|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Hakkı olan gelsin alsın
"Hakkı olan gelsin alsın"
Hicretin on birinci senesi idi. Cebrail aleyhisselam, bu sene geldiğinde,
sevgili Peygamberimize, Kur'an-ı kerimi iki defa baştan sona okudu.
Halbuki, daha önceki yıllarda, Kur'an-ı kerimi bir defa okumuştu.
Efendimiz, Cebrail aleyhisselamın, en son tebliğ ettiği; "Allahü teâlânın
yardımı ve zafer günü gelip, insanların, Allahü teâlânın dinine
(İslamiyet'e) akın akın girdiklerini görünce, Rabbini hamd ve tesbih et!
O'ndan af dile! Çünkü O, tövbeleri daima kabul eder" mealindeki Nasr
suresini dinlerdikten sonra; "Ya Cebrail! İçimden, ölümümün yaklaştığını
duyuyorum" buyurdu.
Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam, şu ayet-i kerimeleri okudu, mealen;
"Ahiret, senin için dünyadan daha hayırlıdır. Rabbin sana razı oldum
deyinceye kadar her istediğini verecek" (Duha suresi: 4,5)
Sevgili Peygamberimiz, o gün, Medine'de bulunan bütün Eshab-ı kriamının,
öğle namazında mescidde toplanmaları için haber gönderdi. Server-i alem
efendimiz, namazı kıldırdıktan sonra, bir hutbe irad ettiler.
Bu öyle bir hutbe idi ki, dinleyen bütün kalbler ürpermiş, gözlerinden
yaşlar boşanmıştı. Daha sonra; "Ey insanlar! Sizin peygamberiniz olarak
beni nasıl buldunuz" buyurunca, Eshab-ı kiram;
"Ya Resulallah! Allahü teâlâ, sana bizim tarafımızdan bol bol hayırlar
ihsan buyursun. Sen, bizim için çok şefkatli bir baba, nasihatte bulunan
şefkatli bir kardeş gibiydin. Allahü teâlânın sana lütfettii peygamberlik
vazifesini yerine getirdin. Vahyedilenleri bize ulaştırdın. Rabbinin
yoluna, İslam'a hikmet ile, güzel nasihat ile davet ettin, çağırdın.
Allahü teâlâ sana, en güzel ve en yüksek karşılıkları versin" dediler.
Efendimiz; "Ey mü'minler! Allah aşkına, kimin bende hakkı varsa, kalksın
gelsin, kıyametten önce burada alsın" buyurdular. Fakat kalkıp gelen
olmadı. Resulullah efendimiz, ikinci ve üçüncü defalar da Allahü teâlânın
adını anarak; "Hakkı olan gelsin alsın" buyurdu.
Bunun üzerine Eshab-ı kiramdan pir-i fani olan hazret-i Ukaşe kalktı.
Resulullah'ın huzuruna vardı. Sonra; "Anam-babam sana feda olsun ya
Resulallah! Tebük gazasında, seninle beraberdim. Tebük'ten ayrıldığımız
sırada benim devemle, sizinki yanyana gelmişlerdi. Ben devemden indim.
Sana yaklaştım. Maksadım, seni mübarek vücudundan öpmekti, o zaman kamçı
ile sırtıma vurmuştun. Niçin vurduğunu bilmiyorum" dedi.
Peygamber efendimiz; "Ya Ukaşe! Allahü teâlâ seni, Resulünün kasten
vurmasından muhafaza eylesin. Ya Bilal! Kızım Fatıma'nın evine git. O
kamçıyı bana getir" diye emretti. |
|