|
Kapıdaki ölüm meleği Azraildir! |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Kapıdaki ölüm meleği Azrail'dir!
"Kapıdaki ölüm meleği
Azrail'dir!"
Resulullah efendimiz artık son vasiyetlerine yapıyorladı. Hazret-i Ali'ye;
"Ya Ali! Zimmetimde filan yahudinin şu kadar malı vardır. Asker hazırlamak
için almıştım. Sakın onu ödemeyi unutma. Elbette zimmetimi kurtarırsın ve
Kevser havzı başında benimle görüşeceklerin birincisi sensin. Benden sonra
sana çok zarar gelir, sabır edesin. İnsanlar dünyayı istedikleri vakit sen
ahıreti seçesin" buyurdu.
Hz. Üsame bu esnada. Resulullah efendimiz ona; "Allahü teâlâ yardımcın
olsun! Haydi cenge git!" buyurdu. O da çıkıp ordusuna gitti.
Alemlerin efendisi, artık son nefeslerini veriyordu... Vakit iyice
yaklaşmıştı... Allahü teâlâ, Azrail aleyhisselama; "Habibime en güzel
surette git! Eğer izin verirse ruhunu çok yumuşak ve hafif olarak al. İzin
vermese geri dön!" diye vahyetti.
Azrail aleyhiselam, en güzel surette, insan kıyafetinde, sevgili
Peygamberimizin sadethanelerinin kapısına geldi ve; "Esselamü aleyküm ey
nübüvvet evinin sahibi! İçeri girmeğe izin verir misiniz? Allahü teâlâ
size rahmet eylesin?" dedi.
Hazret-i Aişe validemiz, sevgili Peygamberimizin yanıbaşında oturan
hazret-i Fatıma'ya; "Bu gelene sen cevap ver" dedi. O da, kapıya varıp,
çok üzüntülü bir ses ile; "Ey Allahü teâlânın kulu! Resulullah şu anda,
kendi haliyle meşguldur" dedi.
Azrail aleyhisselam, tekrar izin istedi. Aynı cevap verildi. Üçüncü defa
selamını tekrarlayıp, mutlaka girmesi gerektiğini yüksek sesle söyleyince,
Peygamber efendimiz haberdar oldular ve"Ya Fatıma! Kapıda kim var!"
buyurdular.
Hazret-i Fatıma; "Ya Resulallah! Kapıda birisi girmek için izin ister.
Birkaç defa cevap verdim. Fakat üçüncü seslenişinde vücudum ürperdi" dedi.
Bunun üzerine Resulullah efendimiz; "Ey Fatıma! Kapıdaki kimdir, biliyor
musun? O; lezzetleri yıkan, toplulukları darmadığınık eden, kadınları dul,
çocukları yetim bırakan, evleri harab, kabirleri mamur eden, ölüm meleği
Azrail'dir. Ey Azrail gir" buyurdu.
O zaman hazret-i Fatıma validemiz, tarif edilmez bir ızdıraba düştü ve
mübarek ağızlarından şu cümleler döküldü; "Vah Medine harab oldun?"
Peygamberimiz, hazret-i Fatıma'nın elini tutup mübarek göğsüne koydular ve
mübarek gözlerini kapadılar. |
|