|
Faydasız şeyle mesgul olmazdı |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Faydasız şeyle meşgul olmazdı
Faydasız şeyle meşgul olmazdı
Hz. Enes bin Malik diyor ki: "Resulullah, bir kimse ile müsafeha edince, o
kimse elini çekmedikçe, mübarek elini ondan ayırmazdı. O kimse, yüzünü
çevirmedikçe, mübarek yüzünü ondan çevirmezdi. Biri kimsenin yanında
otururken, iki diz üzerine oturur, edebinden ve ona değer verdiğinden,
mübarek bacağını dikip oturmazdı."
Hz. Cabir bin Sümre diyor ki: "Resulullah az konuşurdu. Lüzumlu olduğu
zaman veya bir şey sorulunca söylerdi."
Bundan anlaşılıyor ki, her Müslümanın malayani, faydasız şey söylemeyip,
susması lazımdır. Mübarek sözlerinde tertil ve tersil vardı. Yani, gayet
açık ve düzenli konuşur ve kolay anşlaşılırdı.
Hz.Enes bin Malik buyuruyor ki: "Resul aleyhisselam hasta ziyaretinde
bulunur, cenaze arkasında yürür, çağrılan yere giderdi. Merkebe de
binerdi. Resul aleyhisselamı Hayvber gazasında gördüm. Yuları bir ip olan
merkeb üzerinde idi. Resul aleyhisselam, sabah namazından çıkınca, Medine
çocukları ve işçileri su dolu kablarını önüne getirirler, mübarek
parmağını içine sokmasını isterler, kış ve soğuk su olsa da, isteklerini
geri çevirmez, gönüllerini hoş ederdi. Bir küçük kız, Resul aleyhisselamın
elini tutup, bir iş için götürseydi, birlikte gider, müşkülünü
hallederdi."
Hz. Cabir diyor ki: "Resul aleyhisselamdan bir şey istenip de yok dediği
işitilmedi."
Peygamber efendimiz, haya sahibi olmak yönüyle de bütün yaratılmışlardan
üstün idi. Uygun olmayan şeylere karşı gözleri adeta kapalı idi. Hiç
kimseye hoşlanmadığı şeyle hitab etmezdi.
Hazret-i Aişe validemiz anlattılar ki: "Resulullah efendimize, bir
kmisenin, hoşlanılmayan bir şeyi yaptığı haber verildiğinde, adını
söylemeden umumi manada "Niçin böyle yapıyorlar?" buyururlardı.
Bu şekilde o kimseyi, yaptı veya söylediği kötü işten alıkordu ve adını
vermezdi.
Hz. Enes bin Malik anlattı: "Bir gün Peygamber efendimizin huzuruna,
yüzüne sarı renkte bir şey bulaşmış bir kimse girdi. Ona hiçbir şey
demedi. Üzülecek bir şey söylemedi. O dışarı çıkınca; "Söyleseydiniz de,
yüzündekini yıkasaydı ya!" buyurdu.
Resulullah efendimiz, kavimleri birleştiriciydi. Onları birbirlerinden
nefret ettirmezdi. Her kavmin büyüğüne ikramlarda bulunur ve onu baş
köşeye oturturdu.
Kimseyi kendi mübarek cemalinden mahrum etmezdi. Eshab-ı kriamını arar,
gelmiyenleri sorardı. Yanına oturanlara nasihat eder, onların nasibini
verirdi.
Davranışı ile birini diğerinden çok seviyor düşüncesi, kimsenin kalbine
gelmezdi. Yanına şikayet için gelen birine karşı tahammül gösterir ve
dinlerdi.
Gelen şahıs yanından ayrılmadıkça, onu yüz üstü terkedip gitmezdi. Bütün
insanlara güzel huy ve ahlakını en iyi şekilde sunardı. Nezdinde hak ve
adalet bakımından herkes bir idi. Kimsenin kimseden bir üstünülğü,
ayrılığı yloktu.
Hazret-i Aişe validemiz buyurdu ki: "Resulullah efendimiz kadar güzel
ahlaka sahip hiç kimse görmedim. Ne zaman Eshabından veya Ehl-i beytinden
biri O'nu çağırmışsa mutlaka; "Buyur" diye karşılık vermişlerdir. |
|