|
Kişi sevdiği ile beraberdir |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Kişi sevdiği ile beraberdir
"Kişi sevdiği ile beraberdir"
Resulullah efendimizin güzelliğini hiç kimse tam olarak anlatamamıştır.
O'nu görüp güzelliğine aşık olanlar, dilleri döndüğü kadar anlatmağa
çalışmışlar, o güzelliği bildirmeğe insan gücü yetmez demişlerdir. İslâm
alimlerinin kitaplarında o aşıkların haber verdiklerinden yüzlercesi
yazılmıştır. Okuyanlar, Allahü teâlânın, sevgili Peygamberini,
düşünülemiyecek bir düzende ve bakmağa doyulamayacak bir güzellikte
yaratmış olduğunu hemen anlatır.
Görmeden, O'na gönül verirler. Habibullah'a aşık olanlar, her nefeste,
ciğerlerine giren havanın serinliğinde, O'nun sevgisinin tadını duyarlar.
Aya her bakışlarında, O'nun mübarek gözlerinden gelmiş olan ışınların
akslerini aramakla zevklenirler. O'nun güzelliği deryasında bir damlaya
kavuşanların her zerresi;
"Güzel yanağını bilen, güle hiç bakmaz,
Senin sevginde eriyen, derman aramaz!" diye söyler.
Bir gün hazret-i Ömer, Peygamber efendimize; "Ya Resulullah! Allahü
teâlâya yemin ederim ki, canım hariç, bana her şeyden sevgilisin" dedi.
Resulullah efendimiz ise; "Ben, kendisine canından daha sevgili olmadıkça,
sizden biriniz asla iman etmiş olmaz" buyurdular. Bunun üzerine hazret-i
Ömer; "Ya Resulallah! Sana Kur'an-ı kerimi gönderen Allahü teâlâya yemin
ederim ki, sen bana canımdan daha sevgilisin" deyince; "Ey Ömer, şimdi
(tamam) oldu" buyurdular.
Enes bin Malik'den rivayetle bir hadis-i şerifde buyruldu ki: "Hiç
biriniz, ben ona, evladından da, pederinden de ve bütün halktan daha
sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz."
Bir kimse, Resulullah efendimize gelip sordu: "Ey Allahü teâlânın Resulü!
Kıyamet ne zaman kopacaktır?" Peygamber efendimiz; "Kıyamet için ne
hazırladın?" buyurdular. O kimse; "Evet, çok namaz kılarak, oruç tutarak,
sadaka vererek kıyamet için hazırlanmadım. Lakin ben, Allahü teâlâyı ve
O'nun Resulünü seviyorum" dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz; "Kişi
sevdiği ile beraberdir" buyurdular.
Vefatından sonra Peygamber efendimizin ayrılığına dayanamayan Bilal-i
Habeşi hazretleri, Şam'a gitmiş, burada bir müddet kaldıktan sonra, bir
gece rüyasında Peygamber efendimizi görmüş ve; "Beni ziyaret etmeyecek
misin ya Bilal?" buyurması üzerine, Medine'nin yolunu tuttu. Bilal-i
Habeşi, Resulullah efendimizle geçirdiği günleri hatırlayıp, hasret ve
muhabbet gözyaşları döktü.
Uzun müddet ağladıktan sonra, Resulullah'ın torunları hazret-i Hasen ve
hazret-i Hüseyn'in ısrarları ile bir gün sabah namazı vaktinde ezan
okumaya başladı. Onun sesini duyan herkes, sokaklara döküldüler ve
Resulullah ile yaşadıkları saadetli günleri, Bilal-i Habeşi'nin okuduğu
ezan sadalarıyla hatırlayıp ağladılar. Bilal-i Habeşi hazretleri de,
ağlamaktan ezanı güçlükle tamamlayabildi. |
|