|
Ben, sizin işitmediğinizi işitirim |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Ben, sizin işitmediğinizi işitirim
"Ben, sizin işitmediğinizi
işitirim."
Resulullah efendimizin işitmesi de bizimki gibi değildi. Fahr-i alem
efendimiz, "Hiç şüphesiz ki, ben, sizin görmediğinizi görürüm ve
işitmediğinizi işitirim." buyurmuştur.
Hakim bin Hizam hazretleri anlatır: "Bir gün Resulüllah efendimiz eshab-ı
kiramı arasında oturuyordu. Onlara:
- Benim işittiğimi siz de işitiyor musunuz? diye sordu.
- Hiçbir şey işitmiyoruz, ya Resulallah! dediler.
O zaman Resulullah efendimiz:
- Muhakkak ben, göğün ve yıldızların sesini işitirim. Onun ses verdiği
inkar edilemez. Çünkü onda bir karış yer yoktur ki, üzerinde secde veya
kıyam edici bir melek bulunmasın, diye buyurdu.
Efendimizin sesi, işitmesi gibi yüz görünüşü ve konuşması da çok farklı
idi. Fahr-i alem efendimizin alnı parlak ve açıktı. Mübarek kaşları sık ve
ince idi. Kaşlarının arası açıktı. İki kaşının arasında olan damarı gazab
zamanında kabarırdı.
Mübarek dişleri beyazdı ve çok sık değildi, araları açıktı. İnci gibi
berrak, sağlam ve güzeldi. İbn-i Abbas hazretlerinden buyurdu ki, Fahr-i
alem efendimizin ön dişleri seyrekti. Söz söylediği zaman sanki dişlerinin
arasından nur çıkardı.
Mübarek dudaklarının mübarek ağzını yumduğu zamanda görünen şekli,
güzelliği Allah'ın kullarından hiçbir kimseye verilmiş değildi. Görenler,
öylesine güzellik ve letafet üzere idi, demişler gördüklerini tam ifade
edememişlerdir.
Hz. Ebu Kursafe şöyle anlatır: "Ben, annem ve teyzem Resulullah efendimize
gidip biat ettik. Dönüp eve geldiğimiz zaman bana:
- Oğlum, hiç bunun gibi yüzü güzel, elbisesi temiz, sözü yumuşak ve tatlı
bir kimse biz görmedik. Ağzından nur çıktığını görüyorduk, dediler.
Mübarek ağız suyunun vasfı hakkında çok mucize ve kerametler beyan
olunmuştur. Bunlardan biri ittifakla nakledilen bir hadiste gelmiştir ki,
Hayber gazasında Hazret-i Ali'nin gözleri çok ağrıyordu. O kadarki,
gözlerini açmaya muktedir olamıyordu. Fahr-i alem efendimiz o gün eline
sancağı alıp gözlerine mübarek ağız suyundan sürdü. Öyle sıhhat nasib oldu
ki, sanki hiç gözleri ağrımamış gibi oldu.
Hz. Utbe'de de kurdeşen dedikleri hastalık arız olmuştu. Fahr-i alem onun
sırtına ve karnına bir miktar ağız suyundan sürdü ve mübarek eliyle
sığadı. Sıhhat bulduktan sonra bedeni öyle hoş kokulu oldu ki, ondan güzel
koku olmazdı. |
|