Bugün, merhamet günüdür!
"Bugün, merhamet günüdür!"
Görmeliydi ki, şahid olduğu manzarayı müşriklere anlatsın ve karşı çıkan
olmasın... Böylece, Harem-i şerifte kan dökülmesin...
Hazret-i Abbas, Ebu Süfyan ile dağ geçidine giderken, mücahidler harp
düzenine girdi.
Her kabile, sancaklarını açmış olduğu halde geçitten geçmeye başladılar.
Her birinin üzeri zırhlı ve silahlı idi. Her grup geçerken tekbir
getiriyorlardı.
Ebu Süfyan; "Bunlar kim?" diye soruyor, hazret-i Abbas'da; "Bunlar,
Süleymoğulları! Kumandanları Halid bin Velid'dir!" Bunlar Gıfaroğulları!"
"Bunlar Ka'boğulları!.." diyerek cevap veriyordu.
Yeri göğü; "Allahü ekber! Allahü ekber!" nidaları dolduruyor, mücahidlerin
çokluğu ve silahların parıltıları göz kamaştırıyordu.
Ebu Süfyan'ın en çok merak ettiği, Fahr-i Alem efendimizdi. O'nun
çevresindeki askerlerin geçişini çok merak ediyor, diğerlerinden farklı
olacağını tahmin ediyordu.
Bu sebeple sık sık; "Bunlar Resuullah'ın birliği midir?" diye sormaktan
kendini alamıyordu... Nihayet peygamberlerin sultanı, Alemlerin efendisi
güneş gibi, nur saçarak devesi Kusva'nın üzerinde göründü.
Etrafında Muhacirler ve Ensar bulunuyordu. Her biri tepeden tırnağa Davudi
zırhlara bürünmüş, Hindi kılıçlar kuşanmış, cins atlara ve develere binmiş
olarak geliyorlardı.
Ebu Süfyan onları görünce; "Kim bunlar, ya Abbas?" diyerek merakla sordu.
O da; "ortadaki Resul aleyhisselam, Etrafındakiler de şehid olmak aşkı ile
yanan Ensar ve Muhacirlerdir!.." dedi.
Sevgili Peygamberimiz onların yanından geçerken Ebu Süfyan'a; "... Bugün,
Allahü teâlânın, Kabe'nin şanını yücelteceği bir gündür. Bugün,
Beytullah'a örtü örtüleceği gündür! Bugün, merhamet günüdür... Bugün,
Allahü teâlânın Kureyşlileri (İslâm ile) aziz edeceği bir gündür!"
buyurdu.
Ebu Süfyan, göreceğini görmüş, işiteceğini de işitmişti; "Ben, Kayser'in
de, Kisra'nın da saltanatını gördüm. Fakat böyle ihtişamlısını görmedim!
Ben, hiçbir zaman bugünkü gibi bir ordu ve cemaat ile karşılaşmadım! Böyle
bir orduya hiç kimse karşı koyamaz, onlara güç yetiremez!" diyerek
Mekke'nin yolunu tuttu...
Hz. Ebu Süfyan, Mekke'ye gelip, kendisini merakla bekleyen müşriklere
Müslüman olduğunu açıkladıktan sonra;
"Ey Kureyş cemaatı! Muhammed aleyhisselam, karşısında dayanamayacağınız
kadar büyük bir ordu ile yanıbaşınıza gelmiş buyunuyor. Boş yere kendi
kendinizi aldatmayınız? Müslüman olunuz ki, kurtulasınız! Ben sizin
görmediklerinizi gördüm! Sayısız bahadırlar, atlar ve silahlar gördüm. Hiç
kimsenin onlara gücü yetmez! Kim, Ebu Süfyan'ın evine girerse, ona eman
verilmiş, öldürülmekten kurtulmuştur! Kim, Beytullah'a sığınırsa, ona eman
verilmiştir. Kim, evine girip kapısını kapatırsa, ona da eman
verilmiştir!" dedi.
Bunun üzerine müşriklerin azılılarından bazıları, Ebu Süfyan hazretlerine
karşı çıkarak, hakaret ettiler. Hatta, İslâm ordusuna karşı çıkmak için,
acele hazırlığa başladılar. Fakat bunların sayıları çok azdı. Diğerleri,
bunlara iltifat etmeyip evlerine koştular. Bir kısmı da Mescid-i Haram'a
sığındılar. |
|