|
Mescid-i Dırarın yıkılışı |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Mescid-i Dırar'ın yıkılışı
Mescid-i Dırar'ın yıkılışı
Tebük seferi ile, sevgili Peygamberimiz ve kahraman Eshabı, Bizanslıların
gözünü korkutmuş ve mukavemetlerini kırmış olarak nurlu Medine'ye
yaklaşmışlardı.
Kainatın sultanı, Medine'ye çok yakın olan Zi-Evan denilen yerde, Eshabına
konaklamalarını emretti. Sahabiler dinlenirken birkaç münafık, sevgili
Peygamberimize gelip, Mescid-i dırar'a teşrif etmesini istedi.
Mescid-i Dırar, Kuba'da bulunuyordu. Resulullah efendimizin, Medine'ye
hicreti esnasında Kuba'da yaptırdığı ilk mecsidin karşısına münafıklar
tarafından yapılmıştı.
Sevgili Peygamberimiz, Eshabıyla Tebük'e giderken, münafıklar huzura
gelip; "Ya Resulallah! Yeni bir mescid yaptık, teşrif edip bize bir namaz
kıldırır mısınız?" diyerek davet etmişler, fakat sefer halinde olan
Alemlerin efendisi, nasib olursa Tebük'ten dönüşte uğrayabileceklerini
buyurmuşlardı.
Münafıkların maksadı; Müslüman cemaati bölmek, kendi emellerine alet
etmek, fitne çıkararak onları birbirlerine düşürmekti. Hatta, Bizans
askerlerini Medine'ye davet edip, bu mescide depo ettikleri silahlarla
onlara yardım edeceklerdi.
Peygamber efendimizin orada namaz kılmasını sağlamakla, Mescid-i Dırar'ın
mukaddes bir yer olduğu intibaı hasıl olacaktı. Böylece Müslümanlar, orada
namaz kılmak için birbirleriyle yarış edecek ve güya münafıkların ağına
düşeceklerdi!..
Server-i alem efendimiz, münafıkların bu davetini kabul buyurmuş, gitmeğe
karar vermişti. Allahü teâlâ Tevbe suresi 107-110. Ayet-i kerimelerini
göndererek işin iç yüzünü bildirdi:
" Münafıklar arasında bir de müminlere zarar vermek, hakkı inkar etmek,
müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulüne karşı
savaşmış olan adamı beklemek için bir mescid kuranlar ve: Bununla
iyilikten başka birşey istemedik, diye mutlaka yemin edecek olanlar da
vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik
eder.
Onun içinde asla orada namaz kılma! İlk günden takva üzerine kurulan
mescit (Kuba Mescidi) içinde namaz kılman elbette daha doğrudur. Onda
temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da çok temizlenenleri sever.
Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır,
yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurup, onunla beraber kendisi
de çöküp cehennem ateşine giden kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru
yola iletmez.
Yaptıkları bina, kalblerinde şüphe ve ızdırap kaynağı olmakta kalbleri
paralanana kadar devam edecektir. Allah bilendir, hakimdir."
Bunun üzerine Alemlerin efendisi, Malik bin Duhşüm ile Asım bin Adiy'e ;
"Şu, halkı zalim olan mescide gidiniz. Onu yıkınız, yakınız" buyurdular.
Onlar akşam ile yatsı arasında gidip, binayı ateşe verdiler. Sonra da
yıkıp yerle bir ettiler. Münafıklardan hiç ses çıkmadı.
Sevgili Peygamberimizin Tebük seferi dönüşünde iki ay sonra, münafıkların
başı Abdullah bin Übeyy öldü. Bundan sonra münafıkların birlikleri bozulup
dağıldılar.
Böylece, sadece münafıkların değil, Arabistan'da müşriklerin ve
Yahudilerin de başları ezilmiş, İslâm'a karşı durma, engelleme
faaliyetleri söndürülmüş oldu. |
|