|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Kimseyi üzmedi
Kimseyi üzmedi
Hazret-i Ali'ye, Peygamber efendimiz'in meclisinde bulunan dost ve
arkadaşlarına karşı nasıl davrandıklarını sorduğumda, şöyle anlattılar:
Resulullah efendimiz her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve alçak gönüllü
idiler. Asla asık suratli, katı kalbli, kavgacı, kusur bulucu, dalkavuk ve
kıskanç değildiler. Hoşlanmadığı şeyleri görmezlikten gelir, kendisinden
beklentisi olan kimseleri hayal kırıklığına uğratmaz ve onları
isteklerinden tamamen mahrum bırakmazdı.
Üç şeyden titizlikle uzak dururlardı: Münakaşa, boşboğazlık ve malayani!..
Şu üç husustan titizlikle sakınırlardı:
Hiç kimseyi kötülemezler, kınamazlar ve hiç kimsenin aybı ile gizli
taraflarını ögrenmeye çalışmazlardı.
Sadece yaralı olacağını ümit ettikleri konularda konuşurlardı. Hazreti
Peygamber konuşurken, meclisinde bulunan dinleyiciler başlarının üzerine
kuş konmuşscasına hiç kımıldamadan kulak kesilirlerdi.
Eshabının güldüklerine kendileri de güler, onların taaccüb ettikleri
şeylere, kendileri de hayretlerini ifade ederdi.
Huzurlarında gelen bedevilerin kaba saba konuşmaları ile pervasızca
suallerinin yol açtığı tatsizliklara sabrederlerdi. Eshabı ise, onların
gelip sual sormalarını çok isterlerdi. Çünkü, soramadıkları çok şeyi
böylece öğrenmiş olurlardı.
Peygamber efendimiz, "Hacetinin giderilmesini isteyen bir ihtiyaç sahibi
ile karşılaştığınız zaman ona yardımcı olunuz" buyururlardı.
Hazreti Peygamber, ancak yapılan iyiliğe denk düşen ve dalkavukluğa
kaçmayan övgüleri kabul eder ve haddi tecavüz etmediği müddetçe hiç
kimsenin sözünü kesmezdi. Şayet yüksek huzurlarında haddi aşacak şekilde
konuşulursa, o zaman ya konuşanı susturmak ya da o meclisten kalkıp gitmek
suretiyle ona engel olurlardı.
Hazreti Peygamber, bilhassa lüzumsuz aşırılıkları, İslâma söz
getirebilecek ölçüsüz davranışları ve temel prensipleri zedeleyici
hareketleri hiç hoş karşılamazlar; bu türden olaylar kendisine intikal
ettikçe üzülürler, öfkelenirler, açıktan tavır takınırlar ve sert bir
dille ikaz ederek bunları önlemeye çalışırlardı.
Mesela; Eshabdan birisi, cemaate namaz kıldırırken uzun sureler okumak
suretiyle namazı iyice uzatmış; bıkkınlık veren bu durumu cemaatten birisi
de Peygamber efendimiz'e iletip; "Ya Resulallah, falanca zat bize namaz
kıldırırken çok uzatıyor" diye şikayet etmiştir.
Bu şikayet üzerine Resulullah efendimiz ayağa kalkıp, topluluğa karşı şu
veciz konuşmayı yapmıştır:
"Ey Eshabım! İçinizde, halkı bıkma noktasına getirenler var. Herhangi
biriniz imamet vekiine geçip de halka namaz kıldırırsa, namazı münasip bir
şekilde kısa kesin. Zira onlar arasında hasta olanlar vardır, vazifeli ve
iş-güç sahibi olanlar vardır!.."
Hadiseyi anlatan Ebu Mes'ud , Hazreti Peygamberin o andaki tavrını şöyle
ifade eder; "Resulullah efendimizin o günkü konuşmasındaki kadar öfkeli
konuştuğunu hiçbir zaman görmedim." |
|