|
Bayrak Hz. Halid bin Velide |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Bayrak Hz. Halid bin Velid'e
Bayrak Hz. Halid bin Velid'e
Ordunun başına kimin geçeceği tartışılırken, Hz. Sabit, etrafındaki
mücahidlere; "Ey kardeşlerim! Halid'in kumandan olmasındaki görüşünüz
nedir?" diye sordu.
Onlar da hep bir ağızdan; "Onu başımıza kumandan yaptık" dediler. Bunun
üzerine hazret-i Halid, Alemlerin efendisinin mübarek eliyle teslim ettiği
sancağı, büyük bir hürmet ve edeb ile alıp öptü. Atına atlayıp düşmana
bütün haşmet ve heybetiyle saldırdı.
Kahraman sahabiler yeni kumandanalrının peşinde tekrar hücuma geçtiler.
Hazret-i Halid görülmemiş bir cesaret ve maharetle çarpışıyordu. Önüne
geleni devirip düşürüyordu.
Bir ara Kutbe bin Katade hazretleri, düşman kumandanlarından Malik bin
Zafile'nin başını gövdesinden ayırdı. Rumların maneviyatları bozulmuştu.
Fakat vakit daralmış, akşam olmuş ve hava kararmaya başlamıştı. Karanlıkta
savaşmak oldukça tehlikeliydi. Çünkü yanlışlıkla kendi arkadaşlarını
vurabilirlerdi...
Bu sebeple her iki taraf da karargahlarına çekildi. Yaralılar tedavi
altına alındı. Hazret-i Halid, harp san'atında dahi idi. Sabahleyin
düşmanın karşısına yeni bir taktikle çıkmak ve onları şaşırtmak istiyordu.
O gece, askerlerin yerlerini değiştirdi. Sağ taraftakileri sola,
soldakileri sağa, öndekileri arkaya, arkadakileri de öne aldı.
Sabahleyin tekrar hücuma kalkan kahraman mücahidler, "Allahü ekber"
nidaları arasında çarpışmaya başladı. Düşman askerleri, kendilerine
saldıran askerleri ilk defa görüyordu.
Bunlar dünkü çarpıştıkları kimseler değildi. Herhalde, Müslümanlara yeni
bir ordu yardıma gelmişti!.. Bunları büyük bir korku içinde düşünen Rum
askerlerinin maneviyatları bozuldu. Paniğe kapıldılar.
Bunu fırsat bilen hazret-i Halid ve kahraman sahabiler, o gün çok daha
güzel çarpışarak düşmana kılıç vurdular ve binlercesinin canını Cehennem'e
gönderdiler.
O gün Halid bin Velid hazretlerinin elinde dokuz kılıç kırılmıştı. Allahü
teâlânın ihsanı, Resul-i ekrem efnedimizin duaları bereketiyle üç bin
mücahid gazi, yüz bin düşman askerini bozguna uğratmıştı.
Bu büyük meydan muharebesinde on beş şehid verilmişti. Böylece, Bizans
imparatorluğuna, haddi bildirilmiş, daha güneye akınlar düzenlemelerine
engel olunmuştu...
Resul-i ekrem ve Nebiyyi muhterem efendimiz, kendisine harp meydanından
bir haber gelmeden önce, Mute'de olanları bildirmek üzere Eshabını mescide
toplamıştı.
Sevgili Peygamberimizin mübarek yüzlerinden çok üzüntülü olduğu
anlaşılıyor, daha çok üzülür korkusu ile kimse bir şey soramıyordu.
Nihayet Eshab-ı kiramdan biri; "Canımız sana feda olsun ya Resulullah!
Sizde olan üzüntüyü gördüğümüzden beri içimiz kan ağlıyor, üzüntümüzün
derecesini ancak cenab-ı Hak bilir!" dedi.
Sevgili Peygamberimizin mübarek gözlerinden yaşlar boşandı... |
|