|
Resulullahı sevmek farzdır |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Resulullahı sevmek farzdır
Resulullahı sevmek farzdır
Resulullah'ı sevmek, bütün Müslümanlara farz-ı ayndır. O serverin sevgisi
bir gönüle yerleşirse, İslâmiyet'i yaşamak, imanın ve İslâm'ın tadına,
doyulmaz zevkine ermek, çok kolay olur. Bu sevgi, iki cihanın efendisine
tam uymala sebeb olur.
Bu sevgi ile, Allahü teâlânın, Habibine ikram ettiği sonsuz ve anlatılması
mümkün olmayan nimetlere ve bereketlere kavuşmakla şereflenilir.
Küçük-büyük bir Müslümanı, doğrudan doğruya Resulullah'ın sevgisine
götüren Ehl-i sünnet alimleri ve kitapları, bu bereketlerin senetleridir.
Resul aleyhisselamın mübarek ismini anan veya duyan mü'minin,
Resulullah'ın şerefli meclisinde bulunuyormuş gibi; sükunet, edeb, kalb ve
bedenle tazim üzere bulunması vaciptir.
Resulullah efendimizin mübarek sözlerinde ve işlerinden bildirilen
birşeyi, O'nun şanını yükseltecek bir şey ile mukabele etmek, O'na
tazimden ve hürmettendir. İnsanlar arasında aşağılık ve düşük bir mertebe
için kullanılan kelimelerle, Resulullah'ı vasfetmemek de O'na tazimdendir.
Birçok yabancı kimse gelip, Resulullah'ı ilk gördüklerinde, daha söz, iş
ve hallerine muttali' olmadan, sadece görmekle, hak peygamber olduğunu
anlarlardı. Nitekim şairi Abdullah bin Revaha hazretleri, "Hiçbir
mu'cizesi olmasa, kendisi mu'cize idi." demiştir.
Bazı alimler, Resulüllahın hüsnü cemalinin hepsini Allahü teâlâ bize
göstermedi. Çünkü bütün güzelliği görünseydi, mübarek yüzüne gözler
bakamazdı. Neş'eli olduğu zamanlar nurlu yüzü ayna gibi parlar, parlaklığı
yanlarındaki duvarlara aksederdi. Gece karanlığında dışarıdan içeriye
girenler, yüzünün nurunun aydınlığında yere düşmüş iğneyi görürlerdi. |
|