|
Başkalarının fikirlerine değer verirdi |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Başkalarının fikirlerine değer verirdi
Başkalarının fikirlerine değer
verirdi
Resulullah efendimiz, iştişareye, danışmaya önem verirdi. Kur'an-ı kerimde
Resulullah efendimize istişare etmesi emir olundu. Resulullah efendimiz de
bu emre uyarak sahabilerle istişarede bulunmuştur. Hz. Ebu Hüreyre bu
konuda şunları söylemiştir: "Resulullahtan daha fazla istişare eden hiçbir
kimse görmedim"
Bedir savaşı başlamadan önce konakladığı yeri uygun bulmayan Hubab bin
Münzir Resulullah efendimize gelerek şunları söyledi: "Ya Resulallah!
Burası sana Allah'ın konaklamanı emrettiği, ileri gitmemiz veya geri
çekilmemiz caiz olmayan bir yer midir? Yoksa sizin şahsi takdiriniz midir,
savaş ve hile için tedbir olarak düşünülmüş bir yer midir?"
Resulullah efendimiz kendi takdiri olduğunu söyledi. Bunun üzerine Hubab
"Ya Resulallah! Burası karargah için uygun bir mekan değildir. Sen
insanları buradan kaldır. Kureyş'in konacağı yerin yakınındaki su başına
gidip konalım..." dedi.Resulullah efendimizimiz Hubab'a "Doğru söyledin"
dedi ve onun tavsiyelerini uyguladı.
Resulullah efendimiz İslâmı mümkün olduğunca çok insana ulaştırmayı gaye
edinmişti. Bunun dışındaki her şey o hedefi gerçekleştirmek için bir
vasıta idi. O, her sıkıntıya bu gaye uğruna katlanmıştır.
Resulullah efendimiz faaliyetlerinde adalet ve ahlakı esas almıştır.
Savaşta taktik olarak uygulamak zorunda kaldığı durumlar dışında, insanlar
arasında fark gözetmeksizin herkese adil ve ahlaki davranmış, ahde vefa
göstermiştir.
İçte barış ve huzuru, dışta da emniyeti sağlamak Resulullah efendimizin
temel hedeflerinden biriydi. Nitekim Cahiliye döneminde kabileler arasında
savaşlar, kanlı soygunlar, kervan baskınları ve kan davaları eksik
olmazken, Resulullah efendimiz döneminde bunlar büyük çapta önlenmiştir.
Resulullah efendimiz insana değer verirdi. Düşmanı imha değil, hep
kazanmayı gaye edinmiştir. Düşmanın gücünü mahvetmeksizin, daha sonra bu
gücü kullanmayı düşünmüştür. Onun on yıl süren Medine döneminde İslâm,
yaklaşık iki milyon kilometrekarelik bir alana yayılmıştır.
Bu kadar hızlı gelişme, yayılma ve değişim, Beni Kurayza hariç tutulursa,
kaba bir hesapla düşman tarafından ikiyüzonaltı kişinin ölmesi ve
Müslümanlar tarafından da yüzotuzsekiz kişinin şehit edilmesi karşılığında
gerçekleşmiştir.
Efendimiz, insanlara meziyet, liyakat ve değerlerine göre muamelede
bulunmuştur. Ne kadar azılı düşmanı olusa olsun, bir kişi İslâma
girdiğinde onun haysiyet ve şerefini muhafaza etmiştir.
Peygamberimiz Müslüman olan kabilelere içlerinden birisini yeniden vali
tayin ederken onların ehil olmalarına ve hatta öyle ki, ayrıntı
sayılabilecek ahlaki özelliklerine bile dikkat etmiş ve bunları
değerlendirmiştir. |
|