|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Ömrü boyunca titredi
Ömrü boyunca titredi
Resulullah efendimiz bir gün Hakem bin Ebul Asın yanından geçti. Hakem,
Resulullahın arkasından vücudunu, elini, kolunu oynatarak alay etti.
Resulullah Onun bu halini nübüvvet nuruyla gördü ve "O şekilde kalasın"
buyurdu. O anda Hakem bin Ebul Asın vücudunu bir titreme aldı ve ömrünün
sonuna kadar o titremeden kurtulamadı.
* * *
Resulullah efendimiz cinnilerin de peygamberi idi. Onları da tebliğ de
bulunurdu. Bir gece teheccüd ile meşgul olup Kur'an-ı kerim okuken,
Nusaybin cinlerinden yedi cin oraya uğradılar. Resulullahın okuduğu
Kur'an-ı kerim ayetlerini işittiler.
Bir müddet sonra Nusaybin cinlerinden kalabalık bir toplulukla gelip
Mekkenin yukarısına indiler. Onlardan birisi, Resulullahın huzuruna geldi.
Resulullah eshabı ile oturuyordu. Eshab-ı kirama kalbinde zerre kadar
korku bulunmayan kim benimle gelir buyurdu. Abdüllah bin Mes'ud ayağa
kalktı ve Resulullahın hurma nebiziyle dolu olan matarasını su dolu zan
ederek aldı.
Birlikde Mekkenin yukarısına gittiler. Resulullah bir çizgi çizip: Ey
Abdüllah, bu çizginin içinden dışarı çıkma ve hiçbir şöyden korkma
buyurdu. Abdüllah ibni Mes'ud şöyle anlatmıştır:
O çizginin içinde oturdum. Uzakda bir topluluk vardı. Resulullah onlara
yaklaşınca ayağa kalktılar, hürmet gösterdiler. Resulullah sabaha kadar
onların arasında kaldı. Sonra benim yanıma geldi ve çok bekledin ya
Abdüllah buyurdu. Nasıl beklemiyeyim ki ya Resulallah. Dünya ve ahıret
saadeti senin emrine uymağa bağlıdır, dedim.
Sonra o kalabalık arasından iki kişi Resulullahın yanına geldi. Resulullah
onlara, "Niçin geldiniz ki, sizin işinizi hallettim," buyurdu.
Dediler ki, ya Resulallah! Sabah namazını seninle birlikte kılmak
istiyoruz, onun için geldik. Bunun üzerine Resulullah bana yanında su var
mı buyurdu. Getirdiler onunla abdest aldı.
Onlar kimlerdir diye sordum. Nusaybin cinleridirler. Müslüman oldular.
Bazı ihtilafları vardı. Hallettim. Kendilerine yiyecek ta'yin edilmesini
istediler. Kemikleri kendileri için, tezeği de hayvanları için yiyecek
olarak bildirdim, buyurdu.
Bu hadiseden sonra kemikle ve tezek ile taharetlenmeyi yasakladı.
* * *
Abdüllah ibni Mes'ud hazretleri anlatır: Bir gece Resulullah elimden
tutup, beni Mekkenin bir vadisine götürdü. Beni bir yere oturtdu. Kendisi
uykuya daldı. Birden bire beyaz elbiseli bazı kimseler geldi. O kadar
güzel idiler ki, anlatılamaz. Dediler ki: Gözleri uykuda iken, kalbimin
uyanık olması hali, bu peygamberden başka hiçbir kimseye verilmemiştir. Bu
peygamberin da'vetini kabul etmek, bir saray yapdırıp, çok güzel yemekler
hazırlatan ve herkesi da'vet eden padişahın da'vetini kabul etmeye benzer.
Da'veti kabul edip, ziyafetden yiyip içenler sultana yakın ve kıymetli
oldular. Kabul etmeyenleri ise azarlayıp cezalandırır. Bunları konuştukdan
sonra gittiler. Resulullah uyandı. Buyurdu ki: Onlar melekler idiler.
Söyledikleri misal şu idi: Allahü teâlâ Cenneti yarattı. İnsanları ona
da'vet eidi. Bu da'veti kabul edenler Cennet ni'metlerine kavuşurlar ve
Allahü teâlâ katında kıymetli olurlar. Daveti kabul etmeyenler ceza ve
azap görürler. |
|