|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
İlk önce O kalkacak
İlk önce O kalkacak
Resulullahın kabrinin içindeki toprak her yerden ve Kabe'den ve
Cennetlerden daha efdaldir.
Kabirde, bilmediğimiz bir hayatla diridir. Kabirde Kur'an-ı kerim okur,
namaz kılar. Bütün Peygamberler de böyledir.
Dünyanın her yerinde, Resulullah'a salevat okuyan Müslümanların
selamlarını işiten melekler, kabrine gelip haber verirler. Kabrini hergün
binlerce melek ziyaret eder.
Ümmetinin amelleri ve ibadetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir.
Bunları yapanları da görür, günah işleyenlerin affolması için dua eder.
Kabrini ziyaret etmek, kadınlara da müstehabdır. Başka kabirleri ise,
yalnız tenha zamanlarda ve Müslümana yakışan kıyaftle ziyaret etmeleri
caizdir.
Diri iken olduğu gibi, vefatından sonra da, dünyanın her yerinde, her
zaman O'na tevessül edenlerin, yani O'nun hatırı ve hürmeti için
isteyenlerin duası Allahü teâlâ kabul eder.
Kıyamet günü kabirden ilk önce Resulullah kalkacaktır. Üzerinde Cennet
elbisesi bulunacaktır. Burak üzerinde mahşer yerine gidecektir. Elinde
Liva-ül-hamd denilen bayrak olacaktır. Peygamberler ve bütün insanlar bu
bayrağın altında duracaktır. Hepsi, bin sene beklemekten, çok
sıkılacaktır. İnsanlar sıra ile; Âdem, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa
peygamberlere (aleyhimüsselam) gidip, hesaba başlanması için şefaat
etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, özür bildirerek, Allahü teâlâdan
utanıp korktuklarını söyleyecekler ve şefaat etmekten çekinecekler. Sonra
Resulullah'a gidip yalvardıklarında, O, secdeye varıp, dua edecek ve
şefaati kabul olacaktır. Önce, O'nun ümmetinin hesabı görülecek, en önce
sırattan onlar geçecek, en önce onlar Cennet'e gireceklerdir. Her gittiği
yeri nurlandıracaklardır. Hazret-i Fatıma, sıratdan geçerken; "Herkes
gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselamın kızı geliyor" denecektir.
"Makam-ı Mahmud" denilen şefaatı ile, bütün insanları mahşerde beklemek
azabından kurtaracaktır.
Resulullah'ın Cennet'te bulunduğu makamın ismi Vesile'dir. Burası
Cennet'in en yüksek derecesidir. Cennet'te bulunan herkese, birer dalının
uzandığı Sidret-ül münteha ağacının kökü oradadır. Cennet'tekilere
nimetler bu dallardan gelecektir.
Peygamber efendimiz, yaratılmışların en üstünü olduğu gibi, Allahü teâlâyı
hakkıyla tanıyıp, O'ndan en çok korkanı idi. Cenab-ı Hak, O'nu günah
işlemekten muhafaza buyurduğu halde, O, hiç durmadan ibadet eder, Allahü
teâlâya dua ve istigfarda bulunurdu. Gecenin evvelinde (yatsıdan sonra)
uyur, sonunda da ibadet ederdi.
İbn-i Abbas şöyle anlatır: "Bir gece Resulullahın evinde misafir oldum.
Resulullah, gece yarısına kadar yahut biraz önce veya sonrasına kadar
uyudu. Sonra uyanıp oturdu, eliyle yüzlerinden uyku izlerini giderdi.
Kalkıp asılı duran su ibriğini alıp abdest aldı. Al-i İmran suresi
sonundan on ayet-i kerime okudu ve namaza durdu. Ben de kalkıp
Resulullah'ın aldığı gibi abdest aldım ve namazda o Serverin yanına
durdum. Resulullah iki rekat namaz kıldı. Sonra iki rekat daha kıldı.
Arkasından tekrar iki rekat daha kıldı. Sonra vitir namazına durdu. Bunu
müteakib sabah ezanı okununcaya kadar yattı. Sonra kalkıp tekrar iki rekat
namaz kıldı ve mescide çıkıp sabah namazının farzını kıldı." |
|