|
En çok sevdiğim dostlarımdır |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
En çok sevdiğim dostlarımdır
"En çok sevdiğim dostlarımdır"
Hz.Aişe validemiz buyurdu ki: "Resulullah efendimizin mübarek karnı,
hiçbir zaman yemekten doymamıştır. Bu hususta, bir kimseye de
yakınmamıştır. İhtiyaç, O'nun için zenginlikten daha iyi idi. Bütün gece
açlıktan kıvaransa bile bu durum O'nu gündüz orucundan alıkoymazdı.
İsteseydi, Rabbinden yeryüzünün bütün hazinelerini, yiyeceklerini ve refah
hayatını isterdi. Yemin ederim ki, O'nun bu halini isterdi. Yemin ederim
ki, O'nun bu halini gördüğüm zaman, acırdım ve ağlardım. Elimle mübarek
karnını sıvazlar;
"Canım sana feda olsun! Sana güç verecek şu dünyadan, bazı menfaatler
te'min etsen olmaz mı?" derdim.
O da, "Ey Aişe! Ben dünyayı ne yapayım? Ülü'l-azmden olan Peygamber
kardeşlerim, bundan daha çetin olanına karşı tahammül gösterdiler. Fakat o
halleri ile yaşayışlarına devam ettiler. Rablerine kavuştular.
Bu sebeple Rableri, onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir biçimde
yaptı, sevablarını artırdı. Ben refah bir hayat yaşamaktan haya ediyorum.
Çünkü böyle bir hayat, beni onlardan geri bırakır.
Benim için en güzel ve sevimli şey, kardeşlerime, dostlarıma kavuşmak ve
onlara katılmaktır" buyururlardı.
Hazret-i Aişe validemiz buyurdular ki: "Resulullah, bu sözlerinden bir ay
kadar sonra vefat ettiler."
Peygamber efendimiz cömertliği de dillere destan idi. Bu güzel huyda da
Peygamberimize kimse yetişemez.
Hz. İbn-i Abbas "Resulullah efendimiz iyilik yapmak bakımından insanların
en cömerdi idi. Ramazan-ı şerifde ve Cebrail aleyhisselam ile buluştukları
zaman, sabah rüzgarından daha cömert olurdu" demiştir.
Hz. Enes bin Malik buyuruyor ki:
"Resul aleyhisselam ile birlikte gidiyordum. Üzerinde bürd-i Necrani
vardı. Yani Yemen kumaşından bir palto vardı. Arkadan bir köylü gelip,
yakasından öyle çekti ki, paltonun yakası mübarek boyunun çizdi ve izi
kaldı. Resul aleyhisselam, adamın bu haline tebessüm etti ve ona bir şey
verilmesi için emir buyurdu."
Resul aleyhisselamın komşusu, bir ihtiyar kadın vardı. Kızını, Resul
aleyhisselama gönderdi.
"Namaz kılmak için örtünecek bir elbisem yok. Bana, namazda örtünecekbir
elbise gönder" diye yalvardı.
Resul aleyhisselamın o anda başka elbisesi yoktu. Mübarek arkasındaki
antariyi çıkarıp, o kadına gönderdi. Namaz vakti gelince, elbisesiz
mescide gidemedi.
Eshab-ı kiram, bu hali işitince, Resul ale,yhisselam o kadar cömertlik
yapıyor ki, gömleksiz kalıp, mescide cemaate gelemiyor. Biz de her
şeyimizi fakirlere dağıtalım dediler.
Allahü teâlâ, hemen İsra suresinin 29. ayet-i kerimesini gönderdi. Önce
Habibine mealen;
"Hasislik etme, bir şey vermemezlik yapma" buyurdu, sonra da; "Sıkıntıya
düşecek ve namazı kaçırarak, üzülecek kadar da dağıtma! Sadakada vasat
davran" buyurdu. |
|