bunu Zeyd bin Erkam şöyle anlattı:
"Ben Abdullah bin Revaha'nın terbiyesi altında yetişmiş bir yetimdim. O,
Mute seferine çıktığında, beni de devesinin arkasına bindirmişti.
Geceleyin bir müddet gidince, dudaklarından şu beytler dökülüyordu.
"Ey devem! Kumluktaki, kuyuya eğer beni,
Oradan da dört konak, götürürsen ileri.
Çıkarmam artık seni, bundan başka sefere,
Sahipsiz kalacaksın, az sonra, ona göre.
Ben herhalde evime, geri dönmeyeceğim,
Umarım ki bu harpte, ben şehid düşeceğim.
Son konakta mü'minler, geçti beni hız ile,
Ey Revaha'nın oğlu, en yakınların bile,
Kardeşlik bağlarını, kopararak geçtiler,
Seni Hak teâlâya bırakıp da gittiler.
Artık düşünmüyorum, geride ne malım var?
Hiç umurumda değil, ağaçlarla hurmalar!"
Bunları işitince, ağladım. Abdullah bin Revaha bana kamçısıyla dokunarak;
"Ey yaramaz! Sana ne oluyor? Böyle söylememin sana, ne zararı var? Allahü
teâlâ, bana şehidlik nasib ederse, sen de hayvan üzerinde geri dönüp,
yerine ulaşırsın. Ben ise dünyanın bütün dertlerinden, tasa ve
üzüntülerinden, hadiselerinden kurtulur, rahata kavuşurum" dedi.
İnip iki rekat namaz kıldı. Sonunda uzunca bir dua yaptıktan sonra bana;
"Ey çocuk!" diye seslendi. "Buyur" dediğimde; "Bu seferde inşaallah
şehidlik nasib olacaktır!" dedi."
Kahraman sahabiler, Suriye'ye yaklaşırlarken Şam valisi Şürahbil bin Amr,
İslâm ordusunun yaklaşmakta olduğunu çoktan haber almıştı. Hemen Bizans
kayseri Heraklius'a durumu bildirip, büyük bir yardım alarak rahatlamıştı.
Çünkü yaptığı istihbarata göre, Müslümanlar ancak üç-beş bin kişiydi. Buna
karşı kendi ordusu, yüz bini aşıyordu. Silahların ise, haddi hesabı yoktu.
Eshab-ı kiram, Şam topraklarından Muan'a vardıkları sırada, Rumların yüz
bin kişilik bir ordu ile üzerlerine geldiklerini öğrendiler. Orada
konaklayıp iki gece kaldılar.
Kumandan Zeyd bin Harise hazretleri, arkadaşlarını toplayıp durumu
bildirdi. Rum ordusuna karşı ne yapmak lazım geldiği hakkındaki
görüşlerini sordu.
Sahabilerden bazıları; "Rum ordusuyla karşılaşmadan, ani baskınlar
düzenleyelim. İnsanlarını esir alıp Medine'ye dönelim"; bazıları da;
"Resul aleyhisselama mektup yazıp, düşmanın sayısını bildirelim. Bize
acele asker göndermesini, veya ne yapmamız gerektiğini soralım"
diyorlardı. |
|