|
Cahillik ve inad yoluna gitmeyiniz! |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Cahillik ve inad yoluna gitmeyiniz!
"Cahillik ve inad yoluna
gitmeyiniz!"
İslâmiyyetten önce Şamda İbni Heyyaban adında bir yehudi vardı. Bu yehudi
Medineye gelip yerleşti. Beni Kureyza kabilesinin arasında kalırdı. O
kabileden biri şöyle demiştir:
Asla onun gibi edeb ve şartlarını gözeterek namaz kılan kimse görmedim. Ne
zaman kıtlık olsa yağmur duası için onun yanına giderdik. Bize sadaka
vermemizi söylerdi. Sadakadan sonra dua ederdi. Biz henüz yanından
ayrılmadan yağmur yağmağa başlardı.
Vefatı yaklaşıp yakında öleceğini anlayınca, bize vasıyyet ederek şöyle
dedi. "Ey yehudi cema'ati! Biliyor musunuz ben niçin ni'meti bol olan Şamı
terk edip de, kıtlık bulunan bu Medine şehrine gelip, burayı kendime vatan
edindim!
Ben buraya şu sebeple geldim. İlahi kitablarda okudum ve anladım ki, ahır
zaman peygamberinin gelmesi yaklaşmıştır. Bu şehir Onun hicret yeri
olacaktır. Dini burada kuvvet bulacakdır. Ümmid ediyordum ki, Ona hizmetle
ve tabi' olmakla şerefleneyim. Ona iman ederek dalaletten hidayete
kavuşayım. Fakat kesin olarak anladım ki, fırsat elvermedi! Ömrüm o zamana
yetmedi! Sakın, sakın! gaflet etmeyiniz! Cahillik ve inad yoluna
gitmeyiniz. O Peygamberin zuhuru zamanı yaklaşdı. Ona iman etmekte
yarışanlardan olmağa çalışınız. Ona iman edip tabi' olarak, hidayete erip,
dalaletden kurtulunuz."
Zaman geldi. Resulullah, Beni Kureyza kabilesini kuşattı. Aralarından İbni
Heyyebanın vasıyyetini işitenler: Ey Kureyza oğulları. Bu İbni Heyyebanın
haber verdiği peygamberdir dediler. Diğerleri bu o değildir, dediler.
Fakat onlar vallahi Odur diyerek hemen kal'adan aşağı inip iman ettiler.
Canlarını, mallarını ve ailelerini kurtardılar.
* * *
Ukaşe bin Mıhsan, Bedir gazasında düşmanla çarpışırken kılıcı iki parçaya
ayrıldı. Resulullah onun eline bir ağaç dalı verdi ve bununla savaş
buyurdu. Ağaç dalını eline alıp sallamaya başlayınca, iyi bir kılıç halini
aldı. Bütün savaşlarda o kılıç ile savaştı. O kılıcı mürtedlerle yapılan
savaşda şehid düştüğü güne kadar kullandı. O kılıca Avn (ilahi yardım)
adını vermişlerdi.
* * *
Bedir savaşında, Katade bin Nu'manın, gözüne bir nesne dokundu ve büyük
yara aldı. Gözü yüzü üzerine sarktı. Kavmi onu keselim, fakat önce
Resulullaha sorup, istişare edelim dediler. Resulullah Katadeyi huzuruna
çağırdı. Yanağına sarkmış olan gözünü yerine yerleşdirdi ve mubarek eliyle
sıvazladı ve gözü iyileşti. Öyle ki hangi gözü çıkmışdı bilemediler.
* * *
Saib bin Hubeys, Emir-ül mü'minin Ömer bin Hattab zamanında şöyle
anlatmıştır: Vallahi beni Bedir gazasında kimse esir etmedi. Fakat Kureyş
müşrikleri ile birlikde ben de kaçıyordum. Beyaz tenli, uzun boylu bir
kimse, gösterişli bir ata binmiş, havada üzerimden yetişti ve beni tutup
bağladı. Abdürrahman bin Avf gelip beni bağlı buldu. Bunu kim bağladı diye
bağırarak sordu. Hiç kimse cevab vermedi. Sonra beni Resulullahın huzuruna
götürdü. Resulullah bana, "Seni kim tuttu, ey Ebu Hubeys," dedi.
Durumu bildirmek istemediğim için "Bilmiyorum," dedim. Bunun üzerine
Resulullah "Seni meleklerden bir melek tuttu," buyurdu. Sonra Abdürrahman
bin Avfa esirini al götür buyurdu. O söz hiç hatırımdan çıkmadı. Fakat
müsliman olmam gecikti, sonunda Müslüman oldum. |
|