|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Seni benden kim kurtarır
"Seni benden kim kurtarır"
Hicretin üçüncü senesinde, Resul aleyhisselam Kattan gazvesinde bir ağaç
dibinde yalnız yatarken, Dasür isminde bir pehlivan kafir, elinde kılıçla
gelip; "Seni benden kim kurtarır?" dedi. Resulullah; "Allahü teâlâ
kurtarır" buyurdu. Cebrail aleyhisselam insan şeklinde görünüp, kafirin
göğsüne vurdu. Yıkılıp kılıç elinden düştü. Resul alehisselam, kılıcı
eline alıp; "Seni benden kim kurtarır?" buyurdu. "Beni kurtaracak senden
daha hayırlı kimse yoktur" diye yalvardı. Af buyurup serbest bıraktı.
İmana gelip, çok kimsenin imana gelmesine sebeb oldu.
Sevgili Peygamberimizin hizmetçilerinden Enes bin Malik'e; "Ya Rabbi!
Bunun malını ve çocufklarını çok, ömrünü uzun, günahlarını af eyle!"
duasını yaptı.
Zaman geçtikçe malları-mülkleri çoğaldı. Ağaçları, bağları her sene meyve
verdi. Çok fazla çocuğ oldu. Yüz on sene yaşadı. Ömrünün sonunda; "Ya
Rabbi! Habibinin benim için yaptığı dualardan üçünü kabul ettin, ihsan
ettin! Dördüncüsü olan günahlarımın affedilmesi acaba nasıl olacak"
deyince; "Dördüncüsünü de kabul ettim. Hatırını hoş tut!" sesini işitti.
Resul alehisselam, bir gün abdest alıp, mestlerinden birini giyip,
ikincisine elini uzatırken, bir kuş mesti kapıp havada silkti. İçinden
küçük bir yılan düştü. Sonra kuş, mesti yere bıraktı. Bu günden sonra,
ayakkabı giyerken önce silkelemek sünnet oldu.
Sahabeden Enes bin Malik'de, Resulullah'ın mübarek yüzünü sildiği bir
mendili vardı. Enes, bununla yüzünü siler, kirlendiği zaman, ateşe
bırakırdı. Kirleri yanar, mendil yanmaz, tertemiz olurdu.
Uhud gazasında, Ebu Katade'nin bir gözü çıkıp yanağı üzerine düştü.
Resulullah'a getirdiler. Mübarek eli ile gözünü yerine koyup; "Ya Rabbi!
Gözünü güzel eyle!" buyurdu. Bu gözü, diğerinden güzel oldu. Ondan daha
kuvvetli görürdü.
Ebu Katade'nin torunlarından biri, halife Ömer bin Abdülaziz'in yanına
gelmişti. "Sen kimsin?" dedi. Bir beyt okuyarak, Resulullah'ın mübarek eli
ile gözünü yerine koymuş olduğu zatın torunu olduğunu bildirdi. Halife, bu
beytleri işitince, kendisine, ziyade ikram ve ihsanda bulundu.
Resul-i ekrem efendimiz, bir çayırda giderken, üçkere; "Ya Resulallah!"
sesini işitti. O tarafa bakıp, bağlı bir geyik gördü. Yanında bir adam
uyuyordu. Geyiğe istediğini sorunca; "Bu avcı beni avladı. Karşıdaki
tepede iki yavrum var. Beni salıver! Gidip, onları doyurup geleyim" dedi.
Resul aleyhisselam; "Sözünde durup gelir misin?" buyurdu. Geyik; "Allah
için söz veriyorum, gelmezsem Allah'ın azabı benim üzerime olsun" dedi.
Adam uyanıp; "Ya Resulallah! Bir emrin mi var?" dedi.
Peygamber efendimiz de; "Bu geyiği azad et!" buyurdu. Adam, geyiğin ipini
çözüp bıraktı. Geyik; "Eşhedü en la ilahe illallah ve enneke Resulullah"
dedi ve gitti. |
|